Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 

 

2005’e BAKARKEN 4
Erol TOY 

2005’e şu gözle bakanlar çok yaşasın!..

Korku davullarının tamamının çalınacağı bir yılın içindeyiz.

Pekâlâ, giydik ateşten gömleği. Bindik bin alâmete. Dörtnala gidiyoruz kıyamete, diyebilirler.

Haksız da sayılmazlardı.

Ocağın ilk ve en renkli beklentisi CHP’de kıyametin kopmasıydı.

Gümbür gümbür kurultaya gidiliyordu.

O gümbürtü CHP’ni en az ikiye bölecekti.

Suya tükrükle çizgi çekenlerin yemin billâhına göre, kopan parça, en azından Meclis’te gurup oluşturacak kadar büyük olacaktı.

O parçayı da oy için her ittifaka girmişi olmazsa… Hiçbir ittifaka yanaşmayanı da içinde son seçimde avucunu yalamış sol ya da merkez partilerden biri kapacak… Böylece küfeden düşen lâhanayla, küpten sızan sirkeye turşu kuracaktı.

Olmadı.

CHP delegelerinin yarıdan azbiraz fazlası… Ama her tür sayıma göre yarıdan fazlası, büyük bir ustalıkla yolsuzluk kamburunu kıyamet çığırtkanının sırtına sardı. Oncağızla birlikte içindeki kiri çamuru da yolcu eyleyerek, partisini akladı.

Kim ne derse desin !..

Dedikodularda dolaşan paralar. Oldubittilerde harcanan gayretler. Tuz görünce hıyarı benden diye koşuşmalar. Her tür erdem yozlaşmasına her türden çekilen alkışlar da boşa gitti.

Gayrı varsın medya bülbülleriyle, köşe köşekleri suçluların telâşı içinde eski defter karıştırsın. Elde cımbız ve lopla, ona deydi, buna deymedi varvarasına soyunsun.

Anlaşılan o ki, CHP’de seçime kadar göç düzüldü, kervan yürüdü.

Haydi yine şeamet gözlüğünü takalım.

Memur kafası âmirini tanrı sayar.

Ve o kafaya göre AKP madem iktidardır, âmirin de âmiridir.

İş oraya vardığında, yasal koşul gerçekleşmeden, taş çatlasa o gariban memuru işten atamayacağını hepsi de bilir.

Ama iktidarı boyunca sürer, süründürür, koltuğu altından, masayı önünden, cart curtunu elinden çekip alır ya !..

Bu da onu onun gözünde Tanrıdan bile büyük yapmaya yeter !..

Böyle bir kabûl, kimin elini olduğundan fazla güçlendirmez?

Güçlendirince de, ol dediği o demeden olur, ölmesini düşündüğü anında rahmeti rahmana, kavuşur.

Nasılsa Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti değil, tarih öncesi Mısır firavunluğudur !..

Öyle olduğu için de, ülkenin yazgısıyla, toplumun ölümü de dirimi de tek başına iktidar olmuş partiyle hükümetin başının iki dudağı arasındadır.

Gider yurtdışında kendinden büyük saydıklarına her türlü ödünü verir… Gelir yurtiçinde zorbalık etmese de, takiyyesinin dibinde ne varsa, hemen hayata geçirir.

Din devleti kurmaksa kurar. Çarşaflıları Çankaya, Genelkurmay karargâhı, orduevleri, yargı divânları, okullar ve diğer devlet dairelerinde has köşelere oturtacaksa oturtur.

Cumhurbaşkanlığıysa, yan cebine koyar.

Halifelikse, hiç durmaz. ate, laik, şaman ve gayrımüslimler bir yana, toplumun yaklaşık yarısını oluşturan Aleviler de içinde herkesi beş vakit namaza koşturarak, olur.

Ve seçime gitmeyenleriyle sizinle ben de içinde yüzde 75’lik mutlak halk çoğunluğu, ağzı açık ayran budalası gibi olan biteni seyreyler!..

Dahası, kimi bana da bir pay düşer hevesi… Kimi cennet hayali… Kimi bana dokunmayan yılan bin yaşasın duyarsızlığı... Kimi altta kalanın canı çıksın ayarsızlığı… Kimi de duyduğu dehşetin pısırıklığından, mutlak azınlığın yaşam biçimlerine saldırısına gözü açılmadık sığırcık yavrusu gibi alkış çeker, he mi?

Aklınızdan geçeni duydum.

Zaten az önce, sizinle ben de içinde, lâfını boşuna etmemiştim!..

O su durulduğuna göre, geçelim.

Ve Akdeniz’in doğusuna… Yâni Enerji kaynaklarına en kolay ulaşılabilen sulara yelken açalım.

Bizim Zerdüştlerle, dışarıdaki müritleri ne buyuruyor?

Eğer Türkiye Cumhuriyeti, KKTC’den vazgeçip halkını Güneyin insafına terkeylemezse, yandı ki, çam çırası alazında horon teper!..

Çünkü, AB üyesi Güney Kıbrıs’ın başı ekselâns Papadopulos, bütün Avrupa’yı arkasına alarak vetoyu alnının ortasına bir çakacak(!..) Alp Dağlarından Akdeniz’e tepetaklak yuvarlanacaktır(!..)

Zavallı yüzme de bilmediğinden, boğulup gidecek(!..)

Haydi bunun için 3 Ekim 2005’e kadar vakti var, diyelim.

Tehlikenin çok daha büyüğü, çok daha yakın!..

Irak Kürtleri, Kerkük’ü alacak… (Aldılar bile!..)

Irak’ın tümünde egemen olamazlarsa Kuzey Irak’ta bağımsız Kürt Devletini kuracak… (Kurdular bile!..)

Apo’nun gerillaları beceremedi. Ama Barzanî’yle Talabanî’nin peşmergeleri, Diyarbakır ve Van’ı da sınırlarının içine katacak. Hazır GAP da verimli olmaya başlamış. Petrolün üstüne, kaymaklı ekmek kadayıfı gibi suyun egemenliğini de ekledi mi? Ortadoğu’nun en güçlü devleti olacak!..

13. kabile olarak İsrail’le el ele verdi mi? Suriye’yle İran dişinin kovuğuna gitmez. Türkiye’yi öyle bir sopadan geçirecek ki!.. Gayrı dostları dumanına mı yetişir, külüne mi, belirsiz.

Çünkü onlar Anglo-Amerikan emperyalizminin emellerine tam istenildiği gibi hizmet ettiler. Oysa TBMM, 1974’te Kıbrıs’a çıkarma kararı alıp 1 Mart 2003’te Irak’a ortak girme tezkeresini reddederek, hem Türkiye’nin AB üyeliğini önledi. Hem ABD dostluğuna ihanet etti.

Elbette yeryüzü egemeni, gökyüzündeki tanrıların en büyüğü ABD bunun öcünü bir biçimde alacaktı.

Cehennemi olmayan tanrıdan kim korkar?

Türkiye efendilere isyan eyleyerek cezayı hak etti!..

Şu 2005 yılında çekecek.

Öyle mi?

Süper güçten birinin gölgesini görünce namaza duran siyasileriniz…

ABD’yle karşılaşınca, başına çuval geçiren generalleriniz…

AB’nin türbesine kurban kesen ekselânslarınız…

Karamanlis ya da Papadopulos’ta kudret vehmeden yazarlarınız…

Barzani’yle Talabani’ye şaklabanlık eden habercileriniz…

Her uçukluğa cevaz bulan bilimcileriniz…

Her çıkara göbek atan iş adamlarınız…

Her parsaya mendil açan sanatçılarınız…

Olabilir.

Siz… Ey yüzde 75’in 50 milyonda biri olarak başından beri bunları okuyan saygıdeğer kişi;

İçinizin içinden, adam gibi yanıt isterim.

Siz bu kadar aciz, böylesine aşağılanmaya razı mısınız?

Olmazsanız, bilin ki siz yüzde 75’ten sadece birisiniz. Ve o mutlak çoğunluk kötüsü geldiğinde, öyle bir yekinir ki, siz bile şaşarsınız.

Ama deydi deymedi demeden küçük dağları yaratan akıl danelerle heveslilerini eşek sudan gelinceye sopadan geçirmeden de oturmaz.

Bunun sopasız önlemi yok mu?

El insaf!..

Bunca demdir inadına çalınan birlik davulunu halâ duymadınız mı?

 

sayfa başına dön