Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

Ana Sayfa

Başvuru

Katkı

Arşiv

Linkler

E-Posta

 

OLMADI SAYIN GENEL BAŞKAN
Uğur CANKOÇAK

Sayın Aydemir Güler,

Komünist dergisinin 18 Şubat 2005 tarihli 202 sayısında , benim TİP’ nin 44.yılını anmak amacıyla yazdığım yazıyla ilgili olarak sizin imzanızla “TİP’i Yerine Oturtmak” başlıklı bir yazı yayınlanmış.Geç haberim oldu . Yanıtlıyorum .

Benim yazımı Komünist dergisinin yeni sayısında yayınlayacak kadar ifade özgürlüğüne saygılı olduğunuza inanmak isterim.
Saygılarımla .
Uğur CANKOÇAK

Eğer TİP’ in kuruluş yıldönümü için yazdığım yazıda “doğru” olan hiçbir cümle bulamamışsan bulamamışındır, basiretin o kadardır.

Ama kendin cümle icat etmeye ve onun üzerinden insanları vuracaksan en iyi deyimle bu işin adı “töre cinayetidir” ki bunu en iyi senin deyiminle ‘eski’  TKP’ liler yapardı. Bilirsin böyle cinayetlerin kendini meşrulaştırması geri düşüncenin kendini meşrulaştırmasına dayanır. Oysa sen “hiçbir sol deneyimin doğrusal uzantısı” olmadığını söylüyorsun. Sanırım bu “doğrusal uzantı” deyimini de kullanırken  TİP ‘in 1964 tarihli programında yazılan “ Türkiye İşçi Partisi’nin 13 Şubat 1961 tarihinde kuruluşu, ta 1820 yıllarında başlayan 1845, 1872, 1908, 1919, 1925 ve 1946 yıllarında yüzeye çıkan ve bu uzun sürede derinden akan bir nehir gibi gelişen Türk işçi sınıfı hareketinin 1961 yılında vardığı merhaledir”  saptamasının kötü bir tekrarı oluyorsun. Üstelik geçmiş zincir tarihi halkalarla “müteselsil olarak (TİP Programı)” bizi bağlar ama onun devamı değilizdir. Ve senin 21. yüzyılda ancak keşfettiğini sandığını bu gerçeği gerek Aybar ve hatta ÖDP’ nin eski genel başkanı bile defalarca söylemişlerdir. Ama senin sınıf+parti anlayışın  bütün “politik etmenlerin” ötesinde sadece ekonomik sistemin (kapitalizmin) değişiminden etkilenmek ve düşünce üretmeyi de salt bunun bir yansıması olarak gördüğünden yaman bir “ekonomizm” açmazında olduğundan “yeniymiş” gibi yapan “Stalin” olmaktan öteye gidemiyorsun. Ama galiba sen bunu gönüllü yapıyorsun ve atan kabul etmediğin eski TKP’ lilerin insanı dışlamış sosyalizm anlayışını  züccaciye dükkanına girmiş fil tavrıyla kabul ettirmeye çalışıyorsun. Ama objektif koşullara denk düşmeyen bir “politik iradeyi” tarihsel çizgisi içinde irdeleyemezsen yıllardır dönüp durduğun kısır çemberden çıkamazsın. Örneğin çok saçma bulduğun işçi partisi-bolşevik partisi ayrımının tarihsel izdüşümünü görmezden gelmekte ısrar ederek “tarihe yaklaşmaya kalkarsan”  kılavuzluk yapmaya kalkan kuştan farkın kalmaz. Birazcık okusaydın 1. TİP’ te ki ilk bölünmenin bu nedenle olduğunu (elbette ilk muhalefet de parti için iktidar da ülkenin siyasi ortamına uygun neredeyse şifreli diyebileceğimiz bir jargonla bu işi yürüttüklerinden senin anlaman zor olacak) bilirdin ve bu tartışmaların artık ne “Dev-genç’e kolaycı çizik atmak” ne de “likidasyon komplosu” falan gibi şifrelere ihtiyaç duyulmayacağını bilirdin. Üstelik kötü bir saptırma da yapıyorsun. Aybar’ ın karşı çıktığı şey Leninist parti (hadi ben ilerleteyim Bolşevik türden bir parti) yapılanmasıdır. Yoksa Marksist bir yapılanmaya karşı olmak değildir söz konusu olan. Hatta uzun uzun Marks’ ta böyle bir proje yoktur aman Paris Komünü üzerine yazdıkları konu hakkında en önemli ipuçlarını bize verir” diyerek defalarca Marx’a dönmekten söz etmiştir. Yani söz konusu olan Marx’ın adının peşine eklenmiş Leninist sıfatını partilerin kurgusundan çıkartmaktır. Örneğin TKP (eskisi) ve ikinci TİP TBKP’ yi oluştururken yaptıkları ilk iş parti tüzüğünden “Leninist Partidir” kavramını çıkartmak olmuştur. Onlar da yanılmıyorsam “Marksist” i yerli yerinde bırakmışlardı. Aybar’ın önerisinde tam 40 yıl sonra yapmışlardı bu işi. Sense bıraktık Lenin’i Stalin’e rücu ederek iyice “gerileşmiş” olmuyor musun ? Marx bazen geçmişin yeni kuşaklar için ağır bir yük olduğunu söyler bilirsin.

Sevgili Genel Başkan, (böyle dememi kabul et çünkü son seçimlerde TKP’ ye oy verdim bir anlamda benim de genel başkanım sayılırsın yani) Aybar’ ın SDP tüzüğüne yazdığı bir cümleyle bitirmek istiyorum bu işi; “İŞÇİ SINIFI YALNIZ SOSYAL YAPISI BAKIMINDAN DEĞİL AYNI ZAMANDA GETİRDİĞİ AHLAKİ VE POLİİTİK DEĞERLER BAKIMINDAN DA ÖNCÜLÜĞE HAK KAZANMIŞTIR.”