|
Türkiye
Adım Adım GATS'a...
Gaye YILMAZ
GATS'ın alt yapısı altyapı adım
adım tamamlanıyor: Türk Hükümeti üniversitelerle ilgili bir yasa tasarısı
hazırladı.
Meclisten geçirildikten sonra uygulamaya konulacak
olan Yasa Tasarısından bazı önemli alıntılara göre:
Ön lisans ve yüksek lisans programlarına kayıtlı
öğrenciler cari hizmet giderlerinin yarısını geçmemek üzere katkı payı
ödemekle yükümlü olacaklar. Cari hizmet giderleri ise yıllık olarak fakültelerin
özelliklerine göre belirlenecek.
Ödeme güçlüğü içinde oldukları tespit edilen
öğrencilere istekleri halinde katkı payı kredisi ve/veya öğrenim kredisi
verilecek. Bu krediler her üniversitenin işletme hesabından dağıtılacak
ve yine bu hesaptan takip edilecek. Kredi için başvuran her öğrencinin
vergi numarası alması bir zorunluluk. Bu öğrenciler borç veya kefalet senedi
imzalamak zorunda. Borçlu öğrenciler krediyi yıllık toptan eşya fiyat endeksine
göre hesaplanacak faizle birlikte işletmeye(üniversiteye) ödemek zorundalar.
Söz konusu işletme(üniversite) bir takim görevlerini
devredebilmek , borçlularin hesaplarini takip etmek ve/veya onlardan para
toplamak üzere özel bir banka veya finans kurumuyla anlaşabilir.
Ön lisans ve yüksek lisans programlarını normal
süre içinde tamamlayamayan öğrenciler, birinci yıl için 50%, ikinci yıl
için 100% fazlasıyla katkı payı ödemek zorundalar.(Bu şart içinde hastalık,
kaza ya da ailevi sorunlar ile ilgili hiçbir istisna tanımlanmıyor.)
Yabancı öğrenciler için katkı payları eğitim
sektöründeki uluslar arası rekabete göre belirlenecek.
Her hangi bir öğrenim yılı için katkı payı ödemeyen
öğrencilerin yeni kayıtları ve kayıt yenilemeleri yapılmayacak.
*İşletme hesabının tanımı ve kriterleri:
Her üniversite ve ileri teknoloji enstitüsünde
bir işletme hesabi açilacak. Işletme hesabinin gelir kaynaklari:
a) Üniversite bütçesinden aktarılacak ödenekler,
b) Üniversitenin her türlü fiziki olanak, tesis,
araç-gereç, insan gücü ve bilgi birikiminin değerlendirilmesi sonucunda
(satmak ve kiralamak) yaratılacak kaynaklar,
c) Üniversiteye ait taşinir ve taşinmaz mallarin
satilmasindan, kiralanmasindan ve işletilmesinden elde edilecek gelirler,
d) Kredi faizleri dahil mezun öğrencilerin geri
ödemeleri,
e) Öğrencilerden alınacak katkı payları,
f) Araştirma projeleri ve kadrolari için yapilacak
bagişlar,
g) Gerçek ve tüzel kişilerden, kurum ve kuruluşlardan
yapilacak bagişlar,
h) Diğer gelirler.
*İşletme hesabından yapılacak giderler:
a) Eğitim-öğretim, araştırma, sınavlar ve Üniversite
Yönetimi Kurulunun uygun göreceği her türlü inşaat giderleri için gereken
hizmet ve teçhizat alımlarının maliyeti,
b) Ulusal ve uluslararası çerçevede yürütülen
kapsamlı ve çok ortaklı araştırma-geliştirme projeleri dahil, bilimsel
ve teknolojik araştırma-geliştirme faaliyetlerinin, ulusal ve uluslar arası
toplantılara katılımın, teknopark ve benzeri işletmelerin kurulmasıyla
ilgili maliyetler,
c) Öğrencilerin barınma, beslenme, sağlık, eğitim,
kültürel ve spor etkinlikleri için yapılacak harcamalar,
d) Üniversitede part-time olarak istihdam edilecek
öğrencilere ödenecek ücretler,
e) İşletme kadrolarının tam veya kısmi zamanlı
olarak istihdam edilmesi için yapılacak ödemeler
Sağlık hizmetleri dışında, araştırma-geliştirme,
teknik danışmanlık, kısa süreli dersler ve konferanslar gibi üniversitede
verilecek hizmetlerin maliyetleri serbest piyasa ekonomisinin koşullarına,
uluslar arası eğitim piyasasının fiyat düzeylerine ve üniversitenin rekabet
gücüne göre belirlenecek ve uygulanacak.
Üniversitede yarı zamanlı olarak istihdam edilecek
öğrenciler sadece çalışma kanunundaki sağlık ve sosyal güvenlik düzenlemelerinden
yararlanabilecekler. Kanundaki diğer şartlar onlara uygulanmayacak. Yarı
zamanlı işçiler(öğrenciler) için belirlenen azami çalışma saati bir ayda
100 saatle sınırlı olacak. Saat başına en yüksek ücret Çalışma ve sosyal
Güvenlik Bakanlığınca duyurulan asgari saat ücretinin 3 katı ile sınırlı
tutulacak.
Eğer her hangi bir araştırmanın tüm maliyeti
gerçek ve tüzel kişilerin bağışlarından karşılanıyorsa, bu araştırma için
üniversite dışından profesörler alınabilecek.
Bu yeni tasarıya göre, devlet üniversiteleri
de özel üniversitelere eş koşullarda (katkı payı ile sınırlı değil) dışarıdan
paralı öğrenci kabul etmeye başlayabilecek. Dışarıdan alınacak öğrenciler
için minimum öğrenci ücreti miktarı, söz konusu üniversitenin özelliklerine
belirlenecek, ama, yukarıda bahsedilen devamlı öğrencilerden alınan katkı
payının 3 katından az olmayacak.
Bu yasa, geçtikten sonra devlet üniversitelerine
kaydolan bütün öğrenciler için uygulanacak.
1 Ocak 2002'de her üniversitede bir işletme
hesabi açilacak ve önceki kurum hesabindaki tüm ödenmemiş borçlar bu hesaba
devredilecek.
Bu yasa 1 Ocak 2002'de uygulamaya konulacak.
MAI VE KÜRESELLEŞME KARŞITI ÇALIŞMA GRUBUNUN
YASAYLA ILGILI KISA YORUMU
Türkiye'de şu an karma bir üniversite-egitim
sistemi var. Ama son 10 yilda özel okullarin sayisi çarpici bir şekilde
artti. Diger yandan genel olarak egitim ve üniversite egitimi için ulusal
bütçeden ayrilan ödenekler yildan yila azaltilirken, özel okullar için
ayrilan ödenekler ve düşük faizle verilen krediler hizla artiyor. Özel
üniversiteler vakif üniversiteleri olarak adlandirilmişti. Bu adlandirmayla
beraber özel üniversiteler devlet politikalari araciligi ile büyük miktarlarda
borç ve bagiş alma hakkina sahip oldu. Ama bütün saldirilara ragmen özel
okul ögrencilerinin toplam üniversite ögrencilerinin sayisina orani hala
%4 gibi küçük miktarda. GATS'a bagli olarak hazirlanan ve yukarida bazi
alintilariyla özetlenmeye çalişilan yasanin yürülüge girmesiyle birlikte
belki devlet üniversitelerinin şu anki durumu oldugu gibi devam edecek,
ama, üniversitelerin(şirketlerin), ögrencilerin(müşterilerin), ve hocalarin(saticilarin)
statüsü degişecegi kesin.
Türkiye'de 2001'de meydana gelen ekonomik krizden
kaynaklı genel ekonomik görünüme bakacak olursak, IMF reçetelerini uygulayan
Hükümet öğretmenler dahil tüm kamu çalışanlarının sayısını azaltma konusunda
oldukça kararlı. Bu bağlamda 150.000 kamu çalışanının 2002'de
emekliliğe sevk edilmesi düşünülüyor. Bu, kamu çalışanlarının sayısının
gereksiz biçimde fazla olduğu anlamına gelmiyor: Tersine bu sayı, nüfusu
Türkiye'den çok az olan pek çok Avrupa ülkesindeki kamu çalışanı sayısından
daha az.
Ama bu yeni tasarıya bakıldığında bu garip karar
kolaylıkla anlaşılabiliyor. Görülüyor ki kamusal kurumlar geleneksel
istihdam ilişkileri sistemini terk edecek ve faaliyetlerini post-fordist
üretim yönünde değiştirecektir. Bu yasa tasarısına göre, üniversiteler
belli işler için yarı zamanlı ve geçici personel, hoca ve hatta öğrenci
istihdam edebilecekler. Bu a-tipik çalışanların sosyal hak ve kazançları
çok sınırlı olacak. Dahası eğitimin yanında üniversiteler dışarıdan hoca
alarak, araştırma ve geliştirme faaliyetleri yürütebilecek. Böylelikle
bilim tamamen para veren kişilere ve anonim şirketlere dayalı olacak. Bu
sponsorlar kendi kapitalist ideolojilerine uygun bilimsel çalışmaları ve
araştırmaları, üniversitelerden isteyebilecekler. Ve bir çok öğrenci de
bu çalışmaların sonuçlarının bilimsel olduğuna inanacak. Devlet üniversitelerinin
binaları, arazileri, ve taşınmaz malları öğrencilerin yararına ve onların
eğitimi için kullanılmak yerine, büyük ihtimalle Nike, City Bank, Lee Cooper
gibi ünlü uluslar arası şirketlere kiralanacak.
Devamlı öğrenciler çok yüksek öğrenim ücreti
ödeyen diğer öğrencilerle beraber okuyacak ve bu iki grup arasındaki çok
farklı yaşam standartları, zengin öğrencileri devamlı öğrencilerin gözünde
bir idol haline getirecek.
Üniversitelere bağış yapan anonim şirketler
genel eğitim sistemine ve hocalara müdahale etme hakkına sahip olacak.
Varsayın ki Toyota Co. Bir devlet üniversitesine 10 milyon dolar bağışta
bulundu ve üniversite yönetim kuruluna hocaların ve ders programının listesini
ToyotaCo. Yönetimi ile birlikte hazırlamayı önerdi. Büyük ihtimalle Toyota
Şirketi, kendi bünyesindeki satış, pazarlama ve kalite yöneticilerini üniversiteye
hoca olarak atayacak. Dolayısıyla gençler mezun olduklarında hiç sorgulamadan
şirketlerin tezlerini savunmak ve onlar için çalışmaya hazır olacaklar.
Eğitimin ticarileştirilmesi sadece ekonomik
değil aynı zamanda ideolojik bir mesele. Üniversite gençlerin politikleşmesinde
önemli bir aşama. Ama bundan sonra, işçilerin ve çalışanların çocuklarının
büyük çoğunluğu yüksek masraflar nedeniyle üniversite eğitimi alma şansından
yoksun kalacaklar. Dahası paralı eğitim daha yüksek oranda sömürü yoluyla
reel ücretlerde çarpıcı bir düşüş anlamına geliyor. Parasız eğitimden paralı
eğitime geçiş, gelirlerde -beslenme, barınma, sağlık, ulaşım harcamaları
ve vergiler aynı kalsa bile(eğer artmazsa)- ücretli emeğin harcamalarında
artışa neden olacak. Bu artan harcama özel okullar veya ticarileştirilmiş
devlet okulları yoluyla dolaylı ya da dolaysız olarak sermayeye gidecek.
Dolayısı ile bunun sadece bir öğrenci sorunu olarak değil, sosyo-ekonomik
bir problem olarak algılanması ve buna uygun mücadele dinamiklerinin örülmesi
gerekmektedir. .
|
|
NEDİR
BU
KÜRESELLEŞME?
HİÇ
DÜŞÜNDÜNÜZ
MÜ?
YAZIN
!
|
|
|
|
|