|
Başlıca tarım destek kuruluşları:
-Çaykur (çay)
-Tariş (çekirdeksiz üzüm, çekirdekli üzüm, kuru incir, zeytinyağı)
-Fiskobirlik (fındık)
-Çukobirlik (pamuk)
-Antbirlik, Fiskobirlik (yer fıstığı)
-Tekel (tütün, anason)
-Şeker Fabrikaları AŞ. (şekerpancarı)
-Trakya Yağlı Tohumlar Birliği (kolza, ayçiçeği)
-Koza Birliği (ipekböceği kozası)
-Güneydoğu Tarım Kooperatifleri Birliği (Antep fıstığı, kırmızı mercimek)
-Toprak Mahsulleri Ofisi (buğday, arpa)
-Gül Birlik (gül)
-Et Balık Kurumu (koyun, sığır eti) -özelleştirilerek kapatıldı
-Süt Endüstrisi Kurumu (süt) -özelleştirilerek kapatıldı
-Tiftik Yapağı AŞ. (tiftik, merinos, yün)
-TZDK (gübre, alet ve ekipman desteği)
-TMO (Buğday, arpa, yulaf, çavdar, mısır, haşhaş)
-TKK (Gübre, ilaç, tohumluk, traktör ve ekipman 'üretim girdileri')
-T.C. Ziraat Bankası
Türkiye'de genelde tarım politikaları denildiğinde akla gelen araçları şöyle sıralayabiliriz:
Girdi sübvansiyonları (Gübre, ilaç, su, tohum, kredi, yakıt, suni tohumlama, şeker pancarı tohumu dağıtımı ve makine bakımı); destekleme fiyatları (destekleme alımları, destekleme fiyatları), ekim alanı kısıtlaması (şeker, tütün ve afyon), doğrudan ödemeler (doğal afet yardımı), dış ticaret sınırlaması (vergiler, fonlar), alt yapı yatırımları (sulama, drenaj), kurumsal düzenlemeler (kalite kontrol, yasal düzenlemeler, kooperatifler), servisler (araştırma, eğitim, hayvan hastalıklarıyla mücadele, köy
hizmetleri)'dir.
Peki; Türkiye'de tarımsal destekler hangi yollardan yapılmaktadır? Ya da tarımda destekleme şekilleri nelerdir?
Tarımda destekleme şekilleri
1-Fiyat Yoluyla Yapılan Desteklemeler:
Ülkemizde en yaygın olan bu destekleme şekli 1930'lu yıllarda başlamış, 1932 yılında buğday, üzüm, çayda; 1944'lerde pamuk ve incirde; 1969'da ayçiçeğinde fiyat yoluyla destekleme yapılmıştır. 1982 yılında 22 ürün destekleme kapsamına alınmış, 1990 yılında destekleme kapsamındaki ürün sayısı 10 ürüne düşmüş, 1991'de bu sayı artırılarak 23 ürün desteklenmiştir. 1994 tarihinden beri sadece 3 ürün, fiyat yoluyla yapılan destekleme kapsamındadır. Bu ürünler hububat, tütün, şekerpancarıdır ve TMO hububat alımlarını, TEKEL tütün alımlarını TŞFAŞ. Şeker pancarı alımlarını yürütmektedir.2001 yılında çıkarılan Şeker Yasası ve Tütün-Tekel Yasası ile 2002 yılında şekerpancarı ve tütünde destekleme alımları dışında kalacaktır.
Destekleme kapsamındaki ürün sayısının yıllar itibariyle gösterdiği değişiklikler popülist politikaların etkisiyle desteklenen ürünlerin sayısı bir yıl artarken bir yıl sonra azalmıştır. Yani planlı bir çalışma sonucu, ihtiyaç gereği ortaya çıkmış desteklemeler değil, daha çok politikaya alet edilmek üzere hükümetlerce, desteklemeler gündeme alınmış, artırılmış veya azaltılmıştır.
Şu an sınırlı da olsa destekleme alımı yapılan ürün yalnızca buğdaydır. Özelleştirme kapsamında olan, TMO'nun özelleştirilmesi sonrasında destekleme alımı yapacak hiçbir kuruluş ve ürün kalmamış olacaktır.
Oysa ki tarım sektörünün desteklenmediği hemen hiçbir ülke yoktur. Tarım sektöründe gelir seviyesinin düşük, nüfus artış hızının yüksek olması ve işletme yapılarının ekonomik çalışmaya uygun olmaması ülkemizde desteklemeleri zorunlu kılmaktadır.
2-Ucuz ve Yeterli Girdi Temini Yoluyla Yapılan Desteklemeler:
Verim artışını sağlamak için girdi kullanımını teşvik etmek amacıyla yapılan bu destekleme en çok kimyevi gübrede uygulanmıştır. Tohum ve fidan, zirai ilaç, ithal damızlık projeye dayalı hayvansal üretim ve sanayi yemleri gibi girdilere de dönem dönem uygulanmıştır.
Bu desteklemelerde çiftçi belgeleri esas alınmıştır. Düzenlenen çiftçi belgeleri ise ihtiyaç sahibi çiftçiyi desteklemekten çok haksız kazanç aracı olarak kullanıldığı da olmuştur. Örneğin; aynı gübreyi, (serbest piyasa koşullarında) aynı fiyatla satın alan sanayiciler alım güçleri çiftçilere oranla yüksek olduğu için daha avantajlı taraf oluyor ve büyük oranlarda alım yapabiliyorlar.
Devlet koruma ve desteğine dayalı üretim biçiminden, piyasa koşullarında girdi teminiyle üretim yapmaya geçmek,öncelikle küçük ve orta ölçekli üreticiyi üretemez duruma getirecektir.
3-Düşük Faizli Kredi Temini Yoluyla Yapılan Desteklemeler:
Düşük faizli kredi veren kuruluşların kredi verme koşulları, küçük çiftçilerin bu kredileri kullanabilmelerine olanak vermemiş, büyük çiftçilerin yararlanabileceği şekilde koşullara bağlanmıştır. Verilen kredilerin faizleri düşük olmalıdır. Çünkü çiftçiler aldığı krediyi 1 yıl boyunca üretim girdileri temininde kullanıyorlar ve üretim dönemi boyunca girdilere gelen zamlar üreticinin aldığı krediyi ekonomik olarak kullanmasını engelliyor.
4-Ürün Başına Uygulanan Teşvik Primleri:
Bu destekleme şeklinin üretim açığımızın olduğu sektörlerde, örneğin yağlı tohumlarda yapılması daha uygun olur.
5-İhracat Teşvikleri:
Dünyada ticarete konu olan 30 üründen 28'ini ticari olarak pazara sunabilmekteyiz. Dünyaya pazarlayabileceğimiz ve kendi tüketimimizde kullanabileceğimiz ürünler bazında destekleme politikaları oluşturmalıyız. Hayali ihracatı engellemeliyiz.
6-Üretimin Belirli Kademelerinde Yapılan Avans Ödemleri Şeklinde Desteklemeler:
Daha çok şekerpancarında uygulanan ancak çiftçilere üretim sürecinde yeterli katkı sağlayamayan destekleme biçimidir. Geliştirilip, aksaklıkları giderilerek uygulanması gereklidir.
Bildiğiniz gibi zaten bu güne kadar tarımda destekler doğru,ihtiyaca göre uygulanmayıp,siyasal tercihlere ve birazda siyasal yakınlara fayda sağlayıcı kullanılmıştır.
Aksaklıkları gidererek,çiftçilerin mağduriyetini önleyici (siyasal tercih değil de planlı programlı) biçimde, destekleri sürdürmek yerine, dış dayatmalar nedeniyle tümden kaldırmak, sektörü gözden çıkartmak,yok etmek değil midir?
Gazeteniz İNADINA'nın daha önceki sayılarında "Doğrudan Gelir Desteği","Dünya Fiyatları Aldatmacası"nı yazmıştım. İzninizle, Dünya Bankası patentli 2002 yılı Tarım Bütçesine ilişkin yanıtı da içinde taşıdığını düşündüğüm bu eski yazılarımı tekrar gazeteniz İNADINA'nın sayfalarına taşıyarak sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bir aldatmaca!...
Doğrudan Gelir Desteği (DGD)-Açlık parası-
Mevcut destekleme modelinin çok kısa bir zaman dilimi içinde yerini bütünüyle doğrudan gelir desteği
(DGD) modeline bırakmasını öngören 2000/267 sayılı Bakanlar kurulu kararı 14 Mart 2000 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu güne kadar uygulanan desteklemelerin tümünün yerine ikame edilmesi tasarlanan DGD sistemi tek başına hiçbir ülkede uygulanmamaktadır. Örneğin; OECD ülkelerinde 1998 itibarıyla doğrudan ödemelerin toplam üretici eşdeğerine oranı yüzde 17 olup, piyasa desteği yüzde 67,girdi ağırlıklı diğer desteklerin oranı yüzde 16'dır.
AB ülkelerinde durum ise; DGD ödemelerine kısmen yer verilmektedir.
DGD,fiyat politikası,garanti eşikleri,üretim planlaması ve diğer ekonomi politikalarla birlikte uygulanmaktadır. AB'de DGD oranı yüzde 30,Pazar fiyat desteği yüzde 55,girdi desteği ise yüzde 8'dir.Ayrıca AB DGD ödemelerinin kısa/orta vadede daha fazla kaynak emeceğini ön görmekte,değişik önlemler araştırmaktadır. Türkiye'de tarıma uygulanan desteklemelerden tümden vazgeçilmesini savunanların gerekçeleri, kamu maliyesine yüksek maliyet getirdiği, yük olduğu savıdır. Bu savı güçlendirmek için de abartılı rakamlar açıklayarak kamuoyunu yanıltmaktadırlar. Gerçekte ise AB'nin öngördüğü gibi DGD kamu maliyesine daha fazla yük getirecektir. Ayrıca bunu sadece AB ön görmemektedir. Meksika'da uygulanan DGD bizdeki gibi alelacele bir uygulama olmamasına rağmen, daha uzun hazırlık dönemleriyle geçildiği halde, hazine üzerindeki destekleme yükünü artırdığı belirlenmiştir.2000 yılında pilot uygulama olarak başlatılan DGD sistemine 2002 yılı gibi çok yakın bir vadede tamamen uyum sağlanması istenmekte,2003'te de diğer tüm destekleme düzeneklerinin kaldırılması düşünülmektedir.
DGD'nin de sürekli uygulanamayacağı yetkililerce açıklanmakta ancak,çiftçilere açık bir takvim de vermekten kaçınmaktadırlar. Bu da çıkarılan yeni Şeker yasası ve Tütün yasası ile üretim yapamayacak çiftçiler başta olmak üzere hükümetlerin uyguladıkları tarım politikaları ile üretemez duruma soktukları köylülerin tepkilerini bastırmaya yönelik geçici bir uygulama olduğu savlarını güçlendirmektedir.
Çiftçilere açık bir takvim vermeyen hükümetler,niyet mektuplarında yabancılara tarımımızın geleceği konusunda yeterince açık takvim vermişlerdir.
IMF'ye verilen iyi niyet mektupları:
9 Aralık 1999 tarihinde IMF'ye verilen Niyet Mektubunda şu ifadeler yer almaktadır:
"Reform programımızın orta vadeli amacı var olan destekleme politikalarını safhalar halinde ortadan kaldırmak ve fakir çiftçileri hedef alan doğrudan gelir desteği sistemi ile değiştirmektir".Deniliyor.
Dünya Bankası'na verilen 10 Mart 2000 tarihli Niyet Mektubu:
"Tarım alanında,Hükümet,büyümenin desteklenmesi ve tarımsal destekleme politikalarının bütçe ve tüketiciler üzerindeki yükünün azaltılması için geçmişe kesin bir set çekme niyetindedir. Orta vadeli hedef,hükümetin sübvanse ettiği girdi,kredi ve temel mahsullerdeki fiyat desteklerine dayanan mevcut sistemin,zaman içerisinde küçük çiftçileri giderek daha fazla hedefleyecek doğrudan gelir desteği programı ile değiştirilmesidir".Deniliyor.
bu sayfanın devamı
önceki sayfa
|