Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


Örnek Olay: Türkiye 

Öztin AKGÜÇ 


Türkiye, bir zamanlar, bağımsızlık savaşı, devrimleri, halkevleri, Köy Enstitüleri, Sümerbank, Etibank gibi kamu iktisadi teşebbüsleri uygulamaları ile incelemelerde, araştırmalarda örnek olay oluştururken; günümüzde ne yazık ki yaşadığı ekonomik bunalımlarla incelemelere konu oluyor. Dünya finans pazarlarında Arjantin ile karşılaştırmalı olarak belki moda deyimle en zayıf halkayı oluşturuyor. 

1930'larda ekonomide kalkış (take off) aşamasına girmiş olan Türkiye, 2000'li yılların başında niçin bunalımlı, IMF'nin denetiminde finans pazarlarında kredi değerliliği düşük, ekonomik krizden kurtulup kurtulamayacağı tartışılan bir ülke konumuna düştü? Örnek olay olarak ele alınıp bu göreceli düşüşün nedenleri, iç ve dış dinamiklerin etkileri ile birlikte araştırılmalı, incelenmelidir. 

Saygınlığı yüksek, onurlu, kendine özgüveni olan Türkiye, günümüzde onur kırıcı biçimde, hangi amaca dönük olduğu pek anlaşılmayan nedenlerle ABD'den destek bekliyor, IMF'ye el açıyor, AB temsilcilerinin eleştiri sınırlarını aşan aşağılayıcı davranışları ile karşı karşıya kalıyor, çoğu zaman da sineye çekiyor. 

Türkiye göz korkutmalara boyun eğiyor. Sayın milletvekilleri, IMF, Dünya Bankası, AB istekleri doğrultusunda yasa çıkarmayı marifet sanıyorlar, içlerine sindirebiliyorlar, bunun ezikliğini duymuyorlar ama; TC vatandaşlarının en azından bir bölümü buna tepki duyuyor. 57. hükümet, ''alternatifimiz yok'' diye seçimden sürekli kaçıyor. Demokratik bir düzen içinde sandıkta, yalakalar ne yazarsa yazsın, bu yapılanların hesabı kesinlikle sorulacaktır. İzlenen politikaların, ortada dolaşan politikacıların, liderlerin sandıkta reddi, oylarımızla tasfiyeleri, Türkiye için umuda dönüşün bir başlangıcı olabilir. 
Bazı çıkar çevreleri, IMF politikalarının kabulü, ABD'ye boyun eğme, AB'nin isteklerinin yerine getirilmesi konusunda korku salıyorlar. ''Uçuruma yuvarlanırız, iflas ederiz, yalnız kalırız'' özetle başımıza kötü şeyler gelebileceğini ya açıkça yazıyorlar, söylüyorlar, en azından ima ediyorlar. Açıkça şantaj, göz korkutma yapıyorlar. ''Yasalar çıkmazsa, yasalar onaylanmazsa, özelleştirme yapılmazsa, ödünler verilmezse krediler kesilir, batarız'' baskısı yapıyorlar. 

IMF kredileri kesilirse, bazı çevreler, bazı bankalar, borca batık medya, bunların yüksek ücretli yorumcuları, kalemşorları zarar görür. Geniş kitlelerin zararı ya olmaz ya da çok sınırlı olur. Türkiye, boyunduruktan, göz korkutmalardan kurtulur. Türkiye'de kişi başına gelir, resmi rakamları vereyim, 2000 yılında dahi 3.095 USD iken, 2001 yılında 2.261 USD'ye gerilemiştir. Buna karşı kişi başına iç ve dış borç yükü 2.896 USD'ye yükselmiştir. Geniş kitlelerin refah düzeyi sürekli düşüyor, yoksulluk sınırının altında ya da yoksulluk sınırında yaşıyor, işsizlik oranı, gizli işsizler, geçici iş bulabilenler dahil en az yüzde 20.0'ye yükselmiş durumda. IMF kredilerinin geniş kitlelere ne yararı oldu ki, kesilirse zararı dokunsun. IMF'nin neye ve kimlere hizmet ettiğinin artık bilincine varalım. 
Bazen gereksiz biçimde böbürleniyor, övünüyor, bazen de gereksiz korkulara kapılıyoruz. Biz ülke olarak, toplum olarak, ne büyük bir gücüz, ne de şunun bunun göz korkutmalarına boyun eğecek kadar güçsüzüz. 

Atatürkçü, çağdaş, uygar, aydın geçinen, aslında bu niteliklerden yoksun kişi ve çevrelere Mustafa Kemal 'in Nutuk'undan alıntı yaparak doğru ve gerçekleri anımsatmak isterim. 
''Esas, Türk milletinin haysiyetli, onurlu olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla sağlanabilir. Ne kadar zengin ve refah içinde olursa olsun bağımsızlıktan yoksun bir ulusa, uygar insanlık uşaklıktan üstün bir nitelik yakıştırmaz. 
Yabancı bir devletin koruma ve kayırmasını kabul etmek, insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü, miskinliği benimsetmekten başka bir şey değildir. Gerçekten bu aşağılık duruma düşmemiş olanların isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine hiç olasılık yoktur. 

Halbuki Türk'ün değeri ve onuru ve yeteneği çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet tutsak yaşayacaksa yok olsun daha iyidir. 
Bundan ötürü, ya bağımsızlık ya ölüm!'' 
İçimizde özgürlük, bağımsızlık ateşi yanıyorsa, onurlu yaşamayı bir ülke olarak benimsemişsek çekinilecek, korkulacak bir şey yoktur. Onurlu yoksulluk, bağımsızlık, Mustafa Kemal'in bize öğütlediği gibi, onursuz bir zenginliğe, refaha yeğlenmelidir. Uşaklık, bir avuç dolar için el açmak bize yakışmaz, IMF'nin, ABD'nin, AB'nin göz korkutmalarına boyun eğmek, bizler özgür, bağımsız yaşayalım diye ölümü göze alanların kemiklerini sızlatır. 
Cumhuriyet'ten alınmıştır.

 
sayfa başına dön