|
TEKEL'İN ÖZELLEŞTİRİLMESİNE
NEDEN KARŞI OLMALIYIZ
Abdullah AYSU
Tekel'i özelleştirildiğinde: Ülke ekonomisi zarar görecektir.
-Tekel devlet için altın yumurtlayan tavuk olduğundan yerine koyacağımız başkaca bir gelir kaynağı olmadığından satışı halinde devlet zarar etmiş olacaktır. Bu nedenle karşı olmalıyız.
-Pazarda serbest rekabet değil,tartışmasız bir yabancı tekelleşmesi olacağından Sigara üretimi ve pazarlama inisiyatifi yabancı şirketler geçeceğinden,
-Bu kuruluşların özelleştirilmesi milli ekonomiye bir katkı sağlamayacaktır. Özelleştirmeden doğacak en önemli mali sonuç, özelleştirilecek fabrikalarda üretilecek sigaraların satışından sağlanacak karın tamamının yurtta kalması yerine, hisseleri oranındaki bölümün yabancı tekeller ortak tarafından yurt dışına transfer edilecek olmasından, Devletin bu kuruluşlardan sağladığı karı yabancı tekeller şirketlere terk etmesi yada onlarla bölüşmesi için haklı sayılabilecek hiçbir neden olmadığından,
-Kar eden TEKEL'i de üste vermiş olacağımızdan; işte bütün bu nedenlerden ötürü özelleştirmeye yurttaş olarak karşı olmalıyız, üretici olarak karşı olmalıyız, çalışan olarak karşı olmalıyız.
Cumhuriyetten sonra Türkiye ihracatında tütünün önemli bir yeri oldu. Türkiye'de hükümetler ülke içinde yabancı harmanlı sigaraların satış ve üretimine olanak sağladıktan sonra ihracatçısı olduğu tütünde ithalatçı konuma gelmiştir. Türkiye 1980 yılında tütün ithal etmeyip, 284,5 milyon dolarlık ihracat geliri sağlamakta iken, 1999 yılına gelindiğinde 300 milyon dolara yakın tütün ithal etmiş ve 469,6 milyon dolarlık tütün ihraç etmiştir. 1990 yılında 3.279 ton yaprak tütün ithal ederken, 2000 yılında (geçici veri) 62.500 ton yaprak tütün ithal etmiştir.(Kaynak:U.S.D.A)
Üreticiler mağdur edilecektir.
- Destekleme alımları kaldırılarak tütün üreticileri yabancı tekeller şirketlerin insafına terk ediliyor. Ekici tütün piyasasının kontrolü yabancı şirketlere geçeceğinden,
Şark tütünü daha az verimli ve meyilli arazilerde yetişiyor. Onun yetiştiği yerde çiftçinin başka ürün ikame etmesi mümkün değil. Bu da ülke genelin de 3 milyon insanın işsiz kalmasına neden olurken ABD tütün üreticilerinin üretimine devamlılığı bu yolla sağlanacağından. Başka bir anlatımla TEKEL'in Yabancı tekeller şirketlere, Türkiye tütün üreticisinin ABD tütün üreticisi için feda edileceğinden, -Türk tütünü kendi ülkesinde sigara pazarından kovulacak ve en az tüketilen tütün durumuna düşeceğinden karşı olmalıyız.
Türkiye'de 5001 köyde tütün ekimi yapılmakta, tütün üretici aile sayısı ise 575.796 dır. Ekicilerin 303.054'ü Ege, 15.939'u Marmara, 93.442'si Karadeniz, 26,479'u Doğu, 136.882'si (1999) Güney Anadolu Bölgesi'nde bulunmaktadır. Özelleştirme sonrası bu tütün üreticilerinin çoğu artık tütün üretemeyecek, kentlere göç etmek zorunda kalacaktır. Ancak sulu araziye sahip olan çiftçiler sözleşmeli çiftçilikle yeniden oluşacak olan reji ve kolcuların belirleyeceği koşullarda üretim yapabileceklerdir. Ayrıca özelleştirme sonucu, yerli tütünden imal edilen sigaralar üretilmeyecek bunun neticesinde en az 40 bin ton tütünün üretilmesinden vazgeçilecektir. Ege tütünü yabancı harmanlı sigaraların dolgu maddesi olarak ihraç edilebilecekken, Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi'nde tütün üretimi kesinlikle ortadan kalkacaktır. Bu iki bölgemizde tütün eken üretici aile sayısı 230.324 olup, her aileyi de ortalama 6 kişi kabul ettiğimizde 1 milyon 400 bin kişinin işsiz ve aşsız kalması demektir.
Çalışanlar işinden olacaktır.
-Tekel'in sigara fabrikalarında ve atölyelerin de çalışan işçilerin gelecek güvenceleri yok olacağından,
-Tekel'in az gelişmiş bölgelerdeki işletmelerinin kapanması ile o bölgelerde işsizlik ve gelir dağılımı sorunlarının ağırlaşmasına yol açacağından,karşı olmalıyız.
Bölgede yaşanan savaş ve uygulanan IMF ile Dünya Bankası politikaları hayvancılığı, Tekelin özelleştirilmesi de tütün ekicilerini yok edecektir.
İnsan sağlığı olumsuz etkilenecektir.
-Ağır alkollü içkilerin özel kişilerce üretilmesi halinde,denetimsiz kalan bu sektörün tıpkı sigara gibi ülkede alkol tüketimini arttıracağı,alkolden kaynaklanan sağlık sorunlarının artmasının yanında,ölümcül sonuçlar getiren kaçak ürünlerin de önüne geçilemeyeceğinden,
-Yabancı sigara üreticilerinin, nikotinin bağımlılık yapıcı etkisini arttıran ve insan sağlığına zararlı,ölümcül hastalıklara yol açan katkı maddelerinin kullanıldığı kendilerince de ikrar edilmiş olan ürünlerinin,piyasaya hakim olacağından,
-Kadınlarımızın,gençlerimizin hatta çocuklarımızın bile sigara bağımlısı haline geleceğinden,
-Toplumsal sağlığın bozulacağı ve gerek hastalıkların tedavisi ve gerekse sağlık hizmetlerinin satın alınması için yurt dışına katrilyonlarca lira kaynak aktarılacağından,karşı olmalıyız.
OSMANLI'DAN GÜNÜMÜZE TÜTÜNÜN HİKAYESİ
Osmanlı Devleti son dönemlerinde borçlarına çözüm bulabilmek amacıyla, borç veren yabancıların temsilcileri ile görüşmelerde bulunur. Yapılan görüşmeler neticesinde Muharrem Kararnamesi ile 13 Ocak 1882 tarihinden başlayarak bazı devlet gelirlerini, borcuna karşılık ayırarak bu gelirlerin idaresini alacaklılara bırakır.
Tütün Tekel'in geliri bu kararnameye göre borç ödemesine ayrılır. Kararnamede tütün tekeli mutlak ve değiştirilemez olarak yer alır.
Muharrem Kararnamesi ile devletin en önemli gelir kaynaklarını yönetmek için Duyun-u Umumiye-i Osmaniye-i Meclisi İdaresi kurulur.
Duyun-u Umumiye'nin, tekelinin reji şeklinde işletilmesi için hükümete yaptığı öneri kabul edilerek, 1883 yılında çıkarılan ferman ile reji imtiyazı 30 yıl süre ile Mösyö Devey'e verilir. 2 Nisan 1884 yılında şirket kurularak faaliyete geçer.
ŞİRKETİN YETKİLERİ
- İç tüketimde kullanılacak tütünleri satın alma, imal ve satma hakkına tek başına sahip olacak ve resimleri tahsil edecekti.
- Sigara ve diğer tütün mamullerinin üretim hakkı rejiye ait olacaktı.
- Reji tüccar gibi tütün ihraç edebilecekti.
- İhraç edilecek tütünler haricindeki ülkede kullanılacak tütünler sadece rejiye satılabilecekti.
- Sadece rejinin ürettiği tütün mamulleri ülkede satılabilecekti.
Reji faaliyete başladığı ilk üç yılında zarar eder. Başlattığı alım fiyatını düşük tutma ve diğer adaletsiz uygulamaları sonucu kâra geçer. Bu nedenle Reji'den en çok etkilenen, zarar gören tütün üreticileri olmuştur.
Şöyle ki, Reji'nin çalışmaya başladığı tarihi izleyen 15 yılda üreticilere ödenen fiyat yüzde 31,5 geriler. Kaçakçılığa karşı mücadele için Reji İdaresi tarafından kurulan silahlı Kolcular halktan ve kısmen de kolculardan 20 binden fazla insanın ölmesine neden olur.
REJİ'YE KARŞI TEPKİLER
1887 yılında Rejiye karşı halkın ilk tepkisi Samsun'da olur. Tütün üreticileri toplu halde Samsun'a yürür, şikayetlerini içeren bir dilekçeyi padişaha iletmek üzere valiye verirler.
1894 yılında Trabzonlu tütün üreticileri fiyat düşüklüğü ve Reji'nin baskıcı uygulamalarını toplantılar yaparak protesto ederler. Ancak Reji'nin zalim uygulamaları artarak devam eder.
30 yıllık imtiyazla yabancılar tarafından işletilen Reji 1912 yılına kadar sürer. Osmanlıya verdiği borca karşılık imtiyaz süresini yeniden uzatan, kârını Osmanlı'dan gizleyen Reji İdaresi, çıkardığı hisse senetlerini de Paris Borsası'nda satarak büyük kârlar elde eder. Uyguladığı alım politikasıyla tütün üreticilerini perişan etmeyi sürdürür.
Ta ki, Kurtuluş Savaşı'na ve sonrasında toplanan İzmir İktisat Kongresi'ne kadar. İzmir İktisat Kongresi'nde gerek çiftçi gerekse tüketiciyi istismar etmesi, devlete ödediği hissenin düşük olması nedeniyle verilen imtiyazın kongrede kaldırılması istenir. 1925 yılında Reji İdaresi 4 milyon TL ödenerek satın alınır. Reji'den kurtulunur.
CUMHURİYET DÖNEMİ TEKEL
Reji kaldırıldıktan sonra cumhuriyet döneminde tütün ve Tekel'in gelişimi gün geçtikçe artar. Ülke ekonomisine, üreticiye piyasa istikrarlığı sağlayarak, tüketiciye de ucuz ve sağlıklı ürünler sunar. Üretici, tüketici ve ülke ekonomisi aratarak devam eden bu sektöre yabancıların arzusu Reji'nin kaldırılmasından sonra da devam eder.
- 1979 yılına gelindiğinde Demirel sigara ve tütünün ithalinin serbest bırakılmasını hükümet programına alır.
12 Eylül'den sonra özellikle I. Özal Hükümeti'nden itibaren ulusal çıkarlar bir tarafa bırakılarak tavizler ardı arkasına verilir. Bu günkü gündeme getirilen yeni Tütün Yasası'na gelinir. Bu yasaya kadar geçen sürede olup bitenler ise:
- 1984 yılında sigara yasağı kaldırıldı.
- 1989 yılında tütün ithalatı serbest bırakıldı.
- 1989-92 sürecinde yabancı sigaraların yabancı ortaklı özel sektörce dahilde üretilmesine olanak sağlandı; bunlara yılda 2 bin tonluk üretimi aşmaları halinde fiyat, satış, dağıtım ve ithalat serbestsi getirildi.
Bu uygulamaların sonucu:
Sigara ithal yasağı kaldırıldı. Sigara ithalat miktarı 1990 yılında 16 bin tona kadar yükseldi.
Tütün ithalatı serbest bırakıldı. 1989 yılından itibaren tütün ithalatı başlayıp hızla aratarak 1999 yılında 50 bin tona ulaştı. 1980'de sigara üretimi için kullanılan işlenmiş yerli yaprak tütün 74 bin ton iken, 1999'da 54 bin tona geriledi.
Yabancı sigaraların yabancı ortaklı özel sektörce dahilde üretilmesine olanak sağlandı: Türkiye'de üretilen sigara miktarı içinde ithal tütün miktarının payı, 1989 yılında yüzde 6.7 iken 1999 yılında yüzde 40'a ulaştı. TEKEL'in yurt içi sigara arzındaki payı, buna rağmen, 1984'ten itibaren düzenli bir şekilde azalarak 1999 yılında yüzde 70'e kadar geriledi.
233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ekinde Kamu İktisadi Kuruluşu (KİK) statüsünden İktisadi Devlet Teşekkülü statüsüne geçirilerek özelleştirilmesi önündeki engeller kaldırılır.
En nihayet;
"Tütün ve Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün (TEKEL) yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve dış Alım ve Satımına, 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına ve 4046 Sayılı Kanuna Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Tasarısı " kısaca Tütün Yasası, alacaklı IMF istedi diye çıkarılır.
YENİ YASAYA TEPKİLER
- Tek Gıda-İş Sendikası sesini duyurmak, yasanın yanlışlığına dikkat çekmek için 10 şubat 2001 tarihinde İzmir'de, 17.02.2001 tarihinde Adıyaman'da "Tekel'in Özelleştirilmesi ve Tütünün Geleceği Paneli'ni yaptılar.
- Tek Gıda-İş Sendikası, KİGEM, Tütün Platformu, Tütün Eksperleri Derneği, Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi, Türk Tarım Orman Gıda-Sen, Ziraat Mühendisleri Odası, "Biz Aşağıda İmzası Olanlar" başlıklı çıkacak yeni TEKEL yasasının getireceği olumsuzluklara dikkat çeken ve karşı olduklarını belirten bir basın açıklaması yaptılar.
- Tütün üreticisi köylerin muhtarları, yeni yasanın çıkarılmasına karşı 17 Mart 2001 tarihinde, Ankara Türk-İş Salonu'nda bir araya geldiler. Tütün üreticileri TEKEL'in özelleştirilmesine tepkilerini, düşünce ve istemlerini taşıdıkları döviz ve pankartlarla ifade ederken; IMF ve Dünya Bankası'nın Türkiye tarımına empoze etmek istedikleri değişiklik ve uygulamalara tamamen karşı olduklarını açıkladılar.
REJİ İLE YENİ TÜTÜN YASASI BİRBİRİNDEN FARKSIZDIR
-Gerekçesi benzerlik taşımaktadır. Geçmişte dış borçların ödenmesi için Duyun-u Umumiye İdaresi kurulması ve o kapsamda ülkede sigara üretip pazarlama hakkı Reji Şirketine verilmiştir. Bugün de TEKEL Sigara Fabrikalarının özelleştirilmesi, alacaklı IMF'in dayattığı 15 günde çıkarılması istenen 15 yasadan biridir. Gerekçenin benzerliği ürkütücüdür.
-Üreticiye ve tüketiciye etkisi aynı olacaktır. Yeni yasa ile TEKEL Sigara Fabrikalarının özelleştirilmesi ve özelleştirmenin ekici tütün fiyatları ve işçiler üzerinde yapacağı etki Reji Dönemindeki gibi olumsuz olacaktır.
-"Tütün ekli cetvelde gösterilen ilçelerde menşei ve tipi yönetmelikle belirlenmek suretiyle bu Kanun hükümleri çerçevesinde serbesttir" hem mekan hem tür sınırlamalarına gidilirken "ekim belgesi" gibi idari müdahalelerle ayrıca alan ve miktar sınırlamaları getirmektedir. Bunlara uymayanlara da Osmanlı'daki reji idaresini aratmayacak yaptırımlar ve cezalar getirmektedir. Örneğin;
-Tütün üretim alanları dışında kalan yerlerde ekilen tütün fidelerini veya dikilen tütünleri sadece söküp yok emiyor, faillerine 1 yıla kadar hapis cezası öngörülmekte ve ayrıca fideliklerin metrekaresi için 500 bin TL, tarlaların her dekarı için 100 bin TL para cezası verilmekte, tütünler toplanmışsa el konulmakla yetinilmemekte, her kilosu için 1 milyon TL para cezası kesilmektedir.
Üretim bölgesi içinde olmakla birlikte ekim belgesindeki sınırlamalara uymayanlarda hapis cezası aynen korunurken para cezası kilo başına 5 milyon TL'ye çıkarılmaktadır.
Ekim belgesinde tespit edilen miktarların yüzde 10'undan fazla veya az tütün teslim edenler için her eksik/fazla kilo başına 500 bin TL para cezası öngörülmekte, üretilen tütünün tamamını teslim etmeyenler hakkında bu cezanın iki katını uygulamaktadır.
Kolluk kuvvetlerini yerine getirmeyen muhtar ve kolluk görevleri hakkında 225 milyon TL'den 1 milyar 125 milyon TL'ye kadar para cezasına hüküm olunmaktadır.
2001 yılında tütün alım fiyatının 1 milyon 650 bin TL olduğunu düşündüğümüzde cezanın ne kadar yüksek tutulduğu ve kendi ülkesinde yasaklı olan haşhaşa uygulanan ekim yasağı benzeri bir yasağın getirildiği görülmektedir.
Görüldüğü üzere, Türkiye'de tütün, tütün mamulleri ve alkollü içkilerde devlet tekeline son veren bu yasa, özel yerli ve yabancı tekeller oluşturulmasını adeta teşvik edici niteliktedir. Küçük üretici ve ithalatçıların piyasaya girişleri yine bu yasa hükmüyle yasaklanmış durumdadır. Yasa sadece Philip Morris-Sabancı ortaklığı ile R. J. Reynolds (Japon Tobacco) egemenliğini tütün ve tütün mamulleri üzerinde sağlamak için yapılan bir düzenleme olup bundan tütün üreticisinin, tütün sektörünün ve Türkiye'nin bir menfaatinin olmadığı açıktır.
|