Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 

ÇİMDİK

 

Mükremin'e Makreme

 Bir elimde köhne valiz,                   Skeç yazdım, oyun yazdım,

Diğerinde hayallerim,                      Küçük insan, ayna buldu,                                     

Ve cebimde bir diploma,                 Baktı baktı da kendine,

Anadolu'nun ucundan,                    Kahkahalara boğuldu,

Ortasına çıktım yola.                       Sivrisinek sazlar çala.

 

Ne yoksulluk sona erdi,                   Bir tutuldum, bir tutundum

Ne eğitim tamamlandı,                    Varoşlar bende yüceldi,

Bütün alttakiler gibi,                        Şiir yazdım, film çektim,

Aklım fikrim sola kaydı,                  Alkış aldım, maden buldum,

Dünya bize hazır ola.                       Bulamayanlar, bunala.

 

Ne yazık ki, olmuyordu,           Hayallerim gerçekleşti,

Soldan daha sola geçtim,          Hem gencim, hem çok ünlüyüm,

Artık marksist, leninisttim,       Hem de en üst düzeyden

İlerici, devrimciydim,               Pek çok dostla övünçlüyüm,

Selâm verdim sağa, sola.          Kıskandınsa, çatla, patla.

 

Ankara'da çıkış yoktu,                 Ben büyüdüm, çok büyüdüm,

İstanbul'da kanal çoktu,               Tuttuğum altın oluyor,

Ceplerimde kelimeler,                  Her yaptığım bir efsane,

Ve gönlümde hayallerle,              Siz çok yaşayın yoksullar,

Koştum geldim İstanbul'a.           Varlığınız hep buluna.

 

Dünya kenti bir âlemdi,              Artık şimdi çok zenginim,

Yoksulları benden yoksul,          Çok keyifli, çok mutluyum,

Varsılların bütün derdi,                Akıl çoktan başa geldi,                            

Gece gündüz eğlenmekti,            Solcu molcu da değilim,

Heyamola, heyamola.                  Sadece ilericiyim.

                                                      

Varsıla hiç dokunmadım,             

Ne tanırdım, ne bilirdim,            

Yoksulları ele aldım,                   

Onlar benim kahramanım,          

Ben kahramandım onlara.

Efendi ve Kâhyaları

 

Amerika'yı dünyanın efendisi sayanlar gözünüz aydın !..

Dünya petrol tekelinin küçük ortaklarının etkili yayın organları,

Fransız le Monde'la İngiliz Independent mâlûmu ilân eylediler.

Efendi dehşetli bir komplo düzenlemişti.

Afganistan'da yaşanan, trajediyi, terörizm ya da Taliban'a karşı bir uygarlık savaşı gibi göstermiş... Bütün dünyayı yanına aldıktan... Ve Taliban'ı çökerttikten sonra, Asya petrollerinin Hint Okyanusuna akıtılma manivelasına çevirivermişti.

Tanrı büyüktü !..

Ama emperyalizmin tanrısı daha büyüktü !..

Şimdiki başkanıyla yardımcısı Texaco'nun ortağıydı. Amerika'-nın Afganistan özel temsilcisi ile Afganistan'ın şimdiki yöneticisi aynı şirketin danışmanı.

Şirket daha önce Taliban'la anlaşmış. Ama anlaştığı yönetime güven duymadığından projeyi askıya almıştı. 11 Eylül sonrası, gerekli güveni sağlayınca, hayallerini gerçekleştirme fırsatı doğmuş... Artık Amerika'nın Asya'da yerleşmesi için bütün kapılar açılmıştı.

Asya'nın sahipleri... Haydi küçüklerin kıymet-i harbiyesi yok, diyelim. Büyükleri, Çin... Hindistan... Rusya... Bu komplo karşısında, ağızları açık ayran budalaları gibi seyirciydiler.

Afganistan, Pakistan yoluyla akacak petrolün pazarı belliydi. İlk petrol ülkelerinden olan Endonezya... Avusturalya... Yeni Zelanda ve yıllardır Çin'in en büyük müşterisi konumundaki Japonya.

Asya'nın sözkonusu bölümü henüz özel mülkiyetle tanışmadı.

Yerin altındakilerle, göğün üstündekiler tanrı ya da kamunun. Kamu deyince de, bütün insanlığın malı.

Çin'le Rusya da o malın en büyük üreticileri. 

Pazarlarının elden çıkışına razıysalar, kime ne ?

Ha siz, İngiliz ve Fransızlarla birlikte, Amerika tanrıdır.

Ol dediği olur, öl dediği ölür, işte öldü ve oldu.

Atlantik ve Pasifik ötesinden malına sahip çıktı. İnsanlığın beşte üçünü oluşturan, Çin, Hindistan ve Rusya da, gıkını çıkaramadı, çıkaramaz diyorsunuz.

Aman ne güzel !..

Asya'da ne çok oyun olduğunu bilmiyorsunuz.

Öyleyse biraz sabredin. Öğreneceksiniz.

Şıkıdım Şıkıdım

 Yol kıyısına çalı dikildi.

Hükümet bankalara, destek çıkacak yasayı Meclis'ten geçirdi. Cumhurbaşkanı da onaylarsa, paraların ucu görüldü.

Hazine bankalara para aktaracak. Bankalar işadamlarına... Onlar da artık ceplerine mi... İşletmelerine mi... İşçilerine mi... Borçlarına mı aktarır bilen beri gelsin.

Önemli olan paranın dolaşması.

Profesör Neumark Marks'tan yola çıkarak bir dolaşım tablosu izler. Üretime girebilen 10 liranın, 24 saat sonra büyüye büyüye kaç bin liraya ulaştığını görenin gözü faltaşı gibi açılır.

Mubarek tam bir con ahmedin devr-i daim makinasıdır.

Ama bunun şartı vardır. 10 lira, üretim-tüketim ilişkilerinde dolaşacaktır. Tefe, tüfe ilişkilerine girdi mi, noksan akçeye dönüşmesi kaçınılmaz. Doğrusu bilmeyenin yaşayarak öğrendiğidir.

Elbette öğrenebiliyorsa.

Milliyet'in Ayıbı

 10 Ocak çalışan gazeteciler bayramıydı.

Çıkışında Milliyet'in... İlk Genel Yayaın Yönetmeni Abdi İpekçi'nin katkısı pek çoktu.

10 Ocakta bütün gazeteci örgütlerinin çağrısıyla bir yürüyüş... Bir panel yapılarak o günün önem ve anlamı konuşuldu.

Ertesi gün hemen hemen her gazete çoklukla katılmadığı o toplantıları, küçük büyük haber yaptı.

Milliyet 11 Ocak sayfalarına, çıplak kızları nasıl yatıracağını düşünmekten gazetecilik anlam ve önemini unutmuş olmalı.

Tek satır bile koymadı.

Bilmemeyiz Milliyet'i çıkaranlar, eski Milliyet'in etkisini neden yakalayamadıklarını bu olayın ışığında düşünebilirler mi ?

 Aklı Sonradan Başına Gelenler

 Taner Akçam'ın, romantik sosyalist Can Dündar'la söyleşisini okudunuz mu ? Okumadınızsa Milliyet'te bulun okuyun.

Enfes bir günah çıkartma örneğiyle karşılaşacaksınız.

Sokrates boşuna, "gençlere diyalektiği öğretmeyin," demiyor.

"Öyle kötü kullanırlar ki, sonunda kendileri de pişman olur."

Ve pişman olanlar, daha başında anlamadıkları sosyalizmi, katolik kilisesinde papaz sanıyorlar.

Ne diyelim, Tanrı günahlarını bağışlasın !..

Bizim şu kadar tesbih çek, bu kadar tövbe duası oku diyecek yetkimiz de, etkimiz de yok nasılsa.  



 
sayfa başına dön