Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


GLOBAL POLİS ÖRGÜTÜ NATO

Yrd. Doç. Dr. İlhan Uzgel
(AÜ SBF)


NATO'nun kurulduğu tarihten Soğuk Savaş'ın sonuna dek devam eden dönemde iki temel işlevi vardı. İlki, Doğu Blokuna karşı kapitalist dünyayı korumaktı. 

Bunu yaparken, bir yandan hukuksal mekanizmalarını ortaya koyuyor ve ortak askeri yapılanmayı sağlıyorken, öte yandan sol hareketlerin güçlü olduğu güney ülkelerde (İspanya, İtalya, Yunanistan ve Türkiye) NATO çerçevesinde hukuk dışı yapılanmaya giderek (İspanya'da GAL, İtalya'da Gladio, Türkiye'de Kontrgerilla), sola karşi mücadeleyi üstlendi. NATO'nun ikinci işlevi Bati Bloku'nu bir arada tutmak ve özellikle Almanya'yı kontrol etmekti. 

NATO'nun ilk işlevi sona ererken ikinci işlevi halen devam etmektedir ve Soguk Savaş sonrasinda dagilmamasinin nedenlerinden biri budur. ABD, NATO araciligiyla Avrupa üzerindeki siyasi ve askeri denetimini sürdürmekte, NATO'nun varlığı ABD'nin Avrupa'da 100.000 asker tutmasına olanak tanımaktadır. (ABD Uzakdoğu'da da 100.000 asker tutarak global hegemonyasını sürdürmektedir).

1990'ların başından itibaren NATO yeni uluslararası ortamda yeni işlevler benimsemek zorunda kaldı. Barış gücü operasyonları gibi sınırlı görevler yanında, aslında 1991'de Roma zirvesinde alınan kararlar gereği çok daha geniş sorumluluklar yüklendi. O tarihe kadar NATO, belli bir coğrafi bölgede faaliyet gösteren (Atlantik'in iki yakasında Yengeç Dönencesi'nin kuzeyi ve üye ülkeler toprakları) Doğu Bloku'na karşi bir örgüttü. Bundan sonra dogal kaynaklarin (yani petrol vs.) akişinin aksamasini tehdit olarak gördügünü açikladi. Bunun anlami NATO'nun hem görev alanının, hem de coğrafi bölgesinin neredeyse sınırsız hale gelmesiydi. NATO, bu dönemde coğrafi ve görev alanına ilişkin sınırlamalardan kurtularak uluslararası kapitalizmin bütün dünyayı kapsayan bir polis gücü olma görevini üstlendi. Bunu da teknik anlamda "5. Madde dışı operasyonlar" kavramına dayanarak yaptı. Bilindiği gibi, NATO Antlaşması'nın 5. Maddesi bir üyeye yapılan saldırının hepsine yapılmış sayılacağını belirtirken, "5. Madde dışı operasyonlar"da bu tür bir gelişmeye gerek duyulmamaktadir. 
Zaten NATO, önce 1991 Şubati'nda Irak'ın bombalanması sırasında teknik olarak (haberleşme, komuta-kontrol vs.), 1999 Martı'nda da Yugoslavya'nın bombalanmasında hem teknik, hem de meşruiyet kaynağı olarak işlev gördü. Yugoslavya olayı önemliydi çünkü BM'nin devreye sokulamadığı bir noktada ABD ve Batılı ülkeler NATO'dan karar çıkararak örgütü meşruiyet kaynağı sağlamak için kullandılar. 

ABD bu tür bir meşruiyeti, tarihte ilk kez NATO'nun 5. Maddesi'ni harekete geçirerek, Afganistan'ı bombalamak için de kullanma ihtiyacını hissetti.
NATO'nun az değinilen bir işlevi de, yeni üyeler aracılığıyla silahlanma konusunda yeni olanaklar yaratmasıdır. NATO'ya 1999'da alınan Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya'nın bütün askeri yapısı, silah sistemleri NATO standartlarına yükseltilmiş ve silah sanayiine bu yolla büyük miktarda kaynak aktarılmıştır. Bu üç ülkeyi ileride yenileri takip edecektir. 

Uluslararası sistemdeki eşitsiz gelişme ve adaletsizlik devam ettikçe NATO'ya ihtiyaç sürecektir. NATO günümüzde kapitalizmin kendisini yeniden üretme sürecinin en önemli araçlarından biri olarak kapitalizm var olduğu sürece varlığını sürdürecek gibi görünmektedir.



 
sayfa başına dön