Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

Ana Sayfa

Başvuru

Katkı

Arşiv

Linkler

E-Posta

 

TÜRKİYE DEFLASYONA GİDİYOR MU ?

 

Türkel MİNİBAŞ

 

Çok şükür bizim memlekette her şey iyiye gidiyor. Çarşı pazardaki durgunluğu görmezsek enflasyonda asrın düşüşü yaşanıyor.

Ocak ayında yıllık enflasyon TÜFE'de yüzde 9.23, ÜFE'deyse yüzde 10.70. Yani, tüketici fiyatları endeksi binde 55 artmış, üretici fiyatları endeksiyse binde 41 gerilemiş. İmalat sanayiindeki fiyat gerilemesiyse yüzde 1.1 civarında! Çekirdek enflasyon dediğimiz sanayi ürünleri fiyatlarıysa yüzde 1.06 gerilemiş.

Baş düşmanımız enflasyonu alt ettiğimize göre herkesin keyfi de yerinde olmalı! Tabii ki reel sektörde kısa vadeli borçlanmanın arttığını, birbiri ardına kapanan işyerlerini görmez, herkesin karnının doyduğunu, hatta kahveleri dolduran erkek güruhunun gönüllü işsiz olduğunu zannetmek kaydıyla!

Şaka bir yana, enflasyondaki düşüş sürecinin fiyatlarda gerileme yarattığını söylemek için doğrusu vakit erken. Çünkü, nasıl ki her fiyat artışını enflasyon olarak değerlendirmek mümkün değilse, fiyat endekslerindeki gerilemeye bakarak deflasyondan söz etmek de mümkün değil.

Gelin görün ki, Morgan Stanley bizim kadar temkinli değil. Hükümetin 2005 için belirlediği yüzde 8'lik enflasyon hedefinin de altında bir hedef belirleyip Türkiye'nin deflasyona gittiğini hafta sonunda açıklayıverdi.

Artan petrol fiyatlarını düşünürsek, Morgan Stanley'in 2005 için yüzde 6.7, 2006 için öngördüğü yüzde 3.6 hedefi gerçekçi görünmeyebilir, ama; Morgan Stanley gibi uluslararası bir yatırım bankasının Türkiye'ye gelecek yatırımcıya şaşırtmaca yapmak için deflasyon tellallığı yapmayacağı da kesin.

Bu durumda hemen akla deflasyon ve dezenflasyon olmak üzere iki farklı durumu tanımlayan,

1. Morgan Stanley, deflas yon uyarısı yaparak faiz oranlarının düşeceği, dolayısıyla 'Türkiye dışına çık' sinyali mi veriyor?

2. Ya da enflasyondaki gerilemenin süreklilik kazandığı ve yatırımcının Türkiye'yi güvenilir mi bulduğu soruları akla geliyor.

Gelin görün ki son bir yıldaki TEFE ve TÜFE verileri enflasyondaki gerilemenin süreklilik kazandığını gösterse de reel piyasalardaki durgunluk dezenflasyon halinden söz etmeyi zorlaştırmakta. Deflasyon haline gelince...

Malum ekonomide deflasyon halinden söz edebilmek için:

* Hem fiyat artışlarındaki gerilemenin süreklilik taşıyarak uzun döneme yayılması lazım. Yani, TÜFE ve ÜFE'deki mevsimlik ya da birkaç ay üst üste oluşan gerilemeye bakarak deflasyondan söz etmek mümkün değil.

* Hem de fiyatlardaki gerilemenin kaynağına bakmak gerek. Eğer fiyatlar ekonomideki durgunluktan dolayı geriliyorsa enflasyon kadar büyük bir canavarla karşı karşıyasınız demektir. Durgunluk yaygınlaştıkça da sermaye hızla el değiştirmeye başlar; kısa vadeli borçlanmayla ayakta duran firmalar hızla kapanır; dolayısıyla işsizlik daha da yaygınlaşır.

Yok, fiyat artışlarındaki düşüş üretimdeki verimlilik artışından kaynaklanıyorsa tabii ki bu sorunlardan söz etmek mümkün değil.

Fiyatlardaki gerilemenin verimlilik artışından kaynaklanıp kaynaklanmadığını henüz bilmiyoruz ama, yeni enflasyon sepetinde üretici fiyatları endeksinin bileşimi verimlilik artışından umutlanmayı azaltıyor.

Dileriz, verimlilik artışı ve kapanan işyerleriyle ilgili sayısal veriler yayımlandıkça umutlar iyice azalmaz da her şeyin iyiye gittiğine inananlar haklı çıkar!!

turkmini@superonline. com