Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 

AKP ve KIRSALA İLİŞKİN KANUNLAR

Abdullah AYSU

Tarihin hemen her döneminde çayır ve mera olarak kullanılan araziler kırsalda yaşayanların ortak malları olarak görülmüş. Özel mülkiyet haline getirilmemesi için de yasalar çıkarılarak önlem alınagelinmiştir. Bu süreç; Osmanlı döneminde çıkarılan Arazi Kanunnamesi (1858) ile halktan ve hayvan yetiştiricilerinden yana olmuş. Çayır ve mera arazilerinin alınıp satılması, bitkisel üretim arazisine dönüştürülmesi yasaklanmış…

Cumhuriyet döneminde çıkarılan Medeni Kanun’un (1926) düzenlemesinde de Osmanlı döneminde gösterilen hassasiyet gösterilmiş, çayır ve mera arazilerin ortak kullanımı gözetilmiştir.

1982 Anayasası bile bu konuda sorumlu davranmış 45. maddesinde; “tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek” diye yer vermiş. Böylece  Anayasal yükümlülük haline sokulmuştur.

1998 yılında çıkarılan 4342 sayılı Mera Kanunu’nda ise ortak kullanım ile ilgili olarak; “ Mera, yaylak ve kışlakların kullanma hakkı bir veya birden çok köy ve belediyeye aittir. Bu yerler devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zaman aşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz” denilerek sorumlu davranış sürdürülmüştür. 

Hazine arazilerini paraya çevirmeyi kafasına koyarak satranç tahtasının başına oturan AKP hükümeti hamle üstüne hamle geliştirmiş. İlk önce 1982 Anayasası’nın ormanla ilgili 169 ve 170. maddelerini değiştirme hamlesini yapmış. Bütün yurtseverler ormanları kurtarmak için refleks gösterip mücadele verdiği bir sırada AKP hükümeti orman yasasındaki değişikliği başka bilinmeyen bir zamana erteleyerek herkesin dikkati ve enerjisi orman yasasındaki değişikliğe yoğunlaşmış iken bir başka yıkıcı, peşkeş çekici hamlesini yapar. Ve, 4916 sayılı Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu çıkarır. Söz konusu kanunla kırsal alanı tahrip edecek, kamusal alanları satışa çıkaracak bir dizi yasada değişikliğe gidilir.

Bunlar;

·         4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz  Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi 

·         4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında

·         3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi düzenlenmesine Dair Tarım Reformu

·         2644 sayılı Tapu

·         2886 sayılı Devlet İhale

·         1380 sayılı Su Ürünleri

·         167 sayılı Yer altı Suları

·         1164 sayılı Arsa Ofisi ve bu kapsamda da

·         4342 sayılı Mera yasaları olmak üzere

Kırsal alanda yaşayan yetiştiricilik ve üreticilik yapan çiftçiler ile doğrudan ve dolaylı olarak toplam 20 yasada değişiklik yapmıştır. Çıkarılan yasalarla öyle bir değişikliğe gidildi ki bir tek yasa ile yapılan değişiklikle otuzu aşkın madde yeniden düzenlenmiş, yasalara çok miktarda geçici ve ek madde getirilmiştir. Tüm bu değişiklik ve eklemeler kırsal alanın tahribatını tetikleyici, sürdürücü yerli-yabancı şirketlere alan açıcı nitelikte değişikliler olup bu değişikliklerle de;

·         Kamusal taşınmazların yerli ve yabancı özel kişilerin mülkiyetlerine geçirilmesi,

·         Bu doğrultudaki uygulamaların kapsamının genişletilmesi, gerekli, iş ve işlemlerin kolaylaştırılması,

·         Sınırları içindeki hazine arazilerinin satılmasından yerel yönetimlere daha yüksek oranda sus payı verilmesi,

·         Hazine arazilerini işgal edenlerin işgal ettikleri arazilerin satın alınabilmesi için 1995 yılında getirilen tarihsel sınırın 31.12.1993 tarihinden 31.12.2002 yılına çekilmesi,

·         Satılan tarım arazilerinin on yıl sonra tarım dışı amaçlarla kullanılabilmesi,

·         Yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişilerin ülkemizde arazi satın alabilmeleri,

Ve ayrıca, DSİ’ in mülkiyetindeki ya da devletin hüküm ve tasarrufu altındaki barajların, dalyanların, voli yerlerinin, göllerin, havuzların, nehir ve dere ağızlarındaki av yerleri ile deniz ve iç sularda belirlenmiş yerlerdeki su ürünleri üretim hakkının il özel idareleri tarafından kiraya verilmesi,

Turizm yatırımları için kamu arazisi tahsisi edilenlerin arazilerdeki usulsüzlükleri ile nedeniyle haklarında dava açılmış olanların belirli koşullarla bağışlanabilmeleri sağlanmıştır.

Bütün bu düzenlemeler hayvan yetiştiricilerin çıkarına olmadığı gibi yasa çıkarılırken, düzenleme ve değişiklikler yapılırken çiftçilerin görüşlerine başvuracak mekanizmalar oluşturulmamış-geliştirilmemiştir. 59. Hükümet çiftçiliğin ortadan kaldırılması yerine tarımın şirketleştirilmesini  sağlayacak yolları açma/temizleme işini yapmıştır.

59. AKP hükümeti bütün bunlarla da yetinmeyerek meralara yönelik 21 Ocak 2004 tarihinde Mera Yönetmeliği’ni çıkararak bu kez, Maden Kanunun meralarda daha kolay  uygulanabilmesinin önünü açmış olur. 4342 sayılı Mera Kanunu değiştirir, yasaya geçici bir madde ekler. Ayrıca 442 sayılı Köy Kanunu, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ile 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu’nun birer maddesi yeniden düzenlenerek meraları meralıktan çıkarmanın yolu bulur. Şöyle ki;

Meraları belirleyecek teknik ekipte Ziraat Odaları temsilcileri çıkarılmış; yerine meradan yararlanan  belediyelerin temsilcisine yer verilmesi sağlanmıştır.

Öteden beri mera olarak kullanılmakta olan bir arazide maden ve petrol aramak, ön işletme yapabilmek ve işletebilmek için maden veya petrol verimliliğinin kesin olarak saptanmış olması koşulu kaldırılmıştır.

Meraları köy yerleşmeleri ile köylülerin ortak kullanımı için de kullanabilme olanağı genişletilmiştir. Yasaya konulan geçici madde Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde  yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı teknik olarak mümkün olmayan yerler artık mera sayılmayacaktır, diye düzenlemeler yapılarak meraların çanına ot tıkanmıştır.

Çıkarılan kanunlar, eklenen maddeler ile geçici maddeler ve kararnameler ile;

·         Osmanlı’dan bu yana 59. Hükümete kadar kamusal doğal ve kırsalda yaşayanlar için ortak varlıklar olarak görülen meralar bu ayrıcalığını kaybedecek, süratle özelleştirilecektir.

·         Kırsal da hayvan yetiştiriciliği yapan yetiştiriciler ortak varlıkları olan meraları bu politikalarla yitireceklerinden hayvan yetiştiremeyecek dolayısıyla kırsalı terk etmek zorunda kalacaklar.

·         Meraların azalması biyoçeşitliliğin azalmasına ve erozyonun  artmasına neden olacaktır.

·         Hayvansal ürünlerde dışa bağımlılık artacaktır. 

Böylece kırsaldaki geçimlik, rızık sağlayıcı hayvancılığın köküne kibrit suyu döker. Hayvan yetiştiriciliğine her biri balyoz darbesi ağırlığında olan darbeleri indirerek, hayvancılığı yok etmenin yol haritasını yasal yoldan çizer.

 

sayfa başına dön