. 18 EYLÜL SALI  11.  SAYIYI İZLEYİN ..

 











Sayı: 10                                          Ana Sayfa                                     11 Eylül 2001
...........

TÜTÜN YASASI ELEŞTİRİSİ

Abdullah AYSU

4685 Sayılı Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 'un eleştirisi;

-Türkiye'de 2000 yılı itibarıyla 200-220 bin ton tütün üretilmektedir. Tüketim ise 170 bin tondur.110 bin ton ihracat yaptığımız hesaba katıldığında, Türkiye'nin ihtiyacı 280 bin tondur.

Ülkemizde son 10 yıldır tütün yakılmaktadır, ifadesi söylenti ve özelleştirme için kamuoyu oluşturma çabasıdır.
 
Türkiye'de uygulanan dış kaynaklı politikalar gereği 40 bin ton sigara ve 40 bin ton da tütün ithal edilmesi nedeniyle stok oluşmuştur. Yani, ülkemizde sigara ve tütün ithalatı yapılmasaydı stok oluşmazdı.
Dolayısıyla tütün stokumuz var, tütün yakılıyor söylemleri en azından maksatlı açıklamalardır.
 
-Türkiye'de sigara tüketimi 168.000 tondur. Bu da 8.4 milyar sigara demektir. Bir paket sigaranın ortalama fiyatını 1 milyon lira kabul edersek, sigara pazarının değeri 8.4 katrilyon liradır. Bunun da yaklaşık 6 katrilyon lirası vergidir. Bu vergiler ile birlikte Savunma Sanayi Fonu,Eğitime Yardım fonu, Sağlık Hizmetleri Fonu,Sosyal yardım ve Dayanışma Fonu'na kaynaklık teşkil etmektedir. Çıkarılan yasa ile bu kaynakların tümü yok edilmektedir.
-Tekel devreden çıkınca,tüketici sigarayı daha pahalı kullanmak zorunda kalacaktır. Katkı maddeli, sağlığa zararlı yabancı sigaralar pazara hakim olacaktır.

Yasanın bu hali Türkiye tütün üretimini engelleyici, üreticiyi mağdur edicidir. Yasada tütün ve tütün mamullerinin ithalatını kolaylaştırıcı hükümler yer almıştır. Böylece dünyadaki stok fazlası tütünler Türkiye'ye rahatlıkla girecektir. 
Bakanlar Kurulu kararıyla ithalat izni alan yabancı tekeller sigara üreticisi şirketlerin diğer ülkelerde stoklanmış,içinde bulunan ilaç kalıntıları ve depolama sürecinde oluşan sağlığa zararlı maddeler nedeniyle insan sağlığına zararlı diye ABD ve AB'de sigara üretiminde yasaklanmış olan tütünleri ülkemize getirilecek Türkiye'de üretilen sigaralarda kullanılacak ve tüketicinin sağlığı önemli ölçüde etkilenecektir. 
Tütün ve tütün üreticisini desteklemek için net bir düzenleme yapılmamış, Bakanlar Kururlunun inisiyatifine bırakılmıştır. Yine yasanın 6'ncı maddesinde diğer düzenlemelerin yanında tütün ve sigara ithaliyle ilgili düzenlemeler getirilmiştir. Düzenlemeler üretimi kısıtlayıcı, ithalata sınırsız olanak tanıyan düzenlemelerdir. 

Bir taraftan üretim ihtiyaçları kadar tütün ithalatı, diğer taraftan sigara ithalatı için en az 2 milyar adet üretim şartı ile istediği kadar sigara ithal etme olanağı sunulmuştur. Bu yeterli görülmemiş olacak ki, 2 milyar üretim şartına geçici 1'nci maddenin "g" fıkrası ile sıfıra indirme konusunda Bakanlar Kuruluna ayrıca yetki verilmiştir.

Yasanın 11.maddesi ile getirilen"Geçici Madde 1/G bendinde,bu miktarın yasanın yürürlüğe girmesini takip eden ikinci takvim yılı sonunda 1 milyar 800 milyon adet,üçüncü takvim yılında 1 milyar 600 milyon adet,dördüncü takvim yılı sonuna kadar 1 milyar 400 milyon adet,beşinci takvim yılı sonuna kadar 1 milyar 200 milyon adet olarak indirilmesi ön görülmüştür. Altıncı yıldan sonra bu ölçülerin sıfıra kadar indirilmesi konusunda Bakanlar Kurulu yetkili olacaktır. Bu maddeden açıkça anlaşılmaktadır ki,yukarıda belirlenen takvim bir geçiş sürecinin takvimidir. Geçiş süresi sonrasında Türkiye tütün ve sigara pazarı koşulsuz olarak yabancı sigara şirketlerine teslim edilecektir. TEKEL'in özelleştirilmesi ve fabrikalarının satılmasından sonra Bizim TEKEL'imizin yerini fiilen yabancı tekel alacaktır. 
-Yabancı tekelin yerli TEKEL'mizin yerini alması sonucunda yerli tütün üretimimiz giderek yok olacak,sigara fabrikalarında çalışan işçi ve memurlarda işlerini kaybedeceklerdir.

-Tütünde devlet nam ve hesabına alım yapılması en son 20001 yılı ürünü tütünlere de uygulandıktan,finansmanı da bütçeden tahsis edilecek ödenekle sağlandıktan sonra(geçici madde 1 ), artık "üretici tütünleri yazılı sözleşme esası veya açık artırma yöntemi ile alınır ve satılır" hükmü geçerli olacaktır. Yazılı sözleşmede fiyatlar üretici-tüccar arasında varılan mutabakata göre belirlenecek,bunun dışında kalan ürünlerin fiyatları açık artırma merkezlerinde oluşacaktır. Ege tütün baş fiyatının 1996'da 4.11 dolar/kgr. düzeyinden uygulanan politikalarla her yıl istikrarlı! bir biçimde azalarak 2000 yılı üretimi (fiyatı 2001'de açıklanan)tütün için 1.88 dolar düzeyine indi. Bundan da anlaşılacağı gibi tütün üreticilerini son derece sıkıntılı, zor günler beklemektedir. 
Yasanın 1'nci maddesinin "e" fıkrası ile açık artırma başlangıç fiyatı son 5 yıl içinde seçilecek,3 yılın ihraç fiyat ortalamasının yüzde 50 eksiği olarak tarif edilmiştir. Yasa getirdiği bu yöntemle üreticilere çok düşük bir fiyat daha doğrusu kendi toprağında kölelik getirmektedir.

-Bu nedenlerden tütün üretiminden vazgeçilmesi halinde alternatif ürün teklif edilmektedir. Bu tamamen gerçek dışıdır. Aldatmacadır. Türk tütünü düşük kalitedeki topraklarda yetişebildiği için bu ürüne ekonomik açıdan başka bir tarımsal ürün alternatifi bulunmamaktadır.
Şöyle ki;
15 dekar tütün eken üretici ailesi,15x120 kg.=1800 kg. tütün elde eder.
1800x2.200.000 TL= 3.960.000 TL. masraflar dahil gelir elde eder.
Aynı yere nohut ekilecek olursa;
15x200 kg.= 3000 kg. Nohut elde eder.
450.000 TL.kg. fiyatı X 3000 kg.= 1.350.000 TL. masraflar dahil elde eder.
Tütünde aile 14 aya yayılan zaman diliminde toprağı 3-4 kez işler. Fidesini hazırlar. Tütünü diker çapalar,gene çapalar,dip sıyırır. 1 el,2 el,3 el,4 el olmak üzere yaprakları toplar kurutur. Balyalar. Yoğun ve incelik isteyen bir emek sonucu ekonomik değeri yüksek ürün elde eder. 
Nohutta ise toprağı iki kez işler. Bir gün traktörle eker. Yabani otlarını 3 kişi 7-8 günde söker. Birkaç saat içinde de traktör patozlar.

Görüldüğü gibi tütün üreticiye hem uğraş hem de geçim kaynağı olabilirken,nohut toprağı olmayanlar için geçim kaynağı olamaz. Nohut için fazla toprağa ihtiyaç var,örneğin 60-70 dekar kadar. Tabi ki traktörde gerekir. Ama makinesi ve traktörü olmayanlarda tütün ekebilir. 
Üretimden vazgeçtiğimiz takdirde 250 bin hektar alan tarım dışına çıkacak, bu alanlar çölleşecektir.

-Tütünümüz gelenek ve göreneklere göre üretilmekte bunun için de kalitelidir. Bu nedenle kalitesinin iyiliği için ihtisas gerektirmekte ve yılın 12 ayında istihdam olanağı sağlamaktadır. Türkiye'de 600 bin tütün ekicisi bulunmaktadır. Yani tütüncülük 5 milyon kişiye geçim ve istihdam yaratmaktadır.
Bizler kırsal nüfusu azaltmaya çalışırken,Avrupalılar da kırsaldaki nüfusun azalmaması için üreticilerine mahsulünden elde ettiği gelirin yüzde 80'inden fazlasını prim olarak vermektedir. Bu tür uygulamalarıyla, Avrupalılar, insanlarını tarım alanında kalması için teşvik ediyor, tütüne yaptığı destekle de kırsal alanda yaşamı cazip hale getirmektedirler. 

-Güneydoğu illerimizde üretilen tütünler geniş yapraklı ve damarlı olması nedeniyle sorunluydu. Diyarbakır'da kurulan sapları ayıran fabrika sayesinde yöre tütünün diğer tütünler gibi sigara harmanında kullanılabilir duruma kavuşturulmuştur. Böylece göç önemli ölçüde engellenmişti. Bu yasa ile yöre tütünü bitirildiği için göç hızlanacaktır. 

-Bir paket sigara içinde 30 bin lira tütün,30 bin lira da işçilik maliyeti bulunmaktadır. Gerek işçiliğin,gerekse tütün fiyatının 1.5 milyon liraya satılan sigara maliyeti içerisinde önemli bir etkisi yoktur. Görüldüğü gibi ihmal edilebilir bir rakamdır. Ama, çıkarılan tütün yasası ile Türkiye tütün üreticisi yabancı tütün üreticisine TEKEL'de yabancı sigara üreticisi şirketlere feda edilmiştir.
-Tütün piyasasını düzenleme,tütün ve tütün mamulleri ile ilgili iç ve dış ticaret politikalarını ve diğer hususları belirlemek üzere kurulan ve bu konuda geniş yetkiler tanınan Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü içkiler Piyasası Düzenleme Kurulunda ticaret ve sanayi sektörünün temsil edilmesi ön görüldüğü halde yasanın tasarı aşamasında üretici kesimini temsilen hiçbir örgüte yer verilmemiştir. Nasılsa Türkiye'deki tütün üreticileri bu yasa sonrası yok olacağı bilinç altında yer ettiğinden gerek görülmemiştir herhalde!
-Yasa da ne üretimin düzenlenmesi, ne de piyasada küçük tütün üreticilerinin kendilerini tüccar ve sanayi karşısında koruyabilmelerini sağlayıcı tedbirler ön görmüştür.

-"Tütün ekli cetvelde gösterilen ilçelerde menşei ve tipi yönetmelikle belirlenmek suretiyle bu Kanun hükümleri çerçevesinde serbesttir" hem mekan hem tür sınırlamalarına gidilirken "ekim belgesi"gibi idari müdahalelerle ayrıca alan ve miktar sınırlamaları getirmektedir. Bunlara uymayanlara da Osmanlı'daki reji idaresini aratmayacak yaptırımlar ve cezalar getirmektedir. 
Örneğin;

-Tütün üretim alanları dışında kalan yerlerde ekilen tütün fidelerini veya dikilen tütünleri sadece söküp yok emiyor, faillerine 1 yıla kadar hapis cezası öngörülmekte ve ayrıca fideliklerin metrekaresi için 500 bin TL, tarlaların her dekarı için 100 bin TL para cezası verilmekte, tütünler toplanmışsa el konulmakla yetinilmemekte, her kilosu için 1 milyon TL para cezası kesilmektedir.

Üretim bölgesi içinde olmakla birlikte ekim belgesindeki sınırlamalara uymayanlarda hapis cezası aynen korunurken para cezası kilo başına 5 milyon TL'ye çıkarılmaktadır.
Ekim belgesinde tespit edilen miktarların yüzde 10'undan fazla veya az tütün teslim edenler için her eksik/fazla kilo başına 500 bin TL para cezası öngörülmekte,üretilen tütünün tamamını teslim etmeyenler hakkında bu cezanın iki katını uygulamaktadır. 
Kolluk kuvvetlerini yerine getirmeyen muhtar ve kolluk görevleri hakkında 225 milyon TL'den 1 milyar 125 milyon TL'ye kadar para cezasına hükmolunmaktadır.
2001 yılında tütün alım fiyatının 1 milyon 650 bin TL olduğunu düşündüğümüzde cezanın ne kadar yüksek tutulduğu ve haşhaş ekim yasağı benzeri bir yasağın getirildiği kolayca görülmektedir.

Görüldüğü üzere,Türkiye'de tütün,tütün mamulleri ve alkollü içkilerde devlet tekeline son veren bu yasa ,özel yerli ve yabancı tekeller oluşturulmasını adeta teşvik edici niteliktedir. Küçük üretici ve ithalatçıların piyasaya girişleri yine bu yasa hükmüyle yasaklanmış durumdadır. Yasa sadece Philip Morris-Sabancı ortaklığı ile R.J. Reynolds (Japon Tobacco)egemenliğini tütün ve tütün mamulleri üzerinde sağlamak için yapılan bir düzenleme olup bundan tütün üreticisinin,tütün sektörünün ve Türkiye'nin bir menfaatinin olmadığı açıktır.
Son yıllarda küreselleşme (uluslar arası sermayenin yeniden yapılanması)adı altında getirilen yeni bir uygulamayla, bu uygulamanın parçaları olan, özelleştirme politikaları ve tarıma yönelik desteklemelerin kaldırılması hükümetlerin icraatlarının ilk sıralarında yer aldı.

Bu politikaların ne Türkiye'ye ne Tekele, ne tütün üreticisine, nede bağımlılığı iki kez artıracağı içicilere bir yararı olmayacaktır. Özelleştirme, Tekel'in geleceğini ve beraberinde Türkiye tütüncülüğünün geleceğini ve halk sağlığını olumsuz etkileyecektir. Üretici içinde, tüketici içinde yararlı olacak olan, Tekeli yabancılara değil modern teknoloji ile donatarak yerli üreticilerin ve çalışanlarının yönetimine terk edilmesidir.