Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


Emek Platformu ve Emek Programı 


İzzettin ÖNDER


Emekçiler giderek yoksullaşan durumlarından şikâyetçiler. Kriz bahanesi ile binlerce, hatta milyonlarca emekçi işinden edildi, ücretler baskılandı. Tüm bu baskılar ekonominin krizde olduğu bahanesi ile perdelenmeye çalışıldı. 

Sermayeden bu denli zarar gören emeğin yanına devlet de geçmedi. 2001 yılı bütçesinde önümüzdeki yıl için enflasyon hedefi, tüketiciyi ilgilendiren TÜFE olarak, yüzde 35 öngörüldüğü halde, kamu emekçisine ilk dönem için yüzde 10, ikinci dönem için de yüzde 5 zam veriliyor. Bu politika açıkça emekle alay etme anlamını taşımaktadır. Bunun da ötesinde, yaklaşık olarak 43 katrilyonluk faiz yükünün 16 katrilyonu kamu emekçilerinin özlük hakları ve kamu hizmetlerinin üzerine yıkılırken, 27 katrilyonluk bölüm için de yine finans parazitlerinden yüksek faiz karşılığında borç alma yoluna gidilecektir. Sermaye ve rantiye kesiminin bu konuda "seve seve bu ülke için" yapabileceği hiçbir fedakârlığı söz konusu değildir. 

Görülüyor ki, emeğe saldıran sermaye kesimi, devleti de yanına almış, yani ekonomik altyapı ile siyasal üstyapıyı kenetlemiştir. Böyle bir kenetlenme yanında, hemen tüm medya da tam bir söz ve ağız birliği yapmış olarak, uygulanan politikaları topluma pazarlamakta ve böylece sistemi yağlamaktadır. Üstelik, tüm bu uygulamalarla Türkiye'nin de sorunlarını yeneceği gibi yanlış bir mantık sergilenmektedir. 
İşte, Emek Platformu eylemlerinde neyin kurbanı edildiklerinin farkında olarak, Emek Programı'na destek vermek durumundadır. Emek Programı, her şey bir yana, uygulanan programın tuzaklarını açığa çıkartmakta ve tüm toplumun yararını gözetecek makul bir program taslağı niteliği taşımaktadır. 
Ara sıra hükümetin değişmesini dillendiren emekçiler, ekonomik altyapıyı ve uygulanan programları denetlemeyi gözden kaçırırlarsa, sermayenin tuzağına düşmüş ve onun ekmeğine yağ sürmüş olurlar. Çünkü bu iktidar yıpranmıştır ve değişmesini sermaye de, hatta belki de ABD dahi istemektedir. Ekonomik altyapıda hiçbir temel değişikliğin yapılmadığı, özelleştirmelerin sürdürüldüğü ve devletin elindeki tüm üretim, finans ve hatta idari ünitelerin alındığı bir durumda, siyasal erki eline geçirecek olan kesimlerin fazla bir işlevsel gücü de kalmamış olur, ya da icraatlarında aşırı derecede zorlanırlar. Bu nedenle, salt iktidar değişikliği yerine, iktidar değişikliği ile birlikte, kısa dönemde Emek Programı'nın uygulanmasını ve uzun dönemde de ekonomik altyapıda kamu kesiminin lehine radikal dönüşümlerin öngörülmesi daha makul olur. 
Tümü ile emekçilerin ve sermaye dışı kesimlerin ve toplumun lehine olan bu politik araçlar üzerinde geniş kesimlerin ittifak etmesi, sermaye kesimine karşı yürütülecek olan cephe hareketinde kitlelerin dağılmadan tutulabilmeleri açısından da fevkalade önemlidir.

 
sayfa başına dön