Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 

BORU HATTI BELASI

Ergin YILDIZOĞLU

Ukrayna'da ''rejim değişikliği'' krizi üçüncü haftasını geride bıraktı. İnsan ister istemez, yalnızca petrol kaynaklarına sahip olan ülkelerin değil, topraklarından boru hatları geçen ülkelerin de, eğer etnik-toplumsal uzlaşmayı sağlayamamışlarsa, dış müdahaleler karşısında ne kadar kırılgan olduğunu düşünmeden edemiyor.

'Petrol kokusu'

ABD Savunma Bakanlığı'nda hazırlanan Üsler Yapısı Raporu 'na (Base Structure Report) göre, ABD'nin, halen dünya çapında 5.458 adet açık ya da gizli, üs ve tesisi var. Bunlara, nedense o listede yer almayan Afganistan, Kuveyt, Katar, Kosova 'daki üsleri ve Irak 'taki 14 garnizonu eklediğimizde, ABD'nin, esas olarak, petrol kaynaklarının, ulaşım yollarının etrafında konuşlanmış olduğunu görüyoruz. Bu yüzden bugün, dünya nüfusunun yalnızca yüzde 5 'ini oluşturmakla birlikte petrolünün yüzde 26 'sını tüketen ABD, petrol ithal ettiği 15 ülkeden 14'ündeki kaynaklara doğrudan erişme olanağına sahiptir ( Dan Smith , 'Scent of oil' , Foreign Policy in Focus ).

Soğuk Savaş bitti, SSCB gibi bir tehdit ortadan kalktı ama, ABD'nin dünya enerji kaynaklarını doğrudan denetim altına alma saplantısında bir azalma olmadı. Bunu ''El Kaide'' gibi derme çatma, hatta varlığı bile şüpheli örgütlerin yarattığı bir tehditle ilişkilendiren açıklamalarsa inandırıcı değil. Üstelik dün Şili'de, sonra Türkiye'de sola karşı harekete geçirilen ''imha makineleri'', ''böyle'' tehditleri ülke bazında gidermeye yeter de artar bile...

Zaman ABD'den yana değil

Pazartesi yazımda değinmiştim, ekonomik olarak sorunlu bir döneme giren ABD, siyasi olarak da giderek yalnızlaşıyor, iradesini dayatmakta zorlanıyor. Bu sırada dünyanın çeşitli bölgelerinde yerel ya da küresel iddiaya sahip olabilecek güçler yükselmeye devam ediyor. Bu güçler arasında Çin, Rusya , hatta Hindistan büyük öneme sahip. Çin ve Hindistan'ın ekonomik potansiyelleri çok büyük, Çin'in askeri gücü giderek artıyor. Rusya ise büyük askeri kapasitesinin yanı sıra Ortadoğu (ABD kontrolü) dışındaki en büyük enerji kaynaklarına, Hazar Denizi havzasında, Orta Doğu ve Avrupa petrol ulaşım yolları üzerinde etkin olma şansına/potansiyeline sahip. Rusya petrolleriyle Çin ve Hindistan'ın ekonomilerinin birbirine bağlanması halinde, ABD dışındaki bütün büyük güçler, ABD denetiminin dışında bir enerji kaynağına bağımlı olabilecekler. Bu, ABD'ye dirençli bir veya birkaç siyasi ekonomik blokun oluşması olasılığının önünün açılması demek.

ABD'nin telaşı işte bu sürecin artık engellenemeyecek bir ivme kazanmaya başlamış olmasından kaynaklanıyor. Bu haftaki, The New Statesman 'da Mark Almond'un vurguladığı gibi, bu güçlerin yükselmesinin engellenemeyeceğini kavrayan ABD, bunlar birer rakip olarak sahneye çıktıklarında ve ''oyun başladığında'' hazır olmak için en iyi taşları ele geçirmek istiyor. Ukrayna da bu taşlardan biri ve Ukrayna Rusya petrolleri merkezli jeostratejik denkleme, Ukrayna iki nedenle uyuyor. Birinci neden, Karadeniz'den Polonya sınırına kadar uzanan 669 km. petrol boru hattı. Bu boru hattı eğer kuzeyden güneye çalışırsa Sibirya petrollerini Karadeniz'e ulaştırabilir. Eğer güneyden kuzeye doğru çalışırsa yalnızca Hazar Denizi petrolünü Avrupa'ya taşımakla kalmaz, bir zamanlar, yönetim kurulunda Condi Rice oturan Chevron 'un Kazakistan'dan yılda 9 milyon ton (hattın kapasitesine eşit) petrol taşıma projesi de suya düşebilir. İkincisi, Ukrayna'nın Sivastopol limanı. 1993-96 arasında Rusya Karadeniz Filosu'nun komutanı Amiral Eduard Baltin 'e göre, bu liman Karadeniz'i (dolayısıyla yine bir petrol taşıma hattını - E.Y. ) denetlemek açısından, Rusya için tek uygun yer ( Daily Telegraph , 06/12). Zbigniew Brzezinski , Büyük Satranç Tahtası... adlı çalışmasında, Rusya'nın Baltık ülkelerini ve Polonya'yı kaybetse bile, Ukrayna'yı elinde bulundurduğu takdirde, güçlü bir Avrasya imparatorluğunun lideri konumuna yeniden yükselebileceğini yazıyordu. Estonya, Litvanya, Latviya NATO'ya katıldılar. Ukrayna NATO güçlerine transit geçiş hakkı (Nereye doğru dersiniz?) tanıdı. Eğer Ukrayna'da Batı yanlısı bir yönetim ülkeyi NATO'ya sokarsa Rusya hem boru hattının denetimini hem de en önemli Karadeniz limanını kaybedecek. Oyunda risk bu kadar büyük olunca Ukrayna'nın tek parça kalacağına inanasım gelmiyor. Umarım Ukrayna, petrol boru hattı, stratejik limanları ve etnik sorunları olan diğer ülkelerin kulağına küpe olur.

 

sayfa başına dön