|
TÜRKİYE'DE
NATO
Uğur CANKOÇAK
Soğuk
savaş döneminde Sovyet blokuna karşı kapitalist ülkelerin
askeri gücü olarak ortaya çıkan NATO Türkiye'yi ileri karakol
olarak kullandı. T.C.'nin silahlı kuvvetlerinin tamamı NATO
emrine verildi. Yıllar boyunca NATO kuvvetlerinin bölgemizde yaptığı
tüm manevralardaki senaryo Türkiye'nin önce işgal edileceği,
sonra NATO kuvvetlerince kurtarılacağı şeklinde oldu. İkinci
paylaşım savaşının ardından Türkiye'nin o güne kadar izlediği
yakın komşularıyla ve özellikle Sovyetler Birliği ile dostluk
politikası yerine Atlantik ötesindeki ABD'nin müttefiki politikası
olarak değişti. Bu yeni politika gereği 1947'de ABD ile ilk ikil
askeri anlaşmalar imzalandı. Truman Doktrinine dahil olundu. 1950
yılında DP'nin iktidara gelmesinden sonra Kore'ye Türkiye asker
yolladı. Ardından da NATO'ya üye olundu. DP iktidarından sonra
TBMM'de DP iktidarı CHP'yi eleştirirken NATO'ya üye olunmayışını
eleştirince CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'nün yanıtı şöyle
olmuştu: "NATO'ya aldılar da biz mi girmedik. NATO'ya girmek
için tam üç kez başvurduk." Sermayenin iktidarları olan
CHP ve DP ABD'nin adeta uydusu olmak için birbirleriyle yarışırken
sosyalistler ABD'ye, Kore'ye asker yollanmasına, NATO'ya sürekli
karşı çıktılar.
Zincirli hürriyet dergisinde M. Ali AYBAR, Marko Paşa dergisinde
Aziz Nesin, Sabahattin Ali, ABD ile imzalanan ikili anlaşmalara karşı
çıktılar. Bunun bedelini ödediler. Kore'ye
asker gönderilmesini sert bir beyannameyle eleştiren Barış Derneği
kapatılarak başta Behice Boran olmak üzere yöneticiler askeri
mahkemelerde yargılandılar.
TİP NATO'dan Çıkılmasını İstedi.*
12 KASIM 1967 'DE, İSTANBUL SPOR VE SERGİ SARAYI'NDA DÜZENLENEN TOPLANTIDA
YAPILAN KONUŞMADANDIR
.... NATO startejisi, Türkiye'nin güvenliği ön planda tutularak değil, ABD
çıkarları göz önünde tutularak hazırlanmıştır.... Biz mulli kurtuluş savaşı
veririz. ABD emperyalizminin saldırgan emellerine hizmet için savaşa gidecek
durumda olmayı red ederiz...
NATO, 4 Nisan 1969 sona erecektir. Üye devletler 4 Nisan 1968 'e kadar
"fesih ihbarında" bulunmazlarsa, kendiliğinden 10 yıl daha uzayacaktır. Daha
kötüsü, NATO 'nun politik bir ittifak haline getirilmesi düşünülmektedir.
Üye devletlerin silahlı kuvvetleri nasıl bütünleştirimişse bunun gibi üye
devletler politik yönden de bütünleşecektir. Yani hem askeri hem politik
yönden ABD hegemonyasına iyice girmiş olacağız.
Geniş halk toplulukları halinde, mitingler, yürüyüşler yaparak, dilekçeler
vererek ileri örgütler tarafından bildiriler yayınlayarak hükümeti "fesih
ihbarında" bulunmaya ısrarla davet etmeliyiz.....
1968 Ocak Ayında TBMM'de TİP'in Dışişleri ve Milli Savunma
Komisyonu Sözcüsü Behice Boran uzun bir konuşmayla 1969'dan
sonra Türkiye'nin Nato'dan çıkması gerektiğini anlatmıştı. Türkiye
İşçi Partisi yurt çapında bir kampanya açarak çeşitli
toplantılar, mitingler düzenleyerek Nato'dan çıkılmasını
talep etmiştir.
Sovyet
rejiminin çöküşüyle Varşova Paktı dağıtılmış fakat bunun
karşısında NATO kalmıştır. Ve her geçen gün de gücünü
arttıran bir askeri anlaşmadır. Nato'nun bugünkü görevi ABD önderliğinde
sermayenin küresel saldırısının askeri gücü olmaktır.
Kapitalist sitemin geri bıraktırılmış yoksul ülkeler üzerinde
jandarmalığını yapan Nato'da Türkiye'nin ne işi var anlamak mümkün
değildir. Üstelik Nato'nun meşhur 5. maddesi gereğince Nato
askerlerinin Türkiye'ye her zaman girebileceğini düşündüğümüzde. *Bakınız
İNADINA Sayı 8. |