|
|
YOLSUZLUK YETMEZ
KARAPARA ÇOK ÖNEMLİDİR
A.ATEŞ
Sermayenin ilk birikimini anlatırken Marx, "kan ve gözyaşından" söz açarak, birikimin temelinde hiç de saf-temiz bir efsane olmadığını yazar. Elbette burada anlatılan,yani emekle piyasada buluşan sermayenin birikimidir. Fetihler, sömürgeler, köleleştirilen halkları vs. kasteder düşünürümüz. Ancak tarihi randevusunu verdiği emekle buluşmak için pazara geldiğinde kendine, insanların "çalışa çalışa, hiç harcamadan, çok tutumlu davrananların, bütün kazancını harvurup harman savuran ve böylece emeklerinden başka satacak şeyleri kalmayanlara inat" oluşturdukları saf tertemiz "sermaye" olduğunu anlatır. Daha ilk ortaya çıkışta, kendini oluşturan önemli ögelerin başında, haydutluk, soygunculuk, hırsızlık olduğunu saklarken, emekle birleşerek oluşturduğu sistemi insancıl özelliklere dayanan "doğal" bir sistem olarak tanıtmakta çok başarılı olur.
Fakat bu sistemin bir vazgeçemediği zayıf yanı vardır. Para olarak kalması yetmediği gibi, sermaye olabilmesi için "değer doğurması" ve giderek sürekli kendini büyütmek, yeniden üretmek zorundadır. Fakat bu büyüme,sermayenin büyümesi için gerekli artı değerin küçülmesi, sabit sermayenin değişken sermaye karşısında çeşitli nedenlere daralması ve daha bir takım unsurların birlikteliği sonucu duru ve bu da giderek krizlere neden olur. Kapitalizmin içine düştüğü bu krizlerin bedelini elbette kapitalistin kendisi dışında kalan tüm kesimler öder ve en çok da elbette emeği ile çalışan halk öder.
Ancak işin bu tarafı değil bizi ilgilendiren. Bu yazının çercevesi, paranın mübadele aracı olmaktan çıkıp, kendisinin mübadele konusu olması aşamasından sonra, banka sermayesi ile sanayii sermayesinin içiçe geçmesi ve kapitalist yoğunlaşmanın yeni biçimlerine ulaşmasında özel bir durumun kapitalizm açısından vazgeçilmez olduğudur. Bu çok özel durumu, "kara para" denilen ve tek özelliği "yasa dışı" denilerek tanımlanamayacak paranın sistem içine alınmasına olan gereksinimidir. Basit rakamlarla açıklamak için, Maliye Bakanlığı bünyesindeki Mali Suçlar Araştırma Kurulu tüm dünyadaki "uyuşturucu parasının" 400 milyar dolar olduğunu ve bunun yüzde kırkının Türkiye üzerinde geçerek tüm dünyaya dağıldığını saptadığını söylemek yeter. Yani devletin tespitlerine göre bu miktar en kaba hesapla 16 milyar dolardır.
Tüm dünyada olduğu gibi, "kara paranın" engellenmesi çabası içindeymiş gibi gözüken kapitalist sistemin aslında bunu ehlileştirmekten öteye bir çabası olması abesle iştigaldir. Bu para bir şekilde yeniden üretime katılmalıdır. Bunun tek yolu elbette bankacılık sistemidir. İlk başlarda, altın üzerine kurgulanan bu "aklama" işlemi artık "paranın yüksek hareket" yeteneği ile çok daha kolaylaşmış görünmektedir. İkide bir ileri sürülen, "halkın yastık altındaki altınlarını" piyasa çıkarabilme ve "üretime katkı" olarak kullanabilmenin yollarını araştırmak ve önermek modadır. Gerçekten de halkın tasarruflarını ilk başlarda altına yatırdığı veya şimdilerde olduğu gibi dövize yöneldiği doğrudur. Ancak bunun bir açıklaması, halkın küçük tasarruflarını kendince güvence altına almasına dayanma güdüsüne dayanmaktadır. O nedenle de ortaya çıkarılması çok da mümkün olmayan küçük miktarları içerir. Zaten yasal yapılanmaların düzenlenmesi de hep bu doğrultudadır. Bir dönem çıkarılan, "isimsiz hesap", bankaların dağıttığı "hamiline yazılı" hediye çekleri, isimsiz, şifre esasına dayalı banka hesapları ve dokunulmazlıkla donatılan banka kasaları, halkın elindeki bu zavallı "birikim" için değil doğrudan "kara para" nın finansman sektörüne döndürülmesi içindir. "Nereden buldun" yasası bunun için çıkarılmaz. Kaldı ki sorun sadece bankacılık sermayesi ile sanayici arasında değildir. Finans sermayesi zaten önünde sonda "yoğunlaşma" dediğimiz süreç içinde tek egemen olmuştur. Türkiye'de bu adımlar 1980 ihtilalcilerinin koruması altında atılmıştır.
Dövizin serbest bırakılmasının hemen ardından döviz mevduat hesaplarındaki yükseliş bile kara paranın sisteme legal yollardan entegrasyonun başlı başına bir göstergesidir. Şimdilerde halkın yararına gibi gösterilen , cebinde 10 dolar yakalatan yıllarca hapis yatardı edebiyatı, aslında binlerce doları bulan kara para aklamasının kılıfı değil midir ? Bu adımlar son derece yararlı olmuştur. Öte yandan ortalığı çiğ gibi bir müteahhitler ordusu sarmıştır. Ordu ihaleleri ile, devlet ihaleleri ile bir anda aile resimlerine giren türedi fabrikatörlerle ortalığın dolması ve giderek türedi iş adamlarının her birinin kendine banka kurması raslantı mıdır? Öte yanda
şöyle bir düşünürsek, Türkiye'nin geçmişe dayanan tüm sanayicilerinin birer banka kurması da bu sürecinin başlangıcı değil midir ? Yanlış anlaşılmasın elbette 1980 sonrası müteahhitlerinin, sanayicilerinin, bankacılarının sadece kara para aklayarak, kendilerini varettiğini ileri sürmüyorum elbette. Fakat Türkiye'nin üzerinden geçtiğini devletin kendisinin açıkladığı 16 milyarın (bu sadece uyuşturucu parası) düzeninin legal çarkları içine entegre olmasını sağlamak yolundaki çabalarının bu türedilerin oluşmasında hiç mi payı yok ? Örneğin Uğur Mumcu'nun zamanında belgeleriyle açıkladığı silah ticaretinden gelen kara paranın bu ülkede büyük finans sermayesinin oluşmazsın da dahli olmadı mı ? Bu paralar sermaye tarafından içselleştirilmedi mi ? Siirt'li aşiret reisi, İstanbul'un en lüks semtinde onlarca apartman satın alırken, ülkücü gangster belediye inşaatları yoluyla uyuşturucu parasını sisteme sokmuyor mu ? Bir general Türkiye'nin en pahallı yerlerinde yazlıklar yaptırarak "tüm alınterini" sisteme entegre etmiyor mu? Bunları siz çok daha uzatabilirsiniz. Ama kapitalizmle "kalkınmak" istiyorsanız, sürekli bunu söyleyen partilere oy veriyorsanız, en yakışıklı iktisatçı silahşörlerinizi televizyon televizyon gezdirip yetmezmiş gibi üniversitelerde magazin programlarla (içtenlikle söylüyorum çok sempatik ve etkili oluyorlar bence)kapitalizmin erdemlerini anlattırıyorsanız ( ve iktisat profesörü olarak buna inanıyorsanız) yolsuzluktan ve kara yollarda gelen paranın aklanmasında, sadece daha rafine yollar bularak, patronlarınızın takdirini kazanmaya çalışmanız gerekir.
Kapitalizm karapara ile mücadele etmez, edemez. Etmemesi gerekir. Kapitalizm, Alcapon'ları karapara kazandığı için değil, bu paranın vergisini ödemediği için mahkum eder.
Çok yakın tarihte hepsi işinin başına dönecek olan Kartal Cezaevi misafirleri içlerini rahat tutsun.
ÖZET OLARAK
Kapitalizm için "karapara" nın dayanılmaz vazgeçilmezliği vardır. Kapitalizme akıl vermek haddimiz değil ama, hiç olmazsa bizi enayi yerine koymasınlar.
|

| Cumhuriyet Gazetesinden Alınmıştır |
|