|
|
Dönek mi,
Çönek mi?
Erol Toy
Besbelli entel takımının ağzı boş kaldı.
Baksanıza yeniden çiğnenmiş sakızı gevmeye başladı.
O da ne mi ?
Şu !..
Bir zamanlar nasıl balta kesmez solcuymuş da !.. Herşeyi nasıl siyah ve beyaz olarak görürmüş de !.. Öteki renleri, nasıl görmezden gelir !.. Özellikle griyi nasıl tu kaka edermiş de !.. Aklı başına nasıl gelmiş !..
Solda kazanç olmadığını... Solcuların bütün hesaplarının kaybetmek üzerine kurulduğunu nasıl anlamış!. Aklı başına gelince, griyi nasıl, pardon gerçeği görmüş !.
Lâf !..
Gençler dönekleri de, bu sözde özeleştirileri de yeni sanmasın.
Sol ve sağ ayırımı belirginleşeli... Yâni bir toplum sınıflaşmaya başlayıp da, yan tutmak kaçınılmaz hale geleli modaydı.
Yâni feodallerin kanı bitlenip köleciliğe.. Burjuvaların iktidar hevesi feodalle-re.. Emekçiler sınıflaşıp burjuvalara karşı savaşım vermeye başladığı zamandan beri.. Rüzgâr gülü gibi dönebilenlerin sıkıştıkça çiğnedikleri sakızdır.
Nedeni kendi anlatılarında açıklanır.
Aslında bambaşka bir kimlik ve kişilikle yoğrulmuştur.
Diyelim varsıl çocuğudur.
Geleceğin karmanyolasına adaydır.
Haksızlığı ticaret ve rekabet zorunluluğu.. Yolsuzluğu büyüyüp gelişme kuramı Adaletsizliği doğa yasası göstermek amacıyla yetiştirilmektedir.
Ama içinde bulunduğu ortam gereği bambaşka bir moda anaforuna düşmüştür.
Fiyaka yapacak.. İtibar görecek.. Saygı devşirecektir.
Bulunduğu ortamda solcu kesilir !..
Kolejlidir, dil bilir. Arkadaşlarının adını bilmediği harmanlardan, bilgi devşirir. Tezgâhı çok renkli ve çeşitlidir. Kısa zamanda, gözü açılmadık sığırcık yavrularının gagalarını balla doldurur. Adam ayartmanın yollarını öğrenmeye başlar.
Diyelim ortahalli bir ailenin çocuğudur.
Devlet okullarında okumuş... Ana-babanın dişinden tırnağından artırdığıyla üste çıkmış. Ama hayallerini dizginleyemediğinden, kimliğini solculukta bulmuştur.
Ve diyelim yoksuldur.
Parasız yatılı okumuş. Parlak sonuçlarla ilerleme yazgısı her türden hevesini kursağına gömmüştür. Bilinci değil, kini solcudur.
Kendisiyle barışıp kinden arınabilirse, sınıfıyla bütünleşir.
Başaramazsa hava ve yol durumuna bağlanır.
Ama o gençlik günlerinde, ülkenin koşulları... Dış ve iç dünyanın çekici masal-ları... Toplumun hayalleri, başlarının kavak yelinde püfür püfür esmektedir.
Eylemlerinin de, söylemlerinin de sol, hem de kimlik ve kişiliklerine yaraşır ölçüde keskin sol olmasından doğalı var mı ?
Ne kadar ?
İşte orasını sorumluluklarla, fırsatlar belirler.
Kiminin sınıfsal konumu, mirasını eline verir... Zenginler kulübünün üyeliğiyle donanır. Kiminin burnunu kazancın kokusu sızlatır. Evvel zaman içinde ben de yük-sek uçardım, masalına sarılır. Kimi düzenin basamaklarını tırmandıkça, renk ve zevk-lerin ayrımını görür, kini alttakilere döner.
Ve hepsi de, çürümüş sakızın tadı üzerine ahkâm kesmeye başlar.
Neymiş efendim, solcularda yeni fikir üretimi yokmuş !..
Olmadığı için de, bütün hesapları kaybetme üzerineymiş !..
Bu nedenle o... Ve elbette benzeri akıllı, zeki ve kazancın yolunu bilen eski solcular... Halâ binâ okuyan avanakları terkeyleyip saf değiştirmiş... Varlığı dağlarla yarışan ama, aklı vurgun, soygun ve yolsuzluk tezgâhından başkasına ermeyen özel çıkar kâbelerinde tavafa başlamışlar.
Hay aklınızla bin yaşayın !..
Yeriniz, durum ve konumunuz safınıza helâl-i hoş olsun !..
Size sözümüz bu kadar.
Ama aynı evrenin içinde olup da kafası karışacaklar, şunu akıllarında tutsun.
Safların adam gibi ayrışıp kendisi için sınıfların kesinleşmediği her evrede bu sakızı çiğneyen çoktur. Çünkü onlar başından beri, güç ve kazanç peşindedirler. Bir yerde onu görür, öyle olurlar... Bir yer gelir tu kaka !.. Öteki saftadırlar.
İyi de, solun defterinde, kayıp ya da kazanç diye bir hâne yoktur ki !..
Gelir dağılımında dengesizlik... Sınıflar arasında uçurum... Kişisel ayırımlar... Yâni haksızlık, eşitsizlik, adaletsizlikle soygun, vurgun ve yolsuzluk derinleştikçe saflar ayrışır. Egemen sınıf ya da kitlenin düzeltmesi fırsatı kaçmıştır.
Güneşin bütün renklerini... Egemenliğin bütün zevklerini tatma ustası dönekler hangi papaza, ne kadar günah çıkartırsa çıkartsın... Bundan ne kadar, ve neyin kazancını elde ederse etsin, solun ivmesi gün günden artar.
İnsanoğlunun sonsuza dek haksızlığa katlanacağını kim söylemiş ?
|
|
|