Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


Amip Sendromu


Erol Toy 

Türkiye sağının gözü aydın !..
Solu bunca deneyim.. Birikim.. Emek.. Acı.. Uğraş.. Çaba ve gereksinime karşın halâ demokrasinin " tahammül mülkü " olduğunu keşfedememiş.
Oysa niteliği tartışılsa da, düzenliliği tartışılmaz seçimlerin yapıldığı ülkede, iktidarın yolu tek.
Oyların yarıdan bir fazlasını almak.
Seçim yerelse yerelde, genelse genelde.
Yâni seçmen 400'se 201'ini... 40 milyonsa, 20 milyon 1'ini.
Yoksa niyetiniz ne olursa olsun, değişim ve dönüşüm için toplumsal destekten yoksun kalır. Uyum ve uzlaşıyla istediğini yapmakla övünen 57. Koalisyon Hükümeti kıvancına erersiniz.
Bilmem bu ana kuralda anlaşabildik mi ?
Anlaştıksa, biraz daha açalım.
Seçmenin yarıdan 1 fazlasının oyunu alacak bir toplumsal inandırıcılık, salt kendine güven.. Kitlesinin bilimsel yetenek ve üstünlüğüne inanç... Karşıt hatalarından yararlanma... Ya da halkın çok kolay kandırılacağı varsayımıyla sağlanamaz.
Yatağında bütün dereleri toplayamayan ırmağın, uzunluğu ve genişliği ne olursa olsun işlevi yoktur. 
Ya yol olur, gelen geçer... Ya sel olur duranı sürükler. 
İktidar çürümesinin kotardığı darbe... Toplumsal koşul ve gereksinimlerin dayattığı devrim, yerinde bulunan... Zamanında davranan bir avuç zekâ ya da deha erbabına egemenlik fırsatı verebilir. Yeri ve zamanıysa, sezip davranana helâl-i hoş olsun.
Yok konumuz demokrasi ve seçimse, her siyasal akım, önce ırmak, sonra göl ve derya olmanın koşullarına katlanacak. Toplumun yarısından çoğuna, refah ve mutluluğun ancak kendi düşüncesini egemen kılmakla mümkün olacağına inandıracaktır 
Birkaç bin ya da yüzbin kişiyi barındıramayanlar düşünün.. Ve bir defada yanıtlayın !..
Milyonlara inandırmak kolay mı ?
Orada hiçbir bilgiçliğe... Hiçbir tafraya... Hiçbir tatavaya ve bireysel yiğitlik, üstünlük ya da klik egemenliğine yer yok. 
Toplum deryasında damla olmadan, onu ne değiştirmek ne dönüştürmek mümkün.
Elbet her Türkiye solcusunun kendine özgü fikir, düşünce, görüş ve yargısı olacaktır. 
Sağ inanç üzerine, sol bilim üzerine kurulur. 
İnanç kesinleşmiş doğrudan (!..) Bilimse kuşkudan doğar. 
Öyle olunca da kesinleşmiş doğru çevresinde kümeleşme ne kadar kolaysa, kuşku pınarlarını aynı ırmağa akıtmak o kadar zordur.
İzleme özverisinde bulunanlar tanığımdır.
Baştan beri solun renk ve tonunu tartışmaktan..." Fikir kulüplerinin" iki seçim hüsranına karşın, bir türlü gelişememesini eleştirerek yara kaşımaktan özen ve dikkatle kaçındım.
Sen de kim oluyorsun, diyen yaşasın !..
Her seçimde 1 oyu olan yurttaş, yanıtı yeter mi ?
Yeterse sürdürelim.
O yenilgilerin her birine, bin mazeret bulmak mümkündü.
12 Eylül tozumuzu atmıştı. Her zerre bir yere dağılmıştı. Her kişi ve uzlaştığı kitle kendini yeniden üretmek zorundaydı. Hazırlıksız yakalanmıştık. Cephanemiz yetersizdi.
Ama şu son dört yıl hamle zamanını getirmişti. 
Yarım yüzyıllık sağ egemenliğin ürettiği güncel açmaz ve sıkıntılar, sol söylemin de, eylemin de, birleşme dışında pek çok fırsatını bir araya getirmişti. Bu kendi açılarından haklı olarak kiminin hevesini kamçılamış. Kiminin hayallerini genişletmiş... Kiminin burnunu kıl alınmaz ölçüde büyütmüştü. 
Nasılsa erenlerin hakkı üçtü.
Ve nasılsa en geç 2003'te seçim vardı. 
Eğer seçmen gerçeği solun düş ve umutlarıyla buluşursa.. Bunu en iyi becerenin çevresinde birleşir.. Nasılsa en az biri alır başını gider. Yâni kulüp olmaktan çıkıp siyasal partiye dönüşür. Yatağı genişler... Çığırı uzar... Çekim odağı haline gelir. Üçüncü serbest seçimde de eli hamur karnı aç kalan bütün düşünce pınarlarının toplandığı ırmak olurdu.
Şunun şurasında seçime iki yıldan az vardı. 
Heyhat, yanıldım !..
İş oraya varmadan ÖDP çatladı.
Sağla merkez solun gözü aydın !..
Gerçek sol henüz kulüple, parti ayırımının farkında değil.





 
sayfa başına dön