Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 

CUMHURİYET HALK PARTİSİNDE

OLİGARŞİK YAPININ SONU GELMELİ

 

Dr. Ergun GÖKNEL

29 Ocak 2005 tarihinde yapılacak olan CHP Olağanüstü Kurultayı bu partinin oligarşik yapısına artık son vermelidir.  Aksi halde CHP’nin tarihin derinliklerine gömüleceği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisinin ancak marjinal olarak yaşamını sürdüreceği kesindir. Bu marjinal yaşam da her halde kısıtlı bir süre için devam edebilecektir. Sonra maalesef adı ancak siyasi tarih kitaplarında ve siyaset bilimi öğretisinde yer alacaktır.

Deniz Baykal’ın Genel Başkanlığı, CHP’ye “Baykal Oligarşisini” getirmiştir. Sembolü olan Altıok’ta yer alan “Devrimcilik” ilkesine ters gelen bir anlayışla “Tutuculuk” CHP’nin siyasetine egemen olmuştur. Delege sistemi, demokratik bir araç olmaktan çıkarılmış ve “Baykal Oligarşisi”nin sistemi içerisinde, “Emir kulu” haline gelmiştir. Partinin tüm organları “Emir kulluğu” ve Genel Başkan’ın veya oligarşisinin talimatlarını yerine getirecek birimler şeklinde organize edilmiştir.

Şimdi Yüksek Disiplin Kurulu’nun “Baykal Oligarşisi”nin isteklerine karşı gelerek Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ü CHP’den ihraç etmemesi tüm planları bozmuştur.  Baykal ve oligarşisi Olağanüstü Kurultay ile tüm pürüzleri temizleyeceklerini ve dikensiz bir gül bahçesi yaratacaklarını sanmaktadırlar. Bu düşüncelerinde yanıldıklarını kısa sürede göreceklerdir. 29 Ocak 2005 Olağanüstü Kurultayı “Baykal Oligarşisi”nin sonu olacaktır.

İlk akla gelen soru, egemen oligarşi tarafından seçilen delegelerin kendilerini seçtirenlere karşı nasıl oy verecekleridir. Dünyada demokrasinin oligarşik gruplar tarafından yozlaştırılması ilk defa olmamaktadır. Ancak son birkaç yıl içerisinde demokrasi anlayışı geliştirdiği yöntemlerle “Demokrasilerde çare tükenmez” deyimini doğrulamıştır. En açık örnekler Gürcistan ve Ukrayna’da yaşanmıştır. Halkın çoğunluğunun gücü demokrasiyi yeniden rayına oturtmuş ve oligarşi iktidardan düşürülmüştür.

Aynı olgu CHP’de de yaşanabilir mi? Hiç şüpheniz olmasın. Mustafa Sarıgül bu konuda bir uzmandır. Halk kitlelerini seferber etmesini çok iyi bilen bir siyasetçidir. Kurultay delegelerinin çoğunluğunu, ilk hesaplamalarda, elde edemeyeceği düşünülebilir. Ayrıca üçüncü bir grubun oy dengelerini etkileyeceği de akla gelebilir. Baykal ve Sarıgül dışında, bazı siyasetçilerin üçüncü bir aday çıkarma çabasını gösterecekleri söylenebilir.

Ancak Kurultay salonu dışında on beş bin kişi toplayıp Baykal karşıtı söylemlerle gösteri yapılması, kesinlikle Kurultay salonu içerisindeki delegeleri de etkileyecek ve oy dengelerini değiştirecektir. Tabii Kurultay salonundaki izleyicilerin de bu gösteriye Sarıgül lehinde katılabilecekleri hesaplanmalıdır. Böyle bir kamuoyu gücü karşısında hiçbir oligarşi duramaz.

Sarıgül’ün 4 Ocak 2005 tarihinde Ankara’dan Istanbul’a dönüşünde söyledikleri işte bu demokratik taktiği içermektedir. Bakın Sarıgül ne diyor?

Sarıgül, VIP Salonu’nda düzenlediği basın toplantısında, “Demokrasilerde gerçek gücün halkın gücü olduğunu vurgulayarak, bu gücün karşısında kimsenin duramayacağını kaydetti. CHP ile halk arasında örülen yapay duvarları kaldıracaklarını ve partiyi halk ile bütünleştireceklerini” ifade etti.

29 Ocak 2004 “Baykal Oligarşisi”nin  son kurultayı olacaktır. Ve CHP çoktandır hasret kaldığı dinamizme kavuşacaktır. Umarız, Sarıgül veya Genel Başkan olacak diğer bir aday, Baykal’ın düştüğü hatalara düşmez ve aynı yanlış yolda yürümez. Katılımcı ve örgütle kaynaşmış bir yönetim şeklini tercih eder. Ciddi ve inandırıcı sosyal demokratik siyasete öncülük ederek CHP’nin iktidar yolunu açar.

sayfa başına dön