Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


Zalimler Ödlektir... Ödlekler Zalim

Erol Toy 

İletişim çağı, isterse herşeyi herkesin gözüne sokmakta... İsterse !..
Ya da ister istemez !..
O yüzden izleyen ll Eylül faciasını da... Afganistan trajedisini de iyice gördü. 
ABD.ni gözlerde büyüten korku... Taliban'ıysa, zulmüymüş.
Bugün her ikisi de o gözlerde gerçek yerini buldu. 
Şöyle bir altını çizelim ki ?
ABD, 11 Eylül'e kadar, yeni dünya düzeninin yürütücüsü... Kavanoz dipli kürenin hak, hukuk, adalet, özgürlük, zenginlik, mutluk ve güç kaynağı... Erişilmez, ulaşılmaz, dokunulmaz yüce efendisiydi.
Kendi bulgusuna göre 19 kamikaze, bütün karizmasını tuz buz etti.
Dehşetin gayyasından Pamir'in tepesine bu yüzden fırladı.
Ama onda tanrısallık vehmedenlerin yavesi bitmedi.
Neymiş efendim bunu Asya'nın ortasına yerleşme fırsatı sayarmış da !.. Petrol kaynaklarının üstüne otururmuş da !.. Daha neler de nelermiş de !..
Bunları, Molla Ömer'le Usame Bin lâdin nam şeytan mollalarının bu hallerinde bile her ağzını açışında altına eden mazlum Amerikan halkıyla mı yapacak ?
Geçelim !..
Zaten iş ülkenin üçte ikisinde egemen Kuzey ittifakının istenciyle, Birleşmiş Milletler'in yuvarlak masalarına çoktan yayıldı. Dünyanın efendisine de barutu, yâni ödeneği bitinceye atıp atıp gitmek kaldı.
Gelelim Taliban tabansızına !.. 
Zebanilik taslayan yobaz, cehennem paçasını tutuşturuncaya yakmadık can... Söndürmedik ocak komadı. İnsanları yıldırmak yetmedi. Cahiliye döneminden bile çok öncesinin uygarlık anıtlarını parçaladı. Tarih geçidi ülkede, tarihin izini silerek geleceğe yürüyeceğini sandı. 
Ve bütün bunlar yanına kalınca, yaratıcısına saldırdı. 
Cühelâ minnetini düşmanlıkla öder.
Taliban'la Lâdin de 11 Eylül 2001'de dünyanın efendisini canevinden vurdu.
Efendinin gücü ve güvenliği, uşaklarının kabûlünden kaynaklanıyormuş !.. 
Bir anda yerini dehşete bıraktı. Savunma güdüsü zebanileri harekete geçirdi.
Ve canı sözkonusu olan Taliban, başının deyimiyle ; " Tavuk gibi kaçıştı." 
İyi ki herşey, herkesin gözü önünde oldu.
İlk evrede cahil zebani de, teknolojik zebani de mazlum Afgan ve Amerikan halkına zulmetti. Ama ikisinin de foyası ortalığa döküldü.
Zulüm korkudan kaynaklanıyordu.
Taliban, ulusal kurtuluş savaşına karşın, halkı kazanamamış... İktidarı, Afgan halkının istencine değil... Çatlayan toplum mozayiğinin sağladığı fırsata... Peştun ve Arap serüvencilerini bir araya getiren ABD ve Pakistan'ın sürekli desteğine... O da, emperyalizmin bölgedeki çıkarlarının sürekliliğine bağlıydı.
Elbette Sovyet İmparatorluğu dağılmamış olsaydı. 
Dağıldı ama, küreselcilerin varsayımı tutmadı. 
ABD imparatorluğu boşluktan yararlanarak, onun yerine geçemedi.
Tam tersine, Sovyetlerin yıkılışıyla oluşan yeni dengeler, Anglo-Amerikan emperyalizminin sarsılması, örselenmesi ve gerilemesiyle sonuçlandı.
Şimdi ormanın içindeyiz. 
Tek tek ağaçları görmemiz... Dehşet içgüdüsüyle yağdırdığı bombalara... Sun-duğu sanal senaryolara bakarak gücünü kabûle yatkınlığımız doğal.
Adamlar Taliban zebanisinin tepesinde cehennem ateşleri yakıyor.
Ama kıza söylene de olsa, baştan beri apaçık'ı okuyan, ormanın içinde de hem tek tek ağaçları, hem ormanı görmeye çabasına alışmıştır. 
Öyleyse uşak düşmanlığıyla, efendi dehşeti ortasında, geneli görme çabasını sürdürelim. Ve şu son beş yılda değişenlere bir bakalım.
Sovyet İmparatorluğu bağımsız devletlere dağılmış... ABD dünyanın efendiliği tahtına tek başına kurulmuşken olanlardan söz ediyorum. 
Gözlerinizi Asya ve Pasifik'e çevirin demek gereksiz. Bütün gözler orada. 
Ve çok yazık ki, pek çok şeyi yeni yeni görmekte.
On yıldır Anglo-Amerikan emperyalizmi Asya petrol kaynaklarına el koyacak diye bekleyenlere selâm... Koydu mu ?
Hadi şu savaş ortamında bu pilâv daha çok su götürür. Şuna ne buyrulur ?
Daha üç yıl önce emperyalizmin Pasifik'teki üç sağlam kalesinden ikisi, Hong-Kong ve Singapur'du değil mi ? Şimdi nerdeler ? Çin Halk Cumhuriyeti içinde. Ü-çüncü Tayvan'sa anayurda katılım yanlılarının yüzde 2 daha oy sağlamasını bekliyor. 
Çin'in parmakları ağızda bırakan yüzde 10'luk kalkınma hızı salt Rusya'yla stratejik.. Afganistan da içinde Ortaasya komşularıyla dostluk... Türkiye'yle karşılıklı saldırmazlık ve ticaret anlaşması yapmasına mı bağlı ? 
Yoksa elektronik çağını yakalayan Hong-Kong ve Singapur'un katkısına mı ? 
Buna eloktronik devi haline gelmek üzere olan Hindistan'ı... Endonezya'yla Filipinlerde herkese malûm anti-emperyalist akımları da ekleyin. 
Pakistan'ın bunlardan etkilenmemesi mümkün mü ?
Anayasayı İslâmlaştıran generallerle, bağnaz Peştunlarını ABD'yle ortaklaşa Taliban kalıbına dökenler devrilip sürülmüş... Atatürk'ün lâik cumhuriyetini örnek alan generaller lök gibi iktidara oturmuş... Anglo-Amerikan emperyalizminin Pasifik düşü işgalindeki ülkelerin sınırlarına gerilemiştir. Hedef yitmiş... Ok boşa gitmiştir.
Bilinir ki, emperyalizmin boşa harcanacak tek bir cent'i bile yoktur. 
Olmayınca da ünlü Yeşil Kuşak'ın ardındaki güçlü yel bir anda kesilir. İsteyen 28 Şubat sürecini de aynı ormanın içine yerleştirir. Ve yerleştirir yerleştirmez fukara Siyasal İslâmın aldatılmış ve terkedilmiş kenar mahalle dilberine döndüğünü görür. 
Artık dünün tartışılmaz efendisi, bügünün kahredilmesi gereken Şeytanıdır.
Ve bunların üstüne hangi senaryo yazılırsa yazılsın... Ödleğin nice zalim... Zalimin nice ödlek olduğu gözlerden kaçırılamaz. 



 
sayfa başına dön