Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS


 

YAYIN YÖNETMENİNDEN

(Türkiye İşçi Partisi; Türk işçi sınıfının ve onun tarihi, bilime dayanan demokratik öncülüğü etrafında toplanmış, onunla kader birliğinin bilinç ve mutluluğuna varmış toplumcu aydınlarla ırgatların, topraksız ve az topraklı köylülerin, zanaatkârların, küçük esnafın, aylıklı ve ücretlilerin, dar gelirli serbest meslek sahiplerinin, kısacası emeğiyle yaşayan bütün yurttaşların kanun yolundan iktidara yürüyen siyasi teşkilatıdır.

O halde Türkiye için kurtuluş, kapitalist olmayan bir kalkınma yoluna girmektir. KAPİTALİST OLMAYAN KALKINMA YOLU emekten yana ve emekçilerin yürütümüne ve denetimine katıldığı planlı bir devletçilik olarak tanımlanabilir. Böyle bir düzende kamu sektörü esastır ve ekonomiye hâkim olacak kadar geniştir. Özel sektör plan çerçevesi içinde kamu sektörünün yardımcısı olarak çalışır ve gelişir. )

TİP Programı'ndan alıntı

 

Türkiye İşçi Partisi (TİP) 13 Şubat 1961'de 12 sendikacı tarafından kuruldu. Dünyada kurucularının tamamının sendikacı olduğu başka bir parti var mı bilmiyorum. Kurucu 12 sendikacının partiyi kurma gerekçeleri ise: İşçilerin de bir partisi olsun şeklindeydi. Bu gerekçeye dikkat edin, iki yüz yıldan beri dünyada birçok ülkede aynı gerekçeyle partiler kurulmuş. Ancak, gerekçede ufak bir farkla, ''işçilerin de bir partisi olsun'' diye değil de, ''işçi sınıfının da partisi olsun'' diye kurulmuştur. Bu fark son derece önemlidir, işçi sınıfının partisi olsun diye kurulan partilerin kurucuları burjuva aydınlarıdır. Yani burjuva aydınları işçi sınıfı adına, işçi sınıfının iyiliği için parti kurarlar. Bu parti de işçi sınıfına bilinç götürerek onları harekete geçirip iktidarı almayı amaçlar. Görüldüğü gibi, TİP, kurulma amacını çok farklı belirlemiştir.

 

İşçi ve aydınların sevinci

 

1961 Anayasası'nın parti kurulabilmesi için tanıdığı sürenin son günü kurulan TİP büyük ilgi görmüştür. Türkiye'deki sosyalist aydınlar da yeni anayasanın getirdiği özgürlükten yararlanarak parti kurmayı düşünüyor ve çeşitli toplantılar yapıyorlardı. TİP'in kuruluşu sosyalist aydınlar için hem bir sevinç hem de bir şaşkınlık nedeni olmuştur. Hemen partiyle ilişki kurmak ve partinin tüzük ve programını klasik 'Bolşevik parti' haline dönüştürmek girişimleri başlamıştı.

TİP kurucuları, kendi içlerinden seçtikleri genel başkanları Avni Erakalın ile çalışmalarını yürütürken bir yandan da sosyalist aydınlarla çeşitli temaslarda bulunuyorlardı. Bu temasların sonunda kurucular parti genel başkanlığına Doç. Dr. Mehmet Ali Aybar 'ı uygun buldular, Aybar da bu öneriyi sevinçle karşıladı.

Aybar'ın TİP'e genel başkan olmasının ardından kimi sosyalist aydınlar da partiye katıldılar. Örgütlenme çalışmalarına hız veren Aybar yurt gezilerine başladı, parti gözle görünür bir gelişme gösteriyordu. 1963'te yerel seçimler yapılacaktı. 1961 Anayasası'nın kazandırdığı seçim yasasından TİP de yararlandı ve seçime 9 ilde katıldı. Seçim için yapılan radyo konuşmaları, TİP'i tüm Türkiye'ye tanıttı, çünkü ilk kez bir siyasi partinin temsilcileri ''Aziz vatandaşlar'' ya da ''Sayın yurttaşlar'' diye konuşmuyor, ''İşçi, köylü, küçük esnaf, aylıklı, ücretli yurttaş'' diye söze başlayarak kimin partisi olduklarını, kime karşı olduklarını açıkça belirtiyorlardı. Radyodan seslenenlerin arasında Niyazi Ağırnaslı, Esat Çağa gibi senatörler, Yaşar Kemal gibi büyük romancıların yanı sıra İbrahim Çetkin, Tahir Öztürk, Rahmi Eşsizhan, Ahmet Top gibi sendikacılar da vardı. Emekçi halk hem konuşmacıların kimliğinden hem de konuşmalardan etkilendi, TİP tahminlerin üzerinde oy aldı. TİP ilk kongresini 9-10 şubat 1964'te İzmir'de topladı. Parti bilim kurulunca hazırlanıp son şekli Genel Başkan Aybar tarafından verilen program ve tüzük kongrede de tartışmalara neden oldu .

 

İlk yol ayrımı

 

Özellikle de tüzüğün 54. maddesi, yani partinin tüm yönetim kademelerinde işçilerin ağırlıkta olmasını hükme bağlayan madde, bazı aydınlar tarafından kabul görmedi. Nitekim kongrede itiraz ettikleri 54. maddeye muhalefetlerini sürdürünce kimileri ihraç edildi, kimileri de istifa etti. TİP'teki ilk yol ayrımı olan bu muhalefet, aralarında Prof. İsmet Sungurbey, Doğan Özgüden, Fethi Naci gibi adların da bulunduğu klasik ''Marksist/Leninist parti'' anlayışına bağlı sosyalist aydınlardı.

Program ve tüzüğüyle kimliğini iyice belirleyen TİP, yurt çapında örgütlenirken bir yandan da politikada etkili çıkışlarla emekçi halkın haklarını koruyor ve Türkiye'de ilk kez anayasaya sahip çıkan parti unvanını alıyordu. Milletvekili seçimlerine katılabilmek için yasanın aradığı koşulları yerine getiren TİP, 1965 seçimlerinde 15 milletvekiliyle TBMM'ye girdi. Türkiye'de ilk kez bir sosyalist parti genel seçimlere katılarak TBMM'ye girmeyi başarıyordu. TBMM kürsüsünü emekçi halk yararına kullanmanın en güzel örneğini veren TİP, iktidarıyla, muhalefetiyle egemen sınıfların partilerini bunalttı. Öyle ki Başbakan Süleyman Demirel , arkadaşlarına ''Politik gündemi TİP'in belirlemesinin önünü alın'' direktifini vermek zorunda kaldı. ''Anayasa eksiksiz tastamam uygulanmalıdır'' sloganıyla tüm Türkiye'de çalışma yapan TİP, emekçi halkın dikkatini anayasal haklara çekiyor ve başarılı oluyordu. Polis işkence yapamıyor, gözaltına aldıklarını en geç 24 saat sonra hâkim karşısına çıkartmak zorunda kalıyordu. Öyle ki egemen sınıfların temsilcisi Demirel, ''Bu anayasayla bu memleket idare edilemez'' demeye başladı.

''Her ağacın kurdu kendinden olur'' demişler, TİP var gücüyle çalışırken ''Asker, sivil zinde kuvvetlerle'' darbe yaparak sosyalizmin kurulabileceğini iddia edenler, TİP'i parlamentoculukla suçlamaya başladılar. Parlamento dışı muhalefet PDM diye yarı illegal örgütlenmeye başladı. Bu hareket, gençlerin aceleciliğine, heyecanına uygundu ve özellikle gençler ve genç subaylar arasında yayılıyordu. Büyü bozulmuş, TİP'e tam destek bölünmüştü. 1966'da TİP ikinci kongresini Malatya'da topladı. Kongrede de bu hareket bu kez ''Milli Demokratik Devrim'' adı altında muhalefete başladı. Ama başarı sağlayamadı. Kongre sonrası muhalefeti sürdürenler ihraç edildi. Ne var ki parti dışında ve partiye karşı MDD adı altında bir güç oluştu.

1968 yılı TİP için sonun başlangıcıydı. O yıl Sovyet tankları Çekoslovakya'nın başkenti Prag'a girdi. Aybar, Sovyetler Birliği'nin derhal Çekoslovakya'dan çekilmesi gerektiğini söyleyerek kınadı. TİP sosyalist hegemonyacılığa karşı çıkıyor, bağımsızlığı savunuyordu. Aynı yıl Fransa'da öğrenci gençliğin düzene karşı ayaklanması Avrupa ülkelerine yayılırken Türkiye'de de bu dalgaya MDD'ci gençler kapılıyordu. Üniversite işgalleri, gösteriler giderek şiddet içermeye başlıyor, düzenin karşılarına çıkardığı polis destekli silahlı faşistlerle çatışmak zorunda kalan gençler halkın gözünde meşruiyetlerini gittikçe yitiriyorlardı. Bu olumsuzluk TİP'i de etkiliyordu.

 

Aybar'ın istifası

 

Aybar'ın Çekoslovakya'yı desteklemesi ve gerek gençlik hareketlerinin gittiği yönü eleştirmek, gerekse Çekoslovakya olaylarından yararlanarak ''bağımsızlık'' , ''sosyalistler arası dayanışma'' gibi kavramları partinin ilçe ve il kongrelerinde gündeme getirmesi parti içinde yeni bir muhalefet doğurdu. Bu kez parti Genel Sekreteri Nihat Sargın , Merkez Yürütme Kurulu üyeleri Sadun Aren ve Behice Boran 'dı muhalefeti başlatanlar. Merkez Yürütme Kurulu ardından Genel Yönetim Kurulu Aybar'ı destekledi, yetmedi art arda toplanan kongreler de Aybar'ı destekledi ama muhalefet durmadı.

1969 seçimlerine TİP, bölünmüş, adeta iki başlı olarak girdi. CHP-AP işbirliğiyle seçim yasası değiştirilerek ''Ulusal Artık Sistemi'' de kaldırıldığı için ancak iki milletvekilliği kazanabildi. Seçim sonuçlarını yenilgi olarak değerlendiren Aybar, genel başkanlıktan istifa etti. Yerine Mehmet Ali Aslan seçildi. Ne var ki, başını Sargın, Aren, Boran'ın çektiği muhalefet hareketi M.A. Aslan'ın çalışmasına imkân tanımadı, o da istifa etti. Şaban Yıldız genel başkan, Behice Boran da genel sekreter seçildi. İlk işleri, Aybar'ı aidatını ödememiş olmakla suçlayıp disiplin kuruluna sevk etmek oldu. Yıldız başkanlığındaki TİP, 4. büyük kongreyi topladı. Kongrede, Siyasi Partiler Yasası'nın açık ve kesin hükmüne karşın ''Kürt halkı'' konusunda karar alınınca, Anayasa Mahkemesi TİP'i temelli kapattı.

1962'den bugüne ''Nasırlı Eller'' bir daha örgütlenemedi. Egemen sınıflar ve ABD gittikçe gücünü arttırıyor.

Uğur Cankoçak    

ugur@inadina.com 

sayfa başına dön