Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 

İSLAM GERİ Mİ

Erol TOY

Tartışmayı geç sayan haklı.
Gündem izleniyorsa, "Haçlı Seferi" ilân eden Protestan Bush'la, "İslâmın Hristiyanlıktan geriliğine," fetva veren Katolik Berloscuni gibi Hristiyan bilgeler (!) gökkubbeyi inlettiğinde açılmalıydı. 
Ama "dinime bühtân eden bâri müselman olsa," savsözünce ertelendi. 
Ramazan bu hafta başlayacak.
Ve İslâm âlimleri, eteklerindeki taşları dökme fırsatını ancak bulacaklar. 
Önümüzdeki günler rengârenk mi dersiniz... Rengâhenk mi sayarsınız çok çeşitli fikir çarpışmalarına gebe. 

Gazeteler yastık muhabbetini, din ve ahlâk sohbetine saracak. Radyolar pop müzik arasına ezan, Kur'an, mevlüt, ilâhi sıkıştıracak. Televizyonlar tele-vole aşna-fişnasına mezhep ve tarikat kavgaları ekleyecek.
Ağzı oruç... Abdesti bozuk allâmeyi cihanlar ondan ona koşarak melek cinsiyetine akıl almaz belgelerden, havsalaya sığmaz kanıtlar çıkaracak. 
Ve duygusal ilericilerle, bilinçsiz gericilerin alkışını toplayarak, çok kafa karıştıracak... Ama kalıbımı basarım, o tatavadan incir çekirdeğini dolduracak kadar fikir çıkmayacak. 

Böyle bir düğüne, bencileyin cühelânın, kamberliği yanlış !.. 
Nasılsa bu, yaklaşık 5 bin yıldır, ısıtılıp ısıtılıp sunulan temcit pilâvıdır.
Ne var ki, serde eski ağıza yeni taam sunma alışkanlığı var. 
O yüzden bu hafta da, toplu bir eleştiriye katlanacak... Dilimiz cıss olsa da, bu derin, geniş ve yaygın konu üzerinde fikir cimnastiği yapacağız. 
Konuyu şöyle özetlesem çok mu iddialı konuşmuş olurum ? 
İdeolojiler, (Din ya da bilimsel,) üstyapı kurumlarıdır. 
İnananı bezirgânsa, ilk rekabette çöker... Misyonerse, güçlenir. 
Biraz açalım mı ?
Her hangibir dine doğan kişi, diliyorsa değiştirebilir. Her hangibir bilimsel gerçek, aksi isbatlanıncaya geçerlidir.
Doğru mu ?
Öyleyse alın bir doğru daha !..
Din de bilim gibi, toplumsal gereksinimdir. 
İnsan aczinin doruk noktasında sorumluluğunu kendi dışında bir etkene bağladığında, rahatlar. Bu yeni güç kadar, bağlanmasını da sağlar. 
Belki sorunu yine çözemez. 
Ama yazgı, der... Tanrı istemedi, der, sorumluluktan sıyrılır ya !.. 
İnsan ve elbette insanlık için az şey midir ?
Değilse, o anın din bezirgânına, nasıl bir pazar açtığını... Hurafesini ne kadar kolay ve pahalıya satabileceğini bir düşünün. 
En monden hanımların büyücü büyücü... En çağdaş beylerin üfürükçü üfürükçü dolaştığını bilmeyen, görmeyen var mı ? 
Korku dağları bekler.
Sevgiyse, üretilmeyi.
Acz dehşetindekine iyi, güzel ve doğruyu ürettirmek zordur. 
Kişi çareyi tüketmese acze düşer mi ? 
İşte bunun için, bezirgân kolayca sömürürken... Misyoner... (Eren ya da evliya,) erdem ve mutluluk üretmenin zorluğuyla boğuşmaya koşulur. 
İlk inananların, havari ya eshap ödüllerinin bin yıllara yayılması bundan. Çünkü toplumsal yaşamın vazgeçilmezi sayılan her din, insanlık evriminde ileri bir adım... Yükselen bir basamaktır. 

Ramazan mubarekte, çoktanrılı inançlardan sözedip ayrıntıya girmeden şöyle bir özet, belki işe yarar. Çünkü hem Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz. Hem İbrahim'in sözlü, Hammurabi'nin yazılı yasalarından yola çıkan tektanrılı din... Evrile bölüne ya da karışa ayrışa 4 bin yıldır insanlığın dörtte birinin yazgısında egemen. 
Zaten günümüzün tartışması o evrim ve ayrışma üzerine.
İbrahim'le İsa arasında pek çok elçi var. 
Bunlar hem dinden çıkanları uyarmış... Hem din kurallarını zamanın gereksinimleriyle zenginleştirmiş peygamberler.
Ama İsa'ya kadar, hiç biri soylu (Awilum,) yurttaş (Meskenum,) ve köle (vardum,)ayrımcılığına dokunmamış. Bu yüzden inanmışları eşit sayan İsanın evrimi önceki düzeltmelerin taşıyamıyacağı bir ağırlığa ulaşmış. 
Hristiyanlık (İsevilik,) önce İbrahim ve Musa'nın dininden ayrı sayılmış. Rönesans... Özellikle Protestanlık sonrasında ilkininin devamı kabûl edilmiş. Ahd-i âtik'le Ahd-i cedit'in bir araya gelmesi o günlere... Henüz Katolikler tam katılmasa da, Protestan Yahudi dayanışması bu günlere dayanır. 

Ama Muhammed'e gelinceye İsa da içinde peygamber... Ya da mezhep ve meçrebinize göre, devrimci... Evrimci... İlericilerin hiçbirinin aklına ruhban sınıfını kaldırmak gelmemiştir.

Bunun için ayrı... Hatta yüzyılların kan ve acısıyla karşıt görünen dinler, temelde tanrıları teke indiren toplumsal gereksinimin birer evrimi sayılabilir. 
İnanmayan Melek cinsiyeti araştıracağına karşılaştırır.
Kur'an'ın kaçta kaçı yeni ve eski ahit... Yani İncil ve Tevrattır. 
İncil ve Tevrat'ın kaçta kaçı Mısır'ın Ölüler Kitabı... Ölüler Kitabı'nın kaçta kaçı Sumer'in Ölüm-Dirim Yasaları... Onun kaçta kaçı Şamanizm, bir bir ortaya koyar. Ve bir olgu olarak bunun üzerinde tartışır.

İnanıyorum, inanmıyorum.. Seviyor ya da nefret ediyorum gibi, duygusal bir yaklaşımdır. Ve bilimde duygunun değil aklın yeri vardır.
Çok uzun sürebilecek bu tartışmanın kestirmesi odur ki, dinde bile akıl egemense ilerlemiş... Duygu egemense gerilemiştir. 
Akıl araştırır... İnceler ve yargılar. Duyguysa ya sever ya nefret eder.
Sevenin bütünleşmek... Nefret edenin bire kadar kırmak dinsel hakkıdır.
Dünden yarına din ve mezhep savaşlarıyla... Tarikat kıyım ve kırımının gerekçesi de bu olmamış mıdır ? 
Peki çözüm nedir ?
Dinlerin birliğini kanıtlamak !.. 
Ama başta da dedik, bu bizcileyin cühelâyla, bezirgân allemeden çok gerçek bilgelerin harcıdır. 
Ramazanları kutlu... Erdemleri sağlam... Yolları açık olsun... 
Demez misiniz ? 



 
sayfa başına dön