Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 

AB’NİN ÖNÜNDEKİ ÇIKMAZ:

BİN YILLIK “HAÇLI RUHU” NASIL AŞILACAK? 

Dr. Ergun GÖKNEL

Atalarımız, “Ne ekersen onu biçersin?” demişler. İşte bugün AB ülkelerinin yaşadıkları veya yaşayacakları ikilem.

Bin yıllık “Haçlı Ruhu”nu aşmaları gerek. Nedir bu “Haçlı Ruhu” ?

Batı Hristiyan dünyasının Kudüs’ü ve diğer kutsal toprakları ele geçirmek için başlattıkları Haçlı Seferleri 1095 yılında başlıyor. Kudüs’e ulaşabilmek için aşılması gereken en önemli engel yol üzerindeki Anadolu. Ve Anadolu Türk egemenliğinde. Evet, arada Doğu Roma İmparatorluğu da var. Ancak burada “Doğu” eklentisine dikkat. Batı Hristiyanları ile Doğu Hristiyanları arasında zoraki ittifak dahi pek görülmemiş.

Kutsal savaş geniş halk kütlelerini seferber etmek için bahaneydi. Batı derebeylerinin ve feodal düzenin erişmek istediği, İslam dinini kabul etmiş Türklerin egemenliği altındaki Doğu Akdeniz limanlarını ele geçirme, yeni pazarlar bulmaktı. Nasıl şimdi enerji ve su kaynaklarının kesiştiği yer Anadolu ise, o zamanda ticaret yolları Anadolu’dan geçiyordu. Batı Avrupa’nın fakir köylülerine yeni ekonomik kaynaklar bulmak gerekiyordu.

İlk üç Haçlı seferi sırasında bugünkü Filistin ve çevresinde kurulan dört Hristiyan devlet varlığını korumak için Müslüman Türkler ile ve Fatimi’lerle savaşlarına devam ettiler. Bu süre sırasında da egemenlikleri altındaki Müslüman ve Yahudi’leri yok ettiler.

Üçüncü haçlı seferi sonucunda Kıbrıs adasının Batı Hristiyanları tarafından işgal edilmiş olması, izleyen Haçlı seferleri için önemli bir kazanım olmuş ve 1270 yılına kadar sürdürülen sekiz Haçlı seferinde, ada çok kullanışlı bir üs görevi görmüştür.

Dördüncü Haçlı seferi Müslüman Türkler ile savaşmak için başlatıldı ve Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis’in işgali ve yağması ile sonuçlandı. Kurulan Latin devleti 60 yıl yaşadı. Artık “Doğu” ile “Batı” arasındaki çelişki ortadan kaldırılamaz hale gelmişti. Şimdi Batı Hristiyanları İslam inancındakilere ve Türklere olduğu kadar “Doğu” Hristiyanlarına da karşıydılar. “Doğu” ve “Batı”nın yüzlerce yıllık ayrılığı uzlaşılamaz şekle dönüşmüştü.

Yukarıda açıkladığımız çok özet Haçlı tarihinden günümüze paraleller çizebilir miyiz?

AB’nin doğuya açılma planları yeni bir pazar arayışının gereği midir?

AB ülkelerinde kamuoyunun zaman zaman görülen ve giderek şiddetlenen, Türkiye’nin AB üyeliğine kabulüne karşı büyüyen muhalefet, geleneksel İslam/Türk, Batı Hristiyan/Fransız-Alman-İngiliz çelişkisinin güçlükle aşılabilecek bir kalıntısı mıdır?

AB ülkelerinin Rusya’nın AB’ye üye olmasına karşı gösterdikleri muhalefet de Doğu Roma İmparatorluğu merkezi Konstantinopolis’in Haçlı orduları tarafından işgal edilmesinin değişik türde bir devamı mıdır? Doğu ve Batı Hristiyanlığı çelişkisinin devamı mıdır?

Kıbrıs konusunda koparılan gürültü, adanın yüzyıllarca önce Haçlı ordularının Doğu Akdeniz ülkeleri için kullanılan bir atlama taşı olması ile karşılaştırılabilir mi?

Bütün bu soruları ortaya attığımız zaman, AB ülkeleri yönetimlerinin bilerek veya bilinçaltında yürüttükleri politikalar üzerinde de uzun uzun düşünmemiz gerekir. AB üyesi ülkelerinde, Türkiye’nin AB’ye üye olma olasılığına karşı gösterilen muhalefet dalgasını, bin yıllık “Haçlı Ruhu” düşüncesiyle de değerlendirmek gerekir. 

Unutmayalım ki, ABD Başkanı Bush, 11 Eylül 2001 tarihinden üç gün sonra İslam terörizmine karşı bir “Haçlı Seferi” başlatacağını açıkça ifade etmiştir. Bu sözler sonradan ne kadar tevil edilmeye, düzeltilmeye gayret edilmişse de bilinçaltı baskın çıkmış ve dilin altındaki bakla çıkarılmıştır.

İşte Türkiye’nin değil, AB’nin karşılaşacağı en büyük engel, bu çıkmazın nasıl aşılacağıdır. Bin yıllık geleneğini, düşünce tarzını değiştiremeyen bir AB Hristiyan kulübü olarak kalmaya mahkumdur. Hem de Batı Hristiyan kulübü…..

sayfa başına dön