Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


Sendikacının Sağcısı

Erol Toy 

Sendikal davranış, sol bir eylemdir.

Çünkü egemen güçlere karşı emekçi sınıfın hak ve çıkarlarını korur.

Ama 12 Eylül 1980 gerçeği gibi ülke koşulları, sadece sağ sendikayı dayatırsa karılan helvayı, karan da beğenmez.

Örnek çok taze.

Yer ; Türk Metal İş'in muhteşem salonu.

Konuklar ; Sendika temsilcileri.

Gündem uluslararası ciddiyet ve hamasette ;

Sendika yöneticilerinin, Kıbrıs'ta sağladıkları ayrıcalıktan ilgisiz (!) içtenlikle, yılın devlet adamı seçtiği KKTC başkanı Rauf Denktaş'a plâketi sunulacak.

Salon dolu !..

Neredeyse tamamı temsilcilerden oluşan seyirci coşkulu.

Sendika başkanı Mustafa Özbek, böyle bir ödülü ilk akleden olarak dünyaya meydan okumanın öğünç ve kıvancında.

Yüzünde güller açıyor. Çevreye gülücükler saçıyor.

Kıbrıs'ta tesisler kurarak büyük bir iş başarmış... Büyük bir ödün koparmış... Büyük bir ödül vermenin telâşına düşmüştür.

Mustafa Özbek'i tanımayan olabilir.

Yaman bir sendikacıdır.

Metal İşçilerinin başkanı... Başbuğ Türkeş'in sadık militanı... Üye ödentilerinin hangi sosyal ve siyasal alanlara yatırılacağı konusunda uzman... Hoffa tipi sağ sendikacılığın Türkiye versiyonunun en bıçkınıdır.

Türk Metal ondan, o Türk Metal'den sorulur.  

Bir ayağı iktidarın bir kanadında, bir ayağı saray özentisi Ankara tesislerini, etkinliklerine parasız verdiği için medya garibanlarının gönlünde bir yiğittir.

KKTC başkanı Rauf Denktaş'ı tanımayan yok !..

Kıbrıs ondan, o Kıbrıs'tan sorulur.

Son kırk yılın en medyatik devlet adamlarından biri.

Bunların bir araya gelmesi bile haber değeri taşır.

Elbette bütün medya oradadır.

Konuk ödülünü, Türk-İş başkanı Bayram Meral'in refakatinde almaya gelir.

Ve salonun kapısına adımını atar atmaz, olanlar şaşırtıcıdır.

Yılların deneyimi sayın Denktaş'ın istifini bozdurmaz. Ama başta medya, seyredenlerin gözleri faltaşı gibi açılır.

Sanki içeri yılın devlet adamı değil, ünlü bir manken-oyuncu-şarkıcı-dansöz-sanatçı (!) girmiş... İmam nikâhlı eşi mafya babası... Ya da iki günlük yeni sevgilisi cemile yapmaktadır.

Her halde anladınız.

Kapının sövesinden gül yaprakları yağmaktadır.

Sayın Denktaş saçlarına sıkışan.. Ceketine, kravatına, pantolon paçalarına yapışan yapraklara aldırmadan kürsüye çıkar. Her devlet adamı gibi kendi gündemi... Kıbrıs'taki son gelişmeleri anlatır.   

Söz sırası refaketçisi Bayram Meral'e gelir.

Dedim... Diyorum... Galiba daha çok diyeceğim.

Sağ sendikacılar işçi önderliğinden başka herşey olabilir.

Bir bakarsınız mafya babasıdır... Bir bakarsınız Hükümet camisi önünde kör dilenci... Olmadı dedi-kodu imalâtçısı... Onu da tutturamazsa kralın soytarısı.

Her dramdan komedi çıkarmanın üstâdı medyamız, ödül törenini defalarca gösterdi. Bana inanmayan, gördüğüne inansın.

Büyük sendikacı, gül yaprağına bulanmış bir biçimde, kürsüye geldi.

Seyirci-dinleyici Kıbrıs karmaşasının emekçilere yüklediği sorun ve edimleri öğrenme umuduyla alkışı... Medya uygun lâf yakalamak amacıyla düğmelere bastı.

Ve Bayram Meral aldı sazı eline; Salkım Hanımın Taneleri'ni mi dersiniz, nanelerini mi, çok su götürür pilâvın pirincini ayıklamaya durdu.

Seyirci-dinleyiciler suskun !..

Yırtıcı medya şallak mallak !..

Herkes gözlerini dikti. Hayret ve teaccüple izlemeye başladı.

Ülkenin bütün büyük alanlarını lâfla doldurma üstâdı.. Üretimden gelen gücü çekme çığırtkanı üst-başına dökülen gül yaprağının hakkını vermek için mi ? Daha bir ay önce görüştüğü bakana anlattığını, kendine anlatılmış gibi aktararak Hükümeti... Cumhurbaşkanına yakınışını, o, yakınmış havasıyla devleti birbirine düşürmenin keyfi mi ? Yoksa kendi işini beceremeyenin, başka işlere bulaşma akıldaneliği mi bilinmez, vücut çalımlarını sesinin tonuna uydurarak, üstündeki yaprakları döke saça sanat üzerine bir nutuk attı ki, evlere şenlik.

Sendikacılarımızın okur-yazarlığından hep kuşku duymuş... Hele sağcılarının ya mafya babası, ya dedi-kodu kumkuması ya da entrika ustası olacağını sanmıştım.

Yanılmışım !..

Aralarında salt okumakla kalmayıp, eleştirecek yetkinliğe erenler de varmış !..

Haydi hayırlısı !..

Artık değerlendirme size ait. 

Devlet adamlarıyla, sendikacılara da gül döküldüğüne göre, ya toptan dansöze kestik !.. Ya ciddi törenlerde, ciddi sanat eleştirisi yapıldığına göre okuma, öğrenme, ve yargılamada yeni bir evreye girdik.

Benim gönlüm ikinci varsayımı diliyor !..

Ya sizinki ?

 

 











 
sayfa başına dön