Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 

ABD EKONOMİSİ NEREYE ?

Korkut BORATAV

Geçen hafta bu köşede doların önlenemez düşüşünün ardındaki nedenleri gözden geçirdik. Ve iki ana neden üzerinde durduk. Birincisi, ''az tasarruf yapıp çok harcayan'' Amerikan ekonomisinin giderek büyüyen cari işlem açıklarına sürüklenmesi; ikincisi ise, bu dış açığının finansmanına katkı yapan aktörlerin, ''dolardan kaçma'' eğilimi içine girmeleri...

Bugün de, ''Bu işin sonu nereye varır'' sorusu etrafında biraz gezinelim.

****

İlk önce, ''Doların düşüşü nereye kadar sürer'' sorusuna verilen bazı yanıtları gözden geçirelim. Bundan bir yıl kadar önce Deutsche Bank, doların değer yitirmesinin en az 2006 sonuna kadar süreceğini; 2004 sonunda 1 Euro=1.30 dolar, 2006'da ise 1.50 paritesinin söz konusu olabileceğini öngörmüştü. Alman bankasının 2004 öngörüsü şimdiden aşılmış durumda.

Deutsche Bank'a göre ABD'nin cari işlem açığı ''sürdürülemez'' düzeydedir ve dolar önemli oranlarda değer yitirmedikçe bu durum düzelemeyecektir. Bretton Woods sisteminin çöküşünden bu yana, dolar, mark (ve Euro) karşısında 5 ile 10 yıl arasında değişen iniş ve çıkışlar gösteren bir çevrim içinde hareket etmektedir: Dolar 1973-1980 döneminde değer yitiriyor. 1980-1985'te çıkış, 1985-1995'te iniş, 1995-2001'de tekrar çıkış gösteriyor ve 2002'de yeniden değer yitirmeye başlıyor. Alman bankacılara göre, dolardaki değer kaybının bu nedenle en az 2006 sonuna kadar sürmesi beklenmelidir. Bu son çevrim, beş yılı aştığı (yani 2006 sonrasına taştığı) takdirde, dolardaki değer kaybı 1.50 paritesinin ötesine de geçebilir. Üstelik dolar bu dalgalanmalar içinde uzun dönemde düşme eğilimi göstermektedir ve her dip noktası bir öncekinden daha aşağıda oluşmaktadır. Örneğin bir önceki çevrimde dolar en düşük değere 1995'te ulaşmıştır ve o tarihteki dolar/mark kurunu Euro'ya çevirirsek 1.33'lük bir parite gerçekleşmiştir. On yıl önceki bu dip noktasına dolar şimdiden (yani düşme çevriminin üçüncü yılında) ulaşmış durumdadır.

IMF'nin eski başekonomisti K. Rogoff da M. Obstfeld 'le birlikte kaleme aldığı bir çalışmada ABD'nin dış açığının ''sürdürülemez'' olduğu saptamasına katılıyor. Bu ikili, bir model oluşturarak cari işlemlerde ABD'nin tekrar dengeye gelmesi için, sonunda, 1 Euro=2 dolara kadar tırmanacak bir parite ayarlamasının gerekebileceğini ileri sürüyorlar.

Bunlara karşılık doların değer yitirmesinin ABD'nin cari işlem açığında anlamlı bir daralmaya yol açmayacağını savunanlar da var. Bunlar, ABD ithalatının büyük bir bölümünün dış dünyada yatırım yapmış olan Amerikan kökenli şirketlerden kaynaklandığını ve dolar devalüasyonunun bu tür ithalatı kısacak bir etki yapmayacağını ileri sürüyorlar. ABD'nin Çin'e karşı verdiği 160 milyar dolarlık dış ticaret açığının daralması da doların Euro ve yen'e karşı değer yitirmesinden etkilenmez; zira Çin, yuan'ı dolara bağlamış durumdadır.

****

Biraz da, doların değer yitirmesinin ABD içinde ve dışında büyüme hızlarını nasıl etkileyeceğini tartışalım. Genel olarak devalüasyon, ''Komşunu yoksullaştır; kendini ihya et'' yöntemi olarak görülmüştür. Bu, ABD ihracatında devalüasyonun sağladığı artışın başkalarının ihracatını daraltması anlamına gelir. Amerikan ekonomisinde ihracattan kaynaklanan büyüme, vergileri ve özel tasarruf oranlarını yukarıya çekerek iç açığın daralmasına katkı yapar. Kısacası, dünya ekonomisinin büyüklüğü aynı kalırken ABD genişlemiş, diğerleri daralmış olur.

Buna karşılık, devalüasyonun iç talebi daraltıcı etkisini vurgulayan yaklaşımlar da var. Bu ikinci senaryo, doların değer yitirmesinin ABD ithalatını aşağı çekici etkisine ağırlık verir. Hele hele, devalüasyon, dış dünyada ''dolardan kaçış'' etkenine ve özellikle Asyalı merkez bankalarının, dolar rezervlerini (yani ellerindeki ABD hazine bonolarını) azaltmalarına bağlıysa, dolardaki düşme ABD faiz oranlarının yükselmesine de yol açacaktır. Bu da, şu anda Amerika'da iç talebi ayakta tutan gayrimenkul değerlerinin çökmesiyle başlayan bir daralma anlamına gelecektir. Daralan iç talep, devalüasyonun ithal mallarını pahalılandıran etkisiyle birleşerek ABD ithalatını kısacak; böylece dünya ekonomisi Amerika'dan kaynaklanan bir küçülme sürecine sürüklenecektir.

''Türkiye'nin ithalatında dolar, ihracatında Euro ağırlık taşıyor; bu nedenle doların değer yitirmesi lehimizedir'' diyenlere, dünya ekonomisini biraz daha yakından izlemelerini tavsiye ederiz.

 

 
sayfa başına dön