Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 

İNSANLIĞIN HALİ
Korkut BORATAV

Arada bir bu köşede enternasyonalist dostum Ali Kadri 'den aldığım iletilere değinirim. Sonuncularından biri, tsunami felaketinden az sonra geldi. Bir bölümünü aktarıyorum:

''Tsunamiyi duyduğumda yanımda Hintli bir iktisatçı vardı. Dalgaların Hindistan kıyılarına da ulaştığı haberine karşı ilk tepkisi, 'Çok kötü; bizim borsa çökecek' oldu. Bu zatın korktuğu gibi borsa çökmedi; zira, yıkıma uğrayan tesisler ve emlak borsada işlem gören şirketlere ait değildi; sigortaları yoktu, bu nedenle sigorta şirketleri de zarara girmedi. Felaketin getireceği yardım parası beklentileri de borsada alımları hızlandırdı.'' Ali Kadri soruyor: ''Felaket haberini iki yüz bin insanın ölümüyle değil de borsaya etkisiyle algılayanların çoğaldığı bu dünya nereye gidiyor?''

Tsunamiyi, ''Borsa ne olacak'' tepkisiyle karşılayan Hintli, bana, bir TV reklamını hatırlattı. Adam balkondan düşmek üzere. Durumu üst kattan gören genç kadın, hızla aşağıya iniyor ve birkaç metre yukarıda sallanmakta olan adamcağızın tam altındaki otomobilini çekip emniyete alıyor. Türkiye'de insanlık tamamen ölmediği için bu reklamı eleştirenler olmuş. Büyük bir gazetenin reklamcılık uzmanı bir ''hoca'' , köşesinde bu eleştiri sahiplerini, ''Bu çok güzel bir reklamdır; içinizde hâlâ gizli bir Marksist var; onu öldürün'' diye azarladı. Bize de bu ''hoca'' nın ahkâmını, ''yaşasın Marksizm'' diye karşılamak düşer.

Hafta sonundaki bir konferansında Türkkaya Ataöv , ABD'de taraf olduğu bir tartışmayı aktardı: ''Irak'ta bugüne kadar kaç kişi öldü; biliyor musunuz'' sorusunu ''yedi yüz kişi'' diye yanıtlayan Amerikalıya Ataöv, ''Hanımefendi; ben size kaç insan öldü diye sordum; kaç Amerikalı değil..'' diye tepki göstermiş. Bu Amerikalıya niçin şaşmalı? Bizim Ali Kadri'ye göre Amerikalıların üçte biri ''meczup'' (sözlük tanımına göre, ''Tanrı tutkusuyla aklını yitiren'' ) kategorisine girerlermiş. ''İlahi misyon'' vehmiyle dünyayı kana boğan başkanları da dahil mi; bilemem.

****

Felaketleri, borsa üzerindeki etkilerine bakarak değil de, ''kimin suçu'' diye sorarak mercek altına alan başka Hintliler de var. Devinder Sharma bunlardan biri. Sharma, Asya kıyı şeridinde son kırk yıldan bu yana Dünya Bankası'nın cömert teşvik ve katkılarıyla alabildiğine yaygınlaşan ''ticari karides çiftçiliği'' nin tsunami felaketine katkısını ortaya koyuyor. Aktardığı bilgilere göre, kıyı şeridindeki tropik bitki örtüsünü, bataklık ormanlarını yok ederek kurulan karides dalyanlarının ömrü iki ile beş yıl arasında değişiyor. Yok edilen bataklık ormanları, tsunami-türü büyük dalgalara karşı iki aşamalı koruma setleri oluşturmakta imiş. Ve doğal bitki örtüsünün korunduğu kıyı şeritlerinde, örneğin deprem merkezine çok yakın olan Endonezya'nın Simeleu adasında tsunaminin yarattığı yıkım, karides çiftlikleriyle ve turizm tesisleriyle bataklık ormanlarını yok etmiş olan yörelere göre çok daha sınırlı olmuş. Sharma, böylece, neoliberal politikaların ve sınırsız kazanç hırsının yol açtığı ekolojik yıkımı, tsunaminin bir insanlık felaketine dönüşmesinin sorumlusu olarak gösteriyor.

Sınırsız kazanç hırsını meşrulaştıran ve insanların kendi geleceklerini planlama beceri ve çabalarını gündem dışı bırakan yönelişlerin, sadece yoksul ve emeğiyle geçinen insanlar için değil, tüm insanlık için ne gibi felaketlere gebe olduğunu, küresel ısınmayla ilgili son öngörüler, korkutucu bir biçimde bize aktarmaya başladı. Bunlara göre, Batı Avrupa ve İngiltere bu yüzyıl içinde ekolojik felaketlerle yüz yüze gelecek. Küresel ısınmaya en fazla katkı yapan (ve Kyoto protokolünü reddeden) ABD ise bu durumdan en az etkilenen coğrafya olarak belirleniyor.

****

İnsanlığın hali kötüye gidiyor. Bu gidişata birilerinin er geç ve etkili biçimde direnmesi ve ''dur'' demesi gerekiyor.

Soru şudur: İnsanlığın bu yüzyıl içindeki kaderini, Davos'taki bir avuç seçkinin çıkarları ve eğilimleri mi, Porto Alegre'deki yüz bin kişinin istek ve özlemleri mi belirleyecektir?

Davos'takilere göre, ''küreselleşme kaçınılmazdır; ince ayarlarla yola devam...'' Porto Alegre'dekiler ise ''Emperyalizm ve kazanç hırsı insanlığı felakete götürüyor; başka bir dünya mümkündür'' diyorlar.

On binlerin teşhisi doğrudur. Çağrıları haklıdır. Bu iradenin ulus-devletlere ve uluslararası düzleme hangi biçimlerde, ne zaman ve ne tür mücadeleler içinde yansıyacağını göreceğiz.

Bekleyerek değil, katılarak, katkılar yaparak...

 

 

sayfa başına dön