.

 
...
...
Yararlı Linkler
E- Posta
Başvuru Kaynakları
Katkı 
Sunanlar
Arşiv

 

                                  Ana Sayfa                                          

.........

Dünya Fiyatları 
Türkiye'deki şehirli,sağ görüşlüsü de sol görüşlüsü de, köylünün üretimini hep küçümsemiştir, küçümsemeye de devam etmektedir. Sanki tarımda, hayvancılıkta her şeyin dağda bayırda kendiliğinden yetiştiğini, çiftçinin bunları satarak "havadan para kazandığını "yıl boyunca "kahvede oyun ve laklakla zaman geçirdiğini" varsayarlar.
Tarım ürünlerinin fiyatlarını belirleyenler de halk bol, ucuz ekmek, sebze, et yesin, süt içsin diye fiyatları düşük tutarlar. Üretici ne ederse etsin politikasını izlerler. Umursamazlar... 
Bu politikanın sonucunda insanlar, şehirlere göç ederler. Sonra da bu köyde yaşayanlar da neden topraklarını bırakıp şehre göç ediyorlar. Şehirler artık adam alacak durumda değil diye söylenir, dururlar. Bunu söyleyenler,köyünü ve toprağını terk edip şehre göçen çiftçinin 'üretici' iken, neden 'tüketici' olduğunu düşünmez. Köyünde buğday ekip kendi ekmeğini yaparken,şehirde ekmek almak için fırın önünde ekmek kuyruğuna girmeyi kendisi istemiş gibi birde, şehirde istenmez. Garip bir ülkeyiz biz. Bunlardan söz edenlere 'vatan haini' muamelesi yapılır, IMF'nin dayatmış olduğu 'dünya fiyatı ile üretim yapamıyorsa,yapmasın' diyenler vatansever saygınlığı görürler.
İkinci Dünya savaşı sonrasında,azgelişmiş ülkeleri gelişmiş ülkelerin insanlarını beslemek için Marshall Planı'yla tarıma yönlendirirken, bugün; kendi tarımsal ürün fazlaları için cazip pazarlar olarak görmeye başladılar.
Üretim girdilerinin (tohumluk, damızlık, ilaç, gübre,mazot, yem v.s)üretimini ve pazarını ellerinde tutan gelişmiş ülkeler ve yabancı ulusaşırı şirketler, gelişmekte olan ülkelerin tarımsal ürün ithalatında korumacılıktan vazgeçmelerini uluslar arası finans kuruluşları aracılığıyla dayatmaktadırlar. 
Kendi üreticilerine uygun görmedikleri ürün borsalarının fiyatlarını esas alan bir fiyatın üreticilere uygulanması için yine uluslar arası finans kuruluşlarının yaptırımcılığına başvurmaktadırlar. Bilindiği gibi, gelişmiş ülkelerde iki fiyat uygulanmaktadır. Üreticinin eline geçen fiyat ile borsa fiyatları arasındaki fark devletçe karşılanmaktadır. Üreticilere maliyet artı kar verilir. Yani, gelişmiş ülke çiftçilerinin eline geçen fiyatlar yüksek, borsa fiyatları ise daha düşüktür. Aradaki fark devletçe karşılanmaktadır.
Üretici her zaman borsada oluşan fiyatların üzerinde fiyattan ürününü satabilmektedir. Özellikle aradaki fark AB çiftçisi lehine çok yüksektir. 
Açıkçası, gelişmiş ülkelerde ihraç fiyatları ayrı, üreticiye ödenecek fiyat ayrı belirlenmektedir. Bizde dünya fiyatları denince hemen tartışılan konu; 'buğdayı, sütü, üzümü' dışarıdan almak istersek, kaça alırız? O fiyat konuşulur. Düşünmeyiz ki ihracatçı ülkeler ürün fazlası olan ülkelerdir. Malını satmak için fiyat kırarlar. Senin de dövizin varsa alırsın. Pazarları olursun. Ancak unutmamak gerekir ki, üretimden vazgeçmişsen, üretmiyorsan, artık satıcının belirlediği fiyattan almak zorunda kalmışsın,pazar olmuşsun demektir. 
Bu nedenle dünya fiyatları aldatmacasına kanmadan, çiftçilerin toplu pazarlık yapabileceği demokratik örgütlere sahip kılınmalı, çiftçinin ürettiği malın fiyatını tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi maliyet artı karını koyarak belirlemeli, gelişmiş ülkelerin pazarı olmayacak politikaları devlet politikası olarak kabul edip, uygulamalıyız. başa dön

İ

N

A

D

I

N

A