Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 

Gülelim mi ağlayalım mı ?

Dr.Ergun GÖKNEL

 

ABD’nin çiçeği burnunda Dışişleri bakanı Condoleezza Rice devri alem seyahatinde uğradığı Türkiye’de 6 Şubat 2005 günü Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül ile yaptığı görüşmede, Gül’ün “ ABD’deki Türkleri kötü gösteren diziler, filmler konusunda ciddi adımlar atmanız gerekir.” sözüne verdiği cevap ilginç:

“Film ve dizilerle ilgili şikayetinizi çok iyi anlıyoruz. Bu konuda Bush yönetimi de mağdur. Ancak bu filmlerin çoğu Hollywood yapımı. Hollywood’un üzerinde etkimiz olamıyor. Olsaydı Michael Moore’un Fahrenheit 9/11 filmini engellerdik.”

 Gümrükteki saatlerin tavuk yemi olduğu konusundaki hikayede olduğu gibi: Yerseniz!

İlerideki günlerde, İkinci dünya Savaşı sonrası Yunanistan’da olduğu gibi Türkiye’de de iç savaş olduğunu söyleyen Rice anlaşılan sadece yakın dünya tarihi değil, yakın ABD tarihi bilgisinden de yoksun.

Hatırlatması bizden…

1937 yılında Kongre’de “Un-American Activities Committee (HUAC), Amerika karşıtı ve yıkıcı faaliyetlerle mücadele etmek amacıyla kurulmuştu. 1947’de bu komitenin tek görevi Hollywood’da üretilen filmleri ve bu filmlerin üretiminde payı olan senarist, rejisör, aktör ve diğer çalışanların siyasi geçmişini olduğu gibi halihazır durumunu da kontrol etmekti. Önemli olan Sovyet taraftarı olabilecek çalışmaları engellemekti.

1954 yılına kadar süren ve Senatör McCarthy’nin adıyla anılan bu akım, pek çok değerli insanın hayatını yok etmişti. Komitenin gazabına uğrayanlar iş bulamıyor ve hatta baskıya dayanamayıp intihar bile ediyorlardı.

1947 ile 1954 yılları arasında, kırk kadar anti-komünist propaganda filmi yapılacaktı. Bu filmler zarar ettiği halde, stüdyolar tarafından çevrilmeye devam ediyorlardı. Bu şekilde olabilecek boykotlardan kurtulacaklarını düşünüyorlardı. Ayrıca yapımcılar sosyal problemleri konu olarak alan filmleri yapmaya çekiniyorlardı.

Bankalar da kredi musluklarını ancak muhafazakâr ve müdahale görmeyecek filmler için açıyorlardı.

1969 yılında HUAC “Internal Security Committee” (Dahili Emniyet Komitesi) olarak ad değiştirdi. Altı yıl sonra da feshedilerek, görevleri House Judiciary Committe’ye (Kongre Adalet Komitesi) devredildi. 

Kısacası ABD yönetimi istediği zaman ve istediği şekilde sansür güçlerini devreye sokarak tüm film çalışmalarını denetleme olanağına bugün de sahiptir. Ayrıca Hollywood’da çevrilen filmlerin uzun vadeli ABD politikalarına hizmet etmesi için yönlendirilmediğini kimse iddia edemez. Bu yönlendirme o kadar uzun vadeli olarak planlanmaktadır ki, toplumun yıllarca sonra ABD yönetiminin hareket tarzına tepki göstermemesi için, olacaklara giderek alıştırılmaktadır. Böylece yıllar sonra, mesela Irak’ta olduğu gibi esirlere işkence yapıldığı zaman, bu insanlık dışı davranış toplum tarafından yadırganmamaktadır.

Hepsinin üzerine son günlerde meydana çıkan bir gerçeği de unutmamak gerekir. Elli kadar, uluslar arası basına mensup gazetecinin ABD lehine haber ve yorun üretmek için, ücret almakta  olduğu da meydana çıkmıştır.

Kısacası ABD’nin demokratlığı bir yere kadar geçerlidir. Dünya hakimiyeti için demokratlık hikayesi bir köşede unutulup gider. Sansürler, komiteler geçerli hale gelir. İnsanları etkilemek için para vererek propaganda yaptırılır.

Tarihteki en yakın örnekte görüleceği gibi, Irak işgali gibi bir dünyaya kulak asmaz tavırla, sözde demokrasi getirilmek istenir.

ABD Dışişleri Bakanı Rice’ın tavukların önüne koyduğu yemi yemeyenler de vardır ve her zaman olacaktır. Yeni Bakanın ileri sürdüğü gerekçelere ve “Hollywood üzerinde etkimiz olamıyor” sözlerine ancak gülebiliriz.

Bu sözlere güldüğümüz gibi, Rice’ın sözlerine inananlara da ancak ağlamak elimizden gelir.

 

sayfa başına dön