Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 



Bor ABD İçin Hazırlanıyor

Sultan Özer 

IMF ve Dünya Bankası'nın emrettiği bütün yasaları çıkaran hükümetin gündeminde şimdi Bor var. Eti Holding bünyesinde işletilen ve 2840 sayılı Maden Yasası ile de sadece devlet eliyle işletilmesi sınırı getirilen bor, ilaç sanayinden uzay teknolojisine, enerjiden temizliğe, camdan, fotoğrafçılığa, elektronik sanayinden savunma sanayine kadar yüzlerce alanda temel girdi maddesi olarak kullanılıyor. Bu nedenle, başta ABD olmak üzere emperyalist ülkelerin iştahını kabartan bor'un üzerinde oynanan oyunlar da bitmiyor. 

Hükümet, ABD'nin emriyle bor üzerinde gizli pazarlıkları sürdürüyor. 
"Bor tuzları, trona ve asfaltit madenleri ile nükleer enerji hammaddelerinin işletilmesi, linyit ve demir sahalarının bazılarının iadesini düzenleyen 2840 sayılı kanunun 2'inci maddesinin değiştirilmesine dair kanun" başlığı altında düzenlenen, yürürlük ve yürütme maddeleri dışında tek maddeden ibaret taslak, bor'u devlet eliyle işletilecek madenler kapsamından çıkarıyor. Taslağın gerekçesinde, "Bor'un stratejik madde olarak kabul edilmesi günümüzde mümkün değildir" denilerek, bor üzerinde dönen hesaplar da ortaya dökülüyor. 

2840 sayılı yasanın 2'inci maddesinin yorumu nedeniyle Eti Holdin'in, bor cevheri ile ilgili olarak, pazarlama ve tesis kurup işletmede bir tüccar gibi davranmadığı, bunun da payı artıramadığı öne sürülen gerekçede, bu maddenin değiştirilmesi gerektiği savunuldu. Yasanın çıkmasıyla Eti Holding'in sahip olduğu bor ruhsatlarının 3213 sayılı maden kanunu hükümlerine göre işletileceği, böylelikle Eti Holding'in yeni ortaklıklar kuracağı anlatıldı. 

'İşletme hakkı devredilsin'
2840 sayılı Maden Kanunu'nda yapılacak değişiklikle bor'un devlet eliyle işletilmesi zorunluluğu ortadan kalkacak, üretiminden pazarlamasına, tesis kurup işletmesine kadar tüm işlemleri başta uluslararası tekeller olmak üzere özel sektöre açılmış olacak. 3213 sayılı yasa ile de bor arama ve üretim faaliyetleri, diğer madenlerde olduğu gibi rödövans sistemiyle (işletme hakkı) özel sektöre sunulacak. Bor da diğer madenler gibi stratejik olmaktan çıkarılacak ki, rödövans hakkını alan işletmelerin, bor madeni yok edilene kadar bırakmayacakları da bir gerçek. 

TOBB tarafından 2991 yılında hazırlanan bir rapor da bor'un, ABD'li tekellerin iştahını niçin kabarttığını ortaya koydu. Türkiye'nin yılda 700 bin ton civarında bor cevheri ihraç ederek, 150 milyon dolar, 300 bin ton rafine bor ihraç ederek de 100 milyon dolar elde ettiği belirtilen raporda, işletilmiş halde ihraç edilen bor'un daha fazla gelir sağladığına işaret edildi. Dünyada en büyük bor rezervinin, yüzde 63.1 ile Türkiye'de olmasına karşın, dünya bor ticaretindeki payın yüzde 22 olduğunun vurgulandığı raporda, ABD'nin bor cevherini rafine ürünlere dönüştürdükten sonra ihraç ettiği için de yılda 600-700 milyon dolar ile bor pazar payının yüzde 67'sini elinde tuttuğu dile getirildi. Türkiye'nin bordaki en büyük rakibinin ABD'li US Boraks şirketi olduğunun gizlenmeye çalışıldığı raporda, Türkiye'nin pazar payını artırması için bor'un devlet eliyle işletilmesine son verilmesi istendi. 

Raporda, 2840 sayılı yasanın 2'inci maddesinde, taslakta da öngörüldüğü gibi bir değişikliğin yapılması savunularak, o zaman Eti Holding A.Ş.'nin yerli ve yabancı şirketlerle her türlü işbirliğine gitmesi istendi. Raporda, "Devletin bor madeni ve bor türevleri üretiminde tam yetkili olmasından artık vazgeçilmelidir" denilirken, Çayeli Bakır İşletmeleri'nin 49 yıllığına rödövans sistemiyle verilmesi örnek gösterilerek, benzer uygulamanın bor için yapılması önerildi. 

Bor'un özelleştirilmesine karşı çıkışıyla medyanın da hedefi olan Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel'in, İstanbul Bağımsız Milletvekili Azmi Ateş'in soru önergesine verdiği cevap da emperyalist ülkelerin iştahını kabartan bor gerçeğini ortaya koydu. Gürel'in yanıtında dünya görünür bor rezervinin 363 milyon ton Bor Oksit, dünya muhtemel bor rezervinin de 420 milyon ton Bor Oksit olduğu dile getirildi. Dünyadaki önemli bor yataklarının Türkiye, Rusya ve ABD'de olduğu gerçeğini dile getiren Gürel, rezerv ömrü en yüksek olan ülkenin de Türkiye olduğunun altını çizdi. Dünyadaki toplam 885 milyon ton olan bor rezervinin yüzde 63.6'sının Türkiye'de, yüzde 11'inin Rusya'da, yüzde 9'unun da ABD'de olduğu gerçeği dikkate alındığında, ABD'li tekellerin bor üzerindeki dayatmalarını ortaya koydu. 

Gürel, "Türkiye Bor Oksit bazında dünya tüketiminin yaklaşık 400-450 bin mtonunun karşılamaktadır. Bu rakam küçümsenebilecek bir rakam olmayıp, kurumumuzun yaklaşık 25 yıllık bor üretimi geçmişi içinde yaptıkları, az gelişmiş bir ülke olan Türkiye'nin dünyanın süper gücü konumundaki ve bor üretimi konusunda 150 yıla yakın bir deneyimi olan ABD'ye karşı kazanmış olduğu önemli bir başarıdır" dedi. 

 
sayfa başına dön