SAREM'e
Selâm
Erol Toy
Sivilleri
de içeren bir Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi kurulacağını
duyduğumda ne kadar sevinmiştim !..
Bir
adım daha atacak... Fikir ve düşüncelerimize... Dolayı-sıyla
kendimize güvenimiz biraz daha artacak... Gelişme yolun-da biraz
daha hızlanacaktık.
Musibetler,
en değerli nasihatlerden daha geçerlidir.
Faiz,
döviz, borsa açmazında bunalmak, devletle topluma yatırım, üretim
ve tasarrufu... Yâni azbiraz ekonomi-politik öğ-retmiş...
Deprem, sel, kar gibi doğal âfetler bilimle tanıştırmıştı.
Şimdi
bu eğitim ve tanışıklık daha da geliştirilecekti.
Boru
mu ?
Düşünce
üretim merkezini Genelkurmay kuruyor.
Fiziksel
özrü yoksa, ayırımsız her yurttaşın sorum ve ödev yüklendiği
ulusal kalkınma ve savunma konseptinde ayırımsız her düşünce
açıklanacak, tartışılacak, değerlendirilecek ve bilim süzgecinde
elenerek uygulanacaktı.
Bu
ülke ve insanımız için büyük bir kazanımdı.
Çünkü
girişim asker kaynaklıydı.
Ve
madem ki sivillere açıktı, " vatan hizmetindeki " yüküm
eşitliği, düşünce üretimine de yayılacak... Ne kadar aykırı
olursa olsun, her düşünce saygı görecek... Fikrini açıklayan
en az silâh altındaki asker kadar yurtsever sayılacaktı.
Gelin
de düşlerinizin bağını çözmeyin.
Genelkurmay'dan
Silâhlı Kuvvetlerin tüm birimlerine... Güvenlik merkezlerinden uç
karakollara yayılan bu anlayış, iç barışın bütün kırık çıkığını
çok kısa bir zamanda onarıverirdi.
Düşünce
köstekleri çözülmüş insanımız, birbirini kıracağı-na ; Türkiye'nin
geleceği.. Devlet ve toplumun gelişmesi.. Ulusal gereksinimler.. Bölgesel
dengeler.. Küresel birikimler.. Evrensel değerler... Yeni Dünya Düzenine
katkılar üzerine fikirler üretir.
Bölgesinde
kendi dışında yazılan senaryolara ucuz dublör lükten kurtulma
yolunu bulur. Çağdaş uygarlık düzeyini aşma yönünde binbir
dayatmayla itilip kakılmaktan kurtulur. O güven ve açık
fikirlilik, yasak kafalıların tümüne, doğrunun sav ve karşı-savdan
oluştuğunu öğretirdi.
Bunun
sonuçlarını düşünebiliyor musunuz ?
Fikir
ve düşünce bileşiminden kaynaklanan paylaşım ada-leti
toplumsal gelişmeyi öyle hızlandırır ki, ekonomi-politik
biliminin yadsıdığı karma-ekonomi modeli, dünya refahının örneği
olur. Düşmanlık kalkarsa, dayatmalar, hizmet yarışına döner.
Haksızlık, yolsuzluk, tükenmez de, adaletsizlik azalır.
Çünkü
her zaman âlemi kör, herkesi sersem sanan çıkar.
Hammurabi
4 bin yıl önce hırsızın elini kesiyordu. Taliban düne kadar...
Suudlarsa bugün de kesiyor. Bana bir şey olmaz diyen de hırsızlığı
sürdürüyor.
Ama
azalır ve yıllar içinde hayal gerçeğe dönüşür.
İnanmayan
aklını şöyle bir çalkalasın.
İngiliz
lordlarının "üstünde güneş batmayan imparatorlu-ğu..."
Amerikan kutsal ailelerinin "Yeni Dünya Düzenini," bu tür
düşünce kulüplerinde oluşturdukları... Ve sonra da "
cebren ya da hileyle, " bütün dünyaya dayattıkları
unutulur mu ?
Unutulmazsa,
benim sevinç ve umutlarım bağışlanır.
Ve
geçen salı karargâhta düzenlenen görkemli bir tören... Ve seçkin
çağrılılar aracılığıyla düşünce yaşamımıza merhaba
diyen (SAREM)'e gönül dolusu
hoş geldi, sefalar getirdi, denir.
İyi
ya !.. Daha ne ?
Bas
alkışını, al bahşişini mi buyurdunuz ?
Heyhat
!.. Bende o şans ne gezer ?
Kuruluşu
coşkuyla karşılanan... İlerde seçkin kuruluşların seçkin yöneticileri...
Seçkin stratejist ve bilimcilerin katılımıyla genişlemek üzere
şimdilik az sayıda asker, 57 gönüllü bilim insanımızdan oluşan
"think-tang" kulübü, son kırk yılın etkili, yetkili
ve ne yazık ki sorumsuz elit koalisyonunun yeni bir adla yeniden
ortaya çıkışından başka bir şey değildi.
Kanıt
mı ?
Buyrun,
kendi ifadeleri ;
"
İç politika konularına girmeden. Ancak, irticai ve bölücü
faaliyetleri ilgi alanında tutarak," fikir cimnastiği
yapacak.
Ve
galiba ilk seanslarında; Ekonomisiz iktisat. Sermayesiz ticaret.
Politikasız siyaset. Bilimsiz bilgiçlik. Ve yumurtasız omletin
nasıl yapılacağını keşfe çalışacak.
Neden
mi ?
Bir
ülke iç politikasının sacayağını birlik, ilerleme ve bölüşümün oluşturduğunu bilmemek de öğrenmemek de ayıp.
Siz
sacayağının iki bacağını politikasızlaştırırsanız, üçüncüsü
hepsini yüklenir. Ve seçtiğiniz devlet sanatçılarıyla birlikte
; " Yolsuzluğun mutlaka kökü kazınmalı. Yoksa Türkiye'nin
ayakları üzerinde durması mümkün değil. Artık toplum da bilinçlendi.
Bunlara göz yumanları affetmiyecektir, " diye koro kurarsınız.
Ama
hiçbir işe yaramaz.
Çünkü
neredeyse kırk yıldır karşıt fikirle tartışmaktan... Yâni
demokrasiden yoksun Memedin, bu kafayla gideceği as-kerden, kırk yıl
sonra da aynı teskereyi... Yâni bunalım ve yoksullaşmayı
alacağına herkes kalıbını basar.
|