|
|
Temcit Pilâvı
Erol Toy
İsmail Cem'le Verheugen sağolsunlar !..
Biri " bedel öderiz, " dedi... Diğeri, " ödemezler !.. "
Ağızlarına sağlık !..
Her ikisi de, işi başa düşürdü. Ve Kıbrıs, hem geçtiğimiz haftanın... Hem önümüzdeki günlerin gündemine lök gibi oturuverdi.
Artık işimiz iş, dişimiz gümüş !..
Günler haftalar boyu, Kıbrıs'la yatar kalkarız.
Kimi bu temcit pilâvını Avrupa... Kimi Amerikan kaşığıyla yer. Kimi Ecevit'i.. Kimi Denktaş'ı suçlar. Kimi "Kıbrıs bize yük.. Verelim kurtulalım," diye haykırır. Kimi "Kıbrıs bizim canımız... Feda olsun kanımız, " diye yırtnır. Kimi durun yahu, bu pilâv bayat... Yiyenin sağlığı bozulur, diye çırpınır. Kimi hızını alamaz, önüne geçene hain, ardında kalana satılmış damgası vurur.
Sonunda at izi, it izine karışır.
Ve iş olacağına varır.
Olacağı ne mi ?
Bu yazıyı okuma sabrını gösterenin kafasındaki.
Nerden bildiğimin, kaynağı iki.
Birincisi coğrafya !..
Lütfen zihninizdeki haritayı bir açın.
Ve bir " kısrak başı gibi " uzandığınız Doğu Akdeniz'le... Kökü çok derin bir çınar benzeri uzandığınız Asya ve Ortadoğu'ya dikkatle bakın.
Kıbrıs'ı da yerine iyice yerleştirin.
Dünya enerji kaynaklarının kaçta kaçı sımsıkı saplandığınız o bölgede ?
O büyük çıkar coğrafyasında egemen olmanın anlam ve önemi dank etti mi ?
Etti de, o kaynaklarda dolanan "süpergüçlerden" dehşete düşüp... Mütareke İstanbul'unun "münevverânı" gibi; "Onlar dünyaya nizâmat veren yüce efendilerdir !. Biz kim oluyoruz da, kafa tutmaya kalkışıyoruz," mu buyurdunuz ?
Buradan sonrasını okumayınız.
Çünkü sözün gerisi, korkunun ecele yararı olmadığını bilenleredir.
Neden mi ?
Hem insanı, hem devleti coğrafyası belirler de ondan.
Yâni siz yeryüzündeki tüm insan ve devletlerin iştahını kabartan bir coğrafyada yaşıyor... Tarih öncesinden, endüstri devrimine insanların temel gereksinimi ipek, baharat ve altın yollarının... Endüstri ötesinde makinaların yaşam gereksinimi enerji kaynaklarının kesişme noktasında bulunuyorsanız, çareniz yok.
Ya sömürü heveslerinin kölesi... Ya egemen ortağı olursunuz.
İşte kıbrıs, işte siz !..
Son 5 bin yılı içinde, onun 50 yıl egemenliği yok.. Sizin sömürgeliğiniz.
Olsaydı, işiniz kolaydı !..
Bu büyük çıkarlar nedeniyle ummadığı zamanda, ummadığı yerden şamar yiyen efendinizi korumak adına bazen koçbaşı... Bazen de kanara koçu olur, tatlı hayatınızı sürdürürsünüz. Egemen ortaksanız, ortağınızdan kazık yememek için dahi gözlerinizi dört açmaya koşulusunuz.
Bilmem kölenin, fikir ve fiziğiyle efendiye aidiyet... Egemen ortağın, çağdaş dünyada hak ve çıkar eşitliği olduğunu açıklamak gerekli mi ?
Değilse okuyan lütfen vicdanına sorsun !..
Bu coğrafya içinde, rahatlığını bile bile emperyalizmin köleliğini mi ? Sürekli rahatsızlığını göze alarak egemen ortaklığını mı içine sindirebilir ?
Sanırım fikir ve fiziğiyle kul köle olanlar çoktan sitemizi terkettiler.
Biz kaynağımızın ikincisi, egemen ortaklık kararındakilerle sürdürelim !..
Ayrıymış gibi görünen... Ama aslında Amerika, İngiltere ve Fransa'nın enerji kaynakları egemenliğinde sımsıkı ortak olduğunu... Yüzde 10'unu mülk sahibine... Yüzde on yemlik bırakarak, yüzde 40'ı Amerika, 20'şeri İngiltere ve Fransa'nın paylaştığını bilmeyen mi var ?
Ah bir de mülkiyeti Suudi Arabistan ve Kuveyt gibi istikrar içinde tutabilseler.. "Millileştirme..." Ambargo, isyan ve savaş gibi çalkantılardan uzak sömürebilseler !..
Ne kadar güzel olurdu.
Öyleyse bizcileyin toplum ve devletlerin hem şanlı geçmişlerinin birikimi... Hem güncel nüfuslarının olumluya yönlendirildiğinde mucize üretebilecek kaynağına karşın, Avrupa kaşığıyla, Amerikan helvası karıştırmaya kalkışmasının anlamı ne ?
Biz köle ruhlulukla, egemen ortaklık duruşunu çözmüştük, değil mi ?
Biliyorum !.. Tıklama sayımız, dedikodu siteleriyle ölçülmeyecek kadar az.
Ama ilk sayısında neredeyse sadece yazanların tıkladığı bir yayın, 21. sayıda, ilânsız reklâmsız... Habersiz tanıtımsız, bu sayıdakine ulaştıysa, sanıldığı kadar az, düşünüldüğü kadar yalnız değiliz.
Olsak ne gam, mı buyurdunuz !..
Zaten az ve yalnız olmayanlar onlardır.
Bütün büyük yangınlar, tek tek kıvılcımlardan çıkmaz mı ?
|
|
|