Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 

   

NATO ZİRVESİ BİR FELAKET KAYNAĞI OLMASIN

Sertel Gazetecilik Vakfı Basın Açıklaması

 
28-29 Haziran’da İstanbul’da yapılacak NATO Zirvesi hazırlıklarını endişeyle izliyoruz. Bu
toplantıya uluslar arası meşruiyeti ve hiçbir geçerli gerekçesi olmadan komşumuz Irak’a vahşi bir saldırı yapmış olan bir ülkenin Cumhurbaşkanı ve generalleri gelecek. Komşumuz Irak’ta binlerce masum Iraklının ölümünden, insanlık dışı koşullara düşürülmesinden sorumlu George Bush, uluslar arası insan hakları mahkemesinde yargılanacak yerde İstanbul’a bundan sonra yapılacak savaş hazırlıklarını konuşmaya geliyor.

Bu zirvenin konusu “Büyük Ortadoğu Projesi” dir. Bu projenin askeri kolu NATO’dur. Hedef,
Tunus’tan Çin’e kadar uzanan bir bölgede ABD’nin petrol egemenliğini kurmaktır. Irak’ta işlenen
cinayetlerden sonra Ortadoğu ülkelerine demokrasi ve düzen getirme gibi hedefler inandırıcı olmadığı gibi, o halklarca kabulü de olası değildir. Basından aldığımız bilgilere göre, bu toplantıda, Türkiye’debir NATO merkezi kurulması; topraklarımızda, İncirlik, Diyarbakır, Sabiha Gökçen dışında birçok askeri üs ve liman hazırlanması konuşulacak. Almanya’daki Amerikan askerlerinin Türkiye’ye getirilmesi, Türk
topraklarında binlerce NATO askerinin barındırılması ve bunlara bağlı olarak da askeri silah ve techizat getirilmesi istenecek.

Kısacası, topraklarımızın bir savaş üssüne dönüştürülmesi ve de böylece bir işgale uğraması bahis
konusudur. Sorun sadece Afganistan’a veya Irak’a asker göndermekten ibaret değildir. Durum vahim olduğu içindir ki, şimdiden pek çok sivil toplum örgütü, öğrenci, meslek örgütleri, sendikalar NATO Zirvesine karşı eyleme geçmişlerdir. Demokrasi adı altında bir petrol krallığı kurmaya kalkışan George Bush’un yurdumuza gelmesi istenmemektedir. Eylemciler Iraklı çocukların katili, işkenceci Amerikan idarecilerini, generallerini istemiyoruz gibi sloganlar atıyorlar. George Bush’u Filistin’de Şaron’un girişmiş olduğu katliamı desteklemekle suçluyorlar. Ne yazık ki, bu gibi eylemler polisin baskısıyla karşılaşıyor. Gelen bu insanlık suçlusu misafirleri karşılamak üzere güvenlik önlemleri almak için milyarlarca lira harcanıyor.
      
Her şeye rağmen Türkiye’de barışın ve bağımsızlığımızın korunması için yapılan bütün
girişimleri destekliyoruz. İdarecilerimizi, Türkiye’yi Amerikan emperyalizminin peşinde mazlum halklara karşı süresi, sonucu ve insanlık açısından bahası belirsiz maceraların doğuracağı sorumluluğa karşı ikaz ediyoruz. Halkımızın barış eylemlerinin coplar, sopalar ve baskı metotlarıyla önlenmesine meydan
vermemenizi, yurdumuzda özgürlüklerin ve insan haklarının çiğnenmemesini istiyoruz. Halkımız sizi,
Atatürk’ün “Yurtta sulh cihanda sulh” ilkesine riayet etmeye çağırıyor.

 

  

sayfa başına dön