Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 

 

YAYIN YÖNETMENİNDEN 

Ülkemizin okur-yazar takımı genelde “Tercüme Kafalı” dır.Okuduğunu özümseyip,olayları yorumlamak yerine öğrendiği (siz buna ezberlediği de diyebilirsiniz) şablona olayları sokmaya çalışır;Uysa da uymasa da sokarlar.

Halka tepeden bakmak da ikinci özelliğidir.Halk (Emekçiler) bilmez, cahildir,öğrenemez;ona yol göstermek gerekir.Üstelik bunun şablonu da vardır.

(bilinç götürmek) 

Sade emekçilere değil kendine de güvenmez.Tüm iyi,güzel,doğru ne varsa Batıda vardır.Oradan almak gerekir.Hatta oradan almak değil, onlardan olmak gerekir.Bunun bedeli neyse verilmelidir diye dayatırlar .

Tarihte örnekleri de vardır : 1918-1920 döneminde (Mütarekede) zamanın pek ünlü,pek bilmiş okur-yazarları mandalardan manda beğenip önermişlerdir. 

1947’ de ABD yardımına karşı çıkan sosyalistlere,yine bu pek bilmiş okur-yazar takımı ABD Türkiye’ yi kalkındıracak, demokrasiyi getirecek gerekçesiyle saldırıya geçmişlerdir. 

Tanzimat kafalı okur-yazarların bir de kendilerine “solcu”,”sosyalist” gibi sıfatlarla tanıtan kesimi vardır ki  en tehlikelileri de bunlardır , zira suret-i haktan göründüklerinden zararları fazladır . Önemli özelliklerinden biri de arkalarında dayanacak bir güç olmayınca kendi ayakları üzerinde durup düşünemezler;O nedenle de Sovyetler Birliğindeki rejim çökünce,kendilerini boşlukta hissedip burjuvazinin ideolojik saldırısına ilk bunlar teslim oldular.

Sosyalizm çöktü ;Yeni Dünya Düzeni Kuruluyor  ;Teknoloji Değişti ,Artık Bilgisayarlı Üretim Dönemi Başladı ,Elveda Proletarya; Sınıf Çatışması Temelindeki Eski Siyaset Biçimleri Terk Edilmelidir ;Yeni Dünya Düzeninde Yeni Siyaset Biçimleri ;Sivil Toplum Kuruluşları ;Kadın Hareketi ;Çevrecilik.VS. Temelinde Siyaset Yapılmalıdır.”

Şeklindeki burjuva propagandasının en ateşli savunucuları oldular.  

.Dışlarındaki nesnel gerçeği algılayıp,edindikleri doğru bilgiler ışığında yorumlayarak olayları çözümlemek yerine birtakım sanal durumlar uydurup yorumlar yaparak hem kendilerini hem de toplumu yanıltmak gibi bir görev üslendiler. 

Yeni Dünya Düzeni Küreselleşmenin tüm dünyaya barış ,insan hakları ,demokrasi getireceği yalanını Türkiye’ de burjuva ideologlarından önce onlar yaymaya başladılar.Küreselleşmenin kapitalizmin yeni ve vahşi saldırısı olduğundan hemen hiç söz etmediler.Avrupa Birliğinin küreselleşmenin bölgesel bir örgütü olduğunu,serbest piyasa kurallarının en katı biçimde uygulanacağını kayıt altına alan Maastrich kriterlerinden hiç söz etmeden hep Kophenhag kriterlerini ileri sürdüler. 

Avrupa Birliğinin yasama ve yürütme organlarının çalışma düzeninin hiç de demokratik olmadığını bildikleri halde (ya da bilecek konumda olmalarına karşın)  bir demokrasi cenneti olarak sundular.Örneğin TC nin1961 Anayasası ile hiç karşılaştırmadılar. 

Üç semavi din içinde Müslümanlığın kadını en çok aşağılayan din olduğunu bilmelerine karşın erkeğin kadına uyguladığı örtünme baskısını “özgürlük” diye yutturdular. 

Küreselleşmenin çok uluslu şirketleri (ÇUŞ) tüm dünyada egemenlik kurmasını sağlamak amacına yönelik etnik ve dinsel  örgütlenme modeli dayatmasını “ulus devletler dönemi bitti,şimdi cemaat dönemi başladı” safsatasını Yugoslavya’ da yaşananları görmezden gelerek yutturmaya yeltendiler. 

Tercüme kafalı okumuş yazmışlarımızın hele , hele onların kendilerine sosyalist yaftası yapıştıranların yazdıkları , çizdikleri konuşmaları ve de eylemleriyle ABD nin dünya egemenliği için yürüttüğü politikanın Türkiye temsilcileri olan “Ilımlı İslam” cılara ne kadar yardımcı oldukları ortada değil mi ?

 

 
sayfa başına dön