Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 

AB KÜRTLERİ KANDIRIYOR

Mustafa BALBAY

Leyla Zana ve arkadaşlarının Herald Tribune gazetesine verdikleri ''Türkiye'de Kürtler Ne İstiyor'' başlıklı ilan Nasreddin Hoca 'nın şu bilinen fıkrasını anımsatıyor:

Hoca gün ışığında yolun ortasında yere bakınıyor. Sormuşlar:

- Hayrola hoca?

''Hiç'' demiş, ''anahtarımı kaybettim de onu arıyorum'' .

- Nerede kaybettin?

''Samanlıkta...''

- Yolun ortasında nasıl bulacaksın?

''Burada aramak daha kolay...''

En iyimser anlatımla, görünümün özeti bu. 17 Aralık zirvesine kısa bir süre kala ortaya çıkan ilanın AB kurmaylarıyla koordine edilmeden yayımlanmış olması olanaksız!

İngilizce verilen ilanın Türkçesi şu:

Türkiye'de her şeyi bırakın, Kürtlere istediklerini verin.

Ne verelim?

Ne bilelim biz, Batı'da bir sürü örnek var, Basklar, Katalanlar, İskoçlar, onlara verilenlerden bir şey yapıp verin!

Hedef şu görünüyor:

Taslak üzerine taslak hazırlayan AB, Türkiye'nin bütünlüğüne ilişkin bir tümce koymak istiyor. Ancak bunu nasıl oturtacağına karar veremiyor. Kürtler bu istemlerini yüksek sesle dile getirirse diyecek ki, ''Kardeşim senin içindeki gruplardan bazıları başka bir şey istiyor. Onlara kulak vermen gerekir. İşte biz de bildiriye bunu koyuyoruz...''

6 Ekim'deki ilerleme raporunda bunun ucu görünmüş, Kürtlerin ve Alevilerin azınlık olarak algılanması için zemin hazırlanmıştı. Şimdi bu zeminin üzerine bir de ilan kilimi serildi.

Batı'nın Sevr sendromu

Türkiye Cumhuriyeti'nin 80 yılı aşan deneyiminin devamında Türkiye bölünmez. Ya dağılır, ya bütünlüğünü korur!

Türkiye Cumhuriyeti'nin temelinde yurttaşlık bağı var. Tıpkı Fransa'da olduğu gibi herkes birinci derecede yurttaş. Herkes yasalar önünde eşit. Bunun zaafa uğradığı anlar elbette var. Asıl olan bu hedefi tutturmaya çalışmak.

Eğer, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Anadolu insanına Türk ulusu denir, herkesin bu kimliğin altında ayrı etnik kökenleri olabilir, tanımını ortadan kaldırırsanız ne olur?

Çok genel bir bölümleme ile 70 milyon nüfusumuzun, 10-15 milyon kadarı Kürt, 10 milyon kadarı Balkan kökenli, 6 milyon kadarı Kafkas kökenli, 1 milyon kadarı Arap kökenli.

Bu insanlar onyıllarca kaynaşmışlar, kız alıp kız vermişler, kent değiştirmişler... Örneğin Güneydoğu Anadolu Bölgemizin toplam nüfusu 5 milyon. Kürtlerin çoğu değişik nedenlerden büyük kentlere göçmüşler. Balkan kökenlileri kendi içinde ayrıştırmaya kalkarsanız; 3 milyon Boşnak kökenli, 2 milyon Arnavut kökenliyle başlayıp sonunu getiremezsiniz. Kafkas kökenlileri ayrıştırmaya girişirseniz, 2 milyonu bulan Gürcüden başlar, 300 bine yakın Çeçenden çıkarsınız...

Yeniden altını çizelim; AB eldivenini takıp bu yapıyla oynarsanız bölünme olmaz, kanlı bir dağılma olur. Bunu da aklı başında, gelişmeleri sağduyulu izleyen hiçbir yurttaş kabul edemez.

AB bunu bilmiyor mu? Biliyor. Ama Kürtleri kullanıp Türkiye'ye, ''Bak işte.. senin, benim değerlerime ulaşman olanaksız'' deyip, özel statüyü kabul ettirmeye çalışıyor. AB, Türkiye'yi uyutmanın, Kürtleri kandırmanın peşinde.

AB şerbeti içmişlerin sık kullandığı bir tanım var:

Türkiye, şu Sevr sendromundan kurtulsun!

Hayır, Sevr sendromu bizde değil, Batı'da var. Bir türlü akıllarından çıkmıyor ve yaşama geçirmek için her şeyi yapıyorlar. Hedef Kürtlere daha fazla özgürlük verilmesi değil, Sevr'in yolunun açılması. Bu yol açılırsa altında Kürtler de kalır.

Sevgili Kürt kardeşlerimiz; ne olur, umudu uzaklarda, başka güçlerde aramayın. Anadolu'da ve birlikte yaşamada arayın!

Irak'takiler aradı da ne oldu?

 

 

sayfa başına dön