Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 

“Öteki”lerin sığınma yeri: Tarlabaşı

Hacer YILDIRIM

Tarlabaşı, yoksulların, işsizlerin göç edenlerin sığınağı. Anılarını, işgal  edilen, kapısına kilit vurulan evlerde, bırakıp göç edenlerin mazisi. Şimdi ise İstiklal Caddesi’ndeki barlarda gül satan sekiz yaşındaki Berivan’ında,  inşaatlarda günlük üç beş milyona çalışan Afrikalılarında  akşam dönüş yolu.

Bursa’dan gelen ve evsiz olduğu için iki çocuğu ve kocasıyla sokakta kalan 40 yaşındaki Melahat Gündüzler’e göre Tarlabaşı “düşük kaliteli”insanların mekanı. Mardin’den Siirt’ten Batman’dan göçle gelenler için Tarlabaşı “yoksulların ilk durağı”, Başka coğrafyaların göçerleri Afrikalı ve Iraklılar için de “sığınma yeri”. 

Dar sokaklarda, evden eve uzanan her renk çamaşırın altında oynayan onlarca çocuk, kapı önlerinde oturan kadınlar, bir zamanlar Rumlar ve Ermeniler’in oturduğu mimari yapılar artık ucuz kiralarıyla dikkat çekiyor.

Tarlabaşı’nda yoksulluk öylesine belirgin ki önünüze çıkan hemen herkes işsizlik ve parasızlıktan şikayetçi. Bu gerçeği  Kalyoncu Kulluk Mahallesi muhtarı Halit Uçar’ın kendi mahallesinde yaptığı araştırmada doğruluyor. Mahallesinde beş bin kişinin yaşadığını belirten Uçar şöyle diyor:

“Beş bin kişi iki bin hane eder. Bu iki bin hanenin  yüzde 50’si yoksul”

Bülbül Mahallesi’nde ise 5 bin 553 kişi yaşıyor. Mahallenin kadın muhtarı Şükran Bilirgen de bin kişiye fakirlik kağıdı verdiğini söylüyor. Bu fakirlik kağıdı belediyenin yoksullara dağıttığı yiyecekleri almakta yardımcı oluyor.

Doğu ve Güneydoğu’dan gelen aileler çocuklarını ekonomik nedenlerle okula kayıt ettiremiyor. Muhtar Uçar,  bu durumda yüzlerce çocuğun bulunduğunu anlatıyor. Bir de mahallesinde uygun bir yere çocuk parkı yapılmasını istiyor. Uçar yakın zamanda Beyoğlu Belediye Başkanı’nı bu konuyla ilgili ziyaret edecek.

Onlar yani Afrikalılar ...

Tarlabaşı’nda ev kiralarının ve otellerin ucuz olması  Zaire’den, Nijerya’dan gelenlerin de Mardin’den gelenlerin de bu semti tercih etmesine neden olmuş. Bülbül Mahallesi muhtarı  64 yaşındaki Şükran Bilirgen Afrikalılardan “onlar” diye söz ediyor.

“Onlara asla ikametgah vermem. Onlardan  dolu burada. Onlarla ilişkim çok az, onların hiçbirini kayda almam. İki tane kayıtlı Tanzanyalı var burada onlarda bana nakilli geldi. Başka hiçbirine vermedim vermem. Bana sormadan kiracı olarak alıyorlar evlere, bir odada 5-6 kişi yaşıyorlar.” Afrikalılara kaldıkları evlerin bir odasını kiralayan ailelerde Tarlabaşı’na son on yıl içinde göç eden aileler.

Afrikalılardan pek hoşlanmayan muhtara göre Iraklılar da “Afrikalı”. “Şimdi duyuyorum ki hırsızlığa da başlamışlar, kapkaça da başlamışlar geçenlerde bir bayan geldi. ‘Benim çantamı bir Arap çaldı gitti’ dedi. Ama nereli bilmiyor, değişik değişikler Iraklısı var osu var  busu var”

Tarlabaşı’ndaki Akgün Kıraathanesi sahibi Vahdettin Karagöz’e göre ise Afrikalılara  önyargı ile bakılıyor. “Irak’tan gelenlerin Afrika’dan gelenlerin sığınma yerleri burası. Ben Afrikalılardan rahatsızlık duymuyorum. Renklerinden dolayı kuşku ile bakılıyor ama  bu bir ön yargı”diyor.

Bülbül Mahallesi muhtarı mahallede oturan Mardin ve Siirtlilerin ise kendisine karşı “çok saygılı” olduğunu söylüyor. “En fakir ailenin beş altı tane çocuğu var. Onların hepsi sebzeci, meyveci, hayatlarından memnunlar. Benim üç, dört sokağım hemen hemen onlarla (Mardin ve Siirtliler) dolu. Ben memnunum onlardan bana  karşı saygıları çok, kapıdan içeri girerler, erkekler şapkalarını çıkartır. Kadınlarda gelir, hani konuşmasını bilmeyenler var içlerinde Türkçe anlamayanlar var. Ama yine de anlaşıyoruz.”

Bir depoda gazete kağıtlarını istifleyen hurdacı Orhan Yelmez, dört kardeşiyle birlikte Van’dan gelmiş. Bir yıldır hurdacılık yapıyor. O da ekonomik sıkıntılarından, para göndermek zorunda olduğu Van’da yaşayan eşinden, çocuğundan söz ediyor. Ve “memlekette iş bulsam bir gün durmam ” diye sözünü bitiriyor

Mazinin kapısına kilit

Bir sokağın köşe başında derme çatma yapılmış bir barakada eski avizeleri tamir eden  Osman Onurlu “İstanbul’da 70 yıldır, Tarlabaşı’nda ise 30 yıldır oturuyorum, 87 yaşındayım. Artık geçinemiyorum” diye kendini anlatmaya başlıyor. Kapı önlerinde oturan kadınlar, sokaklarda oynayan çocukların arasında avizelerini tamir ediyor.

“Eski avizeleri önce yıkıyorum sonra ilaçlıyorum daha sonra da tamir ediyorum” diyerek işinin inceliklerinden bahsediyor. Tarlabaşı’nın değiştiğini evlerini, eşyalarını bırakarak göç eden Ermenileri ve Rumları anarak anlatan Osman Dede “Eski zamana kurban olayım. O zamanlar dışarıda yatsan bir şey olmazdı”diyor. Osman Dede’nin eski komşuları Ermeni ve Rumların evlerinde şimdi başkaları oturuyor. Bir kısmı ise kapısı kilitli yeni ev sahiplerini bekliyor..

Tarlabaşı, anılarını, işgal edilen, kapısına kilit vurulan evlerde bırakıp göç edenlerin hikayesi ile dolu. Şimdi ise İstiklal Caddesi’ndeki barlarda gül satan sekiz yaşındaki Berivan’ında,  inşaatlarda günlük üç beş milyona çalışan Afrikalılarında  akşam dönüş yolu. Onların başka Tarlabaşı’sı yok.

 

Çerçeve olabilir

 

O da Tarlabaşı’nı terketti

 

Tarlabaşı’nda oturan ve yalnız yaşayan  İrini Hanım Rum’du 1960’lı yıllarda evlerini, eşyalarını bırakarak göç eden, akrabalarından hiç haber alamadığını anlatmıştı İrini Hanım.. Bütün akrabalarının 6-7 Eylül olaylarından sonra yurtdışına göç ettiğini söylemişti:

 “Bir akşam dükkanı kapattım. Etraf kalabalık ama ben sanıyorum ki okul çocukları yürüyüş yapıyor. Bizim dükkanın önüne geldiler. Senin aklın ermez. Biz Hıristiyanız, Müslüman değiliz. Dinimi mi saklayacağım. Onu da tanıyorum onu da. Aman Allahım neydi o ‘Evleri basıyorlar’ dediler.  Eyvah dedim arka sokaklardan Tarlabaşına eve doğru koşmaya başladım. Evde kiracımız Fuat Bey vardı bana ‘Korkma al şu bayrağı git dükkana” dedi. Bayrağın üzerinde ‘Kıbrıs Türk’tür’ yazılıydı. Aldım bayrağı dükkana astım. Yoksa parça, parça edecekler. Her tarafı keserlerle kırıyorlar, buzdolapları paramparça, top, top kumaşlar yerlerde. Diyorum ki ‘Türk parası gidiyor a akılsızlar’ Tabi içimden diyorum bunu, Allah göstermesin, nasıl söyleyebilirim onlara. Başka Rum arkadaşlarım da var dükkanda. Kapalı kaldık çıkamıyoruz. Allah düşmanıma vermesin. Neler oldu neler. Ondan sonra Ermeniler Amerika’ya, Rumlar, Yunanistan’a göç etti. Kimse kalmadı Tarlabaşında. Anlatamıyorum evladım hepsini...”

İrini hanım yaşama veda etti. Şimdi kapısı kilitli olan Tarlabaşı’ndaki evinde bundan beş yıl önce yatak odasında duvara asılı kocaman bir Türk bayrağı vardı.



 
sayfa başına dön