Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 

“YENİ AMERİKAN YÜZYILI PROJESİ”Nİ BİLELİM (3)  

Dr. Ergun GÖKNEL

“Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi” başlıklı dizi yazılarımıza devam ediyoruz.

 

3 Haziran 1997 tarihinde yayınlanana bildirinin altında 25 imza var. İmzacılardan aşağıda belirttiğim üç tanesini iyi tanıyoruz. Onlar Bush yönetiminin başrol oyuncuları.

Dick Cheney – Başkan Yardımcısı

Donald Rumsfeld – Savunma Bakanı

Paul Wolfowitz – Savunma Bakanı birinci yardımcısı

Gerekirse ileride haklarında geniş bilgi vermek üzere bu üç kişiyi bir kenara bırakıp, alfabetik sırayla diğer imzacıları tanıtacağız. Umarım okuyucularımız bu tanıtımdan gerekli sonuçları çıkarırlar.

Elliott Abrams:

Önümüzdeki günlerde bu ismi sık sık duyacağız, duymasak da aklımızın bir köşesinde kalsın.

Şubat ayı başında Başkan George W. Bush’un Amerikan Ulusu’na yaptığı konuşmadan birkaç saat önce, Beyaz Saray Elliott Abrams’ın, Başkan’ın dış politika takımının en üst pozisyonuna getirildiğini açıkladı. Abrams, Ulusal Güvenlik Konseyi üyeliğinden Başkan’ın Ulusal Güvenlik Danışman’lığı görevine getiriliyordu. Bu görevi  üstlenmesi ile “küresel demokrasi stratejisi”nden sorumlu kişi oluyordu. Şimdi, Bush’un önümüzdeki dört yıl içerisindeki dünya için belirleyeceği büyük misyonun beyni olacaktı. Herkesten daha fazla, Bush dış politikasını belirleyecekti.

Elliott Abrams kimdir?

Orta Amerika’daki El Salvador ve Nikaragua hükümetlerinin insan haklarını çiğneyen hareketlerini sakladığı ve onların parasal olarak desteklenmesini sağladığı, İran rejimine karşı gelenleri desteklemek için yaptıklarını 1980’li yıllarda Kongre’den saklayarak yalan söylediği için suçlu bulunan bir kişiliği vardır.

Abrams, New York’da liberal bir Yahudi ailesi içerisinde yetişmiştir. Harvard Hukuk Okulu’nda Neocon sosyal düşüncesinin öncülerinden Nathan Glazer’in öğretisini benimsemiştir. Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi’nin yaratıcılarından Midge Decter’in kızı  ile evlenmiştir. Dikkat edilecek bir gerçek de Midge Decter’in aynı düşüncenim yaratıcılarından Norman Prodhoretz’in eşi olduğudur. Amerikan Yahudi Komitesi’nin Konsey üyesidir.

1970’li yılların sonunda Reagan’ın Dışişleri Bakanlığı kadrosundaki yerini almış, önce İnsan Hakları konusunda Dış İşleri Bakanı yardımcılığı, sonra da Amerika İçi İşlerle ilgili yardımcılık görevlerini yerine getirmiştir. Yönetimin Orta Amerika’daki anti-sovyet politikasının ön saflarında olmuştur. El Salvador’daki rejimin yaptığı kıyımları desteklediği için New York Times tarafından, “insan hakları ihlallerini” aklayan kişi olarak adlandırılmıştır.

Bu görevleri yürütürken, kendisini, ABD tarafından desteklenen hükümetlerin insan hakları olaylarını saklamakla ve özgürlükleri için savaşanların yaptıklarını büyüterek kamuoyuna sunmakla itham eden Amnesty International ve Human Rights Watch gibi kuruluşlarla devamlı ihtilaf halinde olmuştur.

1986 yılında Iran’daki rejim muhaliflerini desteklemek için, sahte bir isimle, Brunei Sultanı’ndan on milyon dolarlık bir çek almış ve yerine ulaştırmıştır. Kongre’nin bu konudaki araştırmaları sonunda yaptıkları meydana çıkınca görevlerinden ayrılmış ve Bush Sen. Tarafından da yeniden göreve çağrılmamıştır. Ancak Bush’un Başkanlık döneminin son günlerinde bu olaya karışmış diğer beş kişiyle birlikte affedilmiş ve sabıka sicili silinmiştir.

Hükümet dışında olduğu dönemde, “Ethics and Public Policy Center” adlı kuruluşun başkanı olmuştur. 1976 yılında Neocon’ların, laik hümanistlere doğrudan hücum eden ilk kurumu   olan EPPC, ilerici teoloji ve laikliğe karşı Neocon siyasetinin koçbaşı görevini görmüştür. Siyasi projesinin merkezi “Judeo-Hristiyan manevi geleneği ile dış ve iç politikanın arasındaki bağları güçlendirmek” olmuştur. Abramas yazdığı yazılarda laik Amerikan toplumunun Yahudi kimliği için oluşturduğu tehlikeleri anlatmıştır. Bu dönemde Yahudi gözlemcilerle Evangelist Hristiyanlar arasında yaklaşımı sağlayacak gayretlerde bulunmuş, 1993 Oslo anlaşmasının Israil’den çok fazla fedakarlık istediğini ileri sürerek Israil-Filistin barış görüşmelerinde İsrail görüşlerini desteklemiştir.

1999 yılında Kongre’nin “ Uluslar arası Dini Özgürlük Komitesi”ne üye olarak atanmıştır. Bu görevi sırasında, İslam organizasyonları, Kutsal Müslüman mekanlarının İsrail tarafından kapatılması konusundaki İsrail taraftarlığı dolayısıyla devamlı olarak Abrams’dan şikayetçi olmuşlardır. 

Perle, Douglas Feith ve Libby (diğer bir “Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi” imzacısı) ile birlikte ABD ve İsrail’in üstün askeri güçlerinin Türkiye ile ittifak ederek düşman Arap ülkelerine, özellikle de Suriye ve Irak’a karşı, “geniş bir stratejik ittifak” geliştirmeleri  taraftarı olmuştur. Bu şekilde Suriye’nin askerlerini Lübnan’dan çekeceği düşünmüştür.  Abrams, her zaman, Irak’da Saddam Hüseyin’e karşı askeri güç kullanılması taraftarı olmuştur. Sonuç olarak Abrams’ın “güçle barışı sağlama” kavramı Bush yönetiminin siyasetinde uygulanan ilke olmuştur.

Abrams 2001 yılında Ulusal Güvenlik Konseyi üyeliği ile yönetime geri döndüğünde, onun, “yalnızca kuvvetli bir Amerikan gücünün dış ülkelerde demokrasi ve insan haklarını harekete getireceği” konusundaki değişmez inancı, Başkan Bush’un önceliği değildi. Fakat 11 Eylül’den sonra görüşleri birdenbire itibar kazandı.

Son iki yılda Bush’a Orta doğu barış planları konusunda danışmanlık yaptı. Ariel Sharon’u, Winston Churchill’e benzeterek Filistin konusunda İsrail’in asgari taviz vermesinin öncülüğünü yaptı ve İsrail’den istenenler  çok fazla olduğu için barış konusundaki “yol haritası”nın gerçekleşmemesi için çalıştı.

Ulusal Güvenlik Konseyi’nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika direktörü olarak Abrams şöyle diyordu: “Silah gücümüz ve bu gücü kullanma isteğimiz barışı sağlama konusunda anahtar işlevi görecektir. Bölgedeki en büyük müttefikimiz İsrail’i güçlendirmemiz ABD Orta Doğu politikasının temelini oluşturmalıdır ve bölgedeki ABD politikalarını benimsemeyen bir Filistin Devletinin kurulmasına hiçbir zaman izin vermemeliyiz.”

Yeni ABD Dış işleri Bakanı Condoleezza Rice ile yakın bir çalışma ortamını gerçekleştiren Abrams, ikinci Bush yönetiminde Orta Doğu Politikasının mimarı olacaktır. Birinci Bush yönetiminde olduğu gibi, bölgesel girişimlerin ve Arap dünyasını yeniden düzenleme çalışmalarında, ABD Ulusal Güvenlik stratejisinin egemen kılınması için demokrasi ve özgürlüğün yayılmasında kullanılacak diplomasinin merkezindeki neocon kavramlarının merkezinde İsrail olacaktır.

Yeni göreviyle ilgili olarak ve ikinci Bush yönetiminin Orta Doğu politikalarının yeniden düzenlenmesi konusunda ilk görüşmeleri yapmak üzere Kasım 2004’den beri en az iki defa Avrupa ülkelerini ziyaret etmiş, Rice’ın Dışişleri Bakanı olarak yapacağı ilk ziyareti hazırlamak için İsrail Başbakanı Sharon’la bir araya gelmiştir. Abrams, gene Kasım ayında  Codoleezza Rice ile yapılacak toplantıdan önce en büyük Yahudi Amerikan organizasyonlarının temsilcileri ile görüşmeler yapmıştır.

İşte bu anlayıştaki Abrams’ın şu andaki görevi, “özgürlüğün tüm dünyaya yayılması” görüşünü uygulamak.

 

sayfa başına dön