|
|
Ülkücüler Öğreniyor
Erol
TOY
Kendi aptallığını halka sıvayan beter olsun !..
Halk 1999 seçiminde verdiği oyla çok şeyi değiştirdi.
Ülkücüler yaklaşık kırk yıldır, vatanı kafatası kadar dar. Hıyaneti onu karıştıran söylem... Yurtseverliği mahalle kabadayılığı sanıyor.. Bu uğurda ölüyor.. Öldürüyor.. Korunursa yanına kalıyor.. Korunmazsa hapiste yatıyordu.
Seçimin sonucuna hazırlıksız yakalandı.
Kırk yıldır hıyanetle suçladığı.. Seçim sonunda bile onu cinayetle suçlayan bir siyasal akımla hükümet kurmak zorundaydı. Bunca ağır koşul ve büyük çalkantılara karşın bugün bile seçeneksizlikten yakınılıyorsa, zorunluluğu açıklamak gereksiz.
Kısaca halk öyle istedi, diyebilir miyiz ?
Sosyalist... Demokrat ve yurtseversek, demeye koşuluyuz.
Elbet sözüm, kendini Eflâtun'un filozofu, Aristo'nun efendisi, Nietzsche'nin üstinsanı.. Gayrıyı kör ve sersem sanma ahmaklığından dışarı !..
Gelelim değirmene.
Seçimden ikinci parti olarak çıkan MHP'nin ülkücüleri burunlarına dayanan bu gerçekle gördüler ki, vatan hızla artan 70 milyon insanın tutkuyla bağlandığı... Sürekli kalkınma zorunda, 850 bin kilometrekare büyüklüğünde bir arazi parçasıdır.
Hıyanet aykırı söylem değil.. Makam, mevki ve rütbe sahiplerinin eylemi...
Yurtseverlik, o 850 bin kilometrekarelik alanın her köşe ve kişisini sevmek. Hiçbir özel çıkara izin vermeyen hizmet için ölümü göze almaktır.
Galiba ayıldılar !..
İlkin suçlamayı da, suçlanmayı da yalayıp yuttular.
Sonra ortaklarıyla israfı, tasarrufa... Yâni faiz, döviz, borsa kumarını kırarak, rantiyeleri ayıklayıp yatırıma yönelecek... Ve tüketimi üretime çevirecek uzun, yalçın ve kaygan önlem kayasının altına ellerini soktular.
Böylece belki de ilk kez, sonuç alınıncaya kaçmamaya tutuklandılar.
Kaba kuvvetten, ince politikaya geçmekten başka çareleri kalmadı.
Geçtiler !..
Koray Aydın, Ülkü Ocaklarının başarı örneklerinden biri... Bayındırlık Bakanı oluncaya MHP Genel Sekreteri'ydi. Deprem onarımında Partiye puan katıyordu.
Yazık ki, bakanlığını özel çıkarlarında kullandı. Soruşturmayla birlikte hem bakanlıktan, hem milletvekilliğinden istifa etti.
Ülkücü taban ikilemde kaldı.
Yeni durumla, vefa alışkanlığı, belli ki Parti yönetimini çok sıkıştırdı.
Taban baskısı, savcı belgesinde adı geçmiyor, bahanesine kundakladı. "Ya siyaset, ya ticaret" ahlâkı unutuldu. Koray Aydın aklandı.
Çelişkiden yararlanan muhalefet, soruşturma önergesini dayadı.
Değiştirilen Anayasa, bu tür oylamaları gizli yaptırıyordu.
Ahlâklılar ve suçu henüz açığa çıkmayanlarla, soruşturmalar yaygınlaştırılırdı.
ANAP'lı Yılmaz Karakoyunlu da, Koray Aydın gibi düştüğü yerden bir avuç toprakla kalkanlardandı. Bütçe Plan Komisyonuna düşmüş, oyunları ardardına Devlet Tiyatrolarında sergilenmiş... Bakan olur olmaz sorumluluk alanındaki Basın Kartları Komisyonu, yılların gazetecilerine binbir koşul koşarken, üç günlük bakanına süresiz basın kartı vermiş... TRT Genel Müdürü Yener'in sabıkasıysa kitaplara geçmişti.
Olasıdır ki, Karakoyunlu'nun romanından uyarlanan Salkım Hanım'ın Taneleri filmi, TRT'de sayın bakanın zorlamasına bile gerek kalmadan yayınlandı.
Burada bir parantez açmama izin verin.
Hangi dalda olursa olsun bir sanat ürünü, kahramanı tarihsel değilse, kendi iç dengesi... Sanatsal inceliği... Ve duygu atmosferinin gereğine uyarak zaman, mekân, olay ve gerçeği değiştirebilir. Çünkü o bir sanat yapıtıdır. Gerçek onunla tüketicisi arasında kurulan bağdan ibarettir.
Yâni Karakoyunlu'nun romanı... Tomris Giritlioğlu'nun filmi... Fikir, düşünce, bilim, sanat ve kültürü serbestçe yayma hakkının tanındığı, (Tanınmayanda su baştan kesilir. Yeraltı yayını bu yüzdendir.) her yerde... Özel kuruluş ve bireysel ürün olarak tarihi de, gerçeği de, hatta kimliği ve kişiliğiyle belirtmiyorsa, tarih kişisini de istediği gibi ele alır... Dilediğince çarpıtabilir.
Elbette okuyanla seyreden beğenir ya da eleştirir. Tartışma o alanda yapılır.
Altı çizilmeli... MHP yöneticisi Ahmet Çakar'ın çıkışının ahlâk yanı doğru. Yazarının balıklama atlayarak saptırdığı tartışma, roman ya da film üzerine değil.
O yüzden okumuş-okumamış... Seyretmiş-etmemiş... Anlamış-anlamamış... Yasakçı-yasalcı... İlerici-gerici atışması fasa fiso. Televoleciler treni kaçırdı. Roman yayımlanalı yıllar... Film gösterileli... Eleştirilip değerlendirileli aylar geçti.
Tartışmanın doğru noktası bambaşka ; Çıkar sabıkalı devlet görevlilerinin... Adıyla sanıyla, Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu ile TRT Genel Müdürü Yücel Yener'in... Devlet görüşüne uymuyor diye, Türkçenin övüncü yazar ve ozanları... Kişilerden vazgeçin. Anadilimizin 10-15 bin yıllık sözcüklerini bile yasaklamayı görev titizliği sayan bir kurumun, devlet görüşüne karşıt bir yapıtı yayınlamasıdır.
Politik yanıysa, ANAP'lı Devlet Bakanına bağlı TRT Genel Müdürünün foyasını soruşturma oylaması günlerinde ortaya çıkarmak. ANAP çoğunluğunun can havliyle vereceği oy, Koray Aydın'la MHP tabanı arasındaki vefa bağını koparır. Olmadı, Komisyonun suçlayacağı, Koray Aydın'ı kim nasıl kurtarabilir ?
Üstelik, soruşturma sırasına ANAP'ı yerleştirdi. O da gitti mi, Meclis "aklan da gel arkadaş"ı, gizli oy vicdanına kolay sığdırır. Buna yaklaşan seçimleri ekleyin. DYP'li, Saadetli ve Adaletli, hatta DSP'liler tencere dibin kara, seninki benden kara.
İyi mi ?
|
|
|