Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 

AB VE DÜŞLER

Doğan T.KAYA

Son günlerde gerek basında gerekse de hükümet çevrelerinde birbirlerini bütünleyen bir şekilde AB rüzgarları estirilmekte. AB rüyalarıyla kalkıp, 17 Aralıktan itibaren Avrupai dünyamıza uyum senaryolarıyla dolaşmaktayız. Hükümet cephesinden tüm umutlar üyelik düşlerine endekslenip ,her şeyin sonu ve başı olarak AB süreci anlayışıyla yatıp kalkmaktayız.

Kendisini sol cenahta görüp AB sevdasıyla (ayrıca Fonlarıyla) entegrasyon hevesinde olan solcularımız ayrıca dikkate değer bir yer tutmaktalar. İşçi ve memur kesimini temsil eden sendikalar ağırlıkla AB içerisinde haklarını alma düşleri kurarken oralardaki emekçilerin hak gasplarına karşı grev ve eylemlerini görmezden gelerek emeğin Avrupası düşlerine yatmaktalar. DİSK’e bağlı Metal –İŞ ‘in yaptığı bir araştırmaya göre Almanya ve Fransa ‘da önde gelen sanayi firmalarının imzaladıkları işyeri sözleşmelerinde çalışma süreleri haftalık 35 saatten 40 saate çıkarılmış. Ayrıca Avrupa komisyonu  93/104 sayılı çalışma direktifini değiştirmek üzere sosyal taraflara çağrı yaparak çalışma sürelerinin uzatılmasına dair somut adımlar atılmasına karar vermiş . fakat bizim sendikacılarımız açısından bunun pek önemi yok nasılsa AB’ye girersek her şey güllük gülistan olacak ya önemli değil . her şey bir başka bahara nasıl olsa düzelecek misali .

Dünyaya sol gözle bakarak hak alma ve arama bilincini atıl bir sürece bakmak kuşkusuz ya aymazlık ya da göz boyamacılıktan başka bir anlam ifade etmemektedir. Her şeyiyle kapitalizmin yeni paylaşım sürecinde ekonomik sömürü ağını genişletme amacını taşıyan bir birlikteliğe girme hevesinde olmak herhalde Avrupa sevdalısı solcularımızın düşlerini hayli genişletmekte. Yıllardır ülkemizdeki sol bilinci Avrupa endeksli geliştirmeye çalışan Avrupacı solcularımız şimdi de ülkemizdeki bakir yer altı ve yerüstü kaynaklarımızı Avrupalı efendilerinin hizmetine sunmak için, özgürlük ve demokrasi yanılsamalarıyla halkın gözünü boyama telaşındalar.

Basın dikkatli takip edilirse özellikle sermaye gruplarının ağırlıklı olarak AB sürecine aktif destek verdikleri görülmekte. Genel anlamda halkın ise daha çok seyirci konumunda medyanın yönlendirmesiyle süreçten bi-haber sadece AB süreciyle yoksulluğunun çözüleceğini düşünmekte. Fakat bunun ayrıntıları ve sonuçları hakkında ise fazla bir düşünceleri yoktur. Bilinçli bir şekilde kamuoyunda pek açıklanmayan fakat her yıl daha da fazla bir şekilde artan AB ülkelerindeki işsizlik oranları her ne hikmetse müstesna basınımızın dikkatini çekmemekte , daha çok zengin olacağımız yanılsaması halkın bilinçaltına lanse edilme çabası içerisinde.

Sonuçta çok uzakta olmayan bir hükümet bunalımı AB sevdası adı altında ileri bir tarihe atılma çabası içerisinde .Fakat her anlamıyla uluslararası tekellerin güdümüne girmiş bir hükümetin dönemsel rahatlama çabasının da sınırlarını 17 Aralık sonucunda hep beraber görme olanağına sahip olacağız.

sayfa başına dön