|
|
ÇİMDİK
Parti ve Turşu
İkar kesilmek varken, Dedal olmak zor.
Bilgin olacak.. Becerin olacak. Daha da önemlisi, sabrın olacak. Hem işini yapacak... Hem kaz tüyüyle, balmumu toplayacak. Onları birleştirip kanat haline getireceksin. Oğlunla birlikte gökyüzüne kanat çırpacaksın. O seni dinlemeyip, Güneşi fethe çıkacak. Ve yükseldikçe, balmumu eriyip, denize çakılacak.
Güneşi fethetmek kolay değil.
Toplum çoğunluğunun güvenini kazanmak kolay mı ?
Salt hayalle kanat çırpan İkar'ın sonu, mitolojinin başından beri aklı olana bin dersle eşdeğer. Ama mitolojinin başından beri de, hayalsiz insan insan sayılmıyor.
Marifet hayali gerçekle buluşturabilmekte.
Bunun birinci koşulu da, uçanın kanadını tanımasında.
Güneşe tırmanan, balmumuyla yola çıkmayacak.
Toplumu fethe kalkışan, ömrüyle güven sağlayacak.
Bunları nereden mi çıkardık ?
Bakın çevrenize, 6'sı Mecliste 40'a yakın partimiz var. Henüz bunların hiç biri toplumsal çoğunluğun desteğini almış değil.
Son günlerde ortam pek sıcak. Nerdeyse her şafakta 4-5 parti kuruluyor. Ama her gurupta ya yozuyor, ya bozuluyor.
Ne denir ?
Madem mitolojiyle girdik, onunla sürdürelim.
Tekkeciliğimiz yeni değil.
Biz diyelim 5 bin, siz deyin 10 bin yıllık gelenek.
Hiç birimiz yanılmayız.
Şöyle altını biraz deşsek, Şamanizmin uçlarına dayanıveririz.
Hani o sara nöbetine, pardon transa geçer de, doldurulmuş kaza binip, dokuz kat gökyüzüne çıkarak Ülgen'le konuşur ya !..
İşte o hesap, her kendini ermiş sanan uçmaya sıvanıyor.
Hem de Müslüman ama, dini sadece Diyanet İşleri Başkanlığına bırakmış(!) çağdaş ve Anayasasına göre demokratik hukuk devletinde.
Şaman da, İkar da uçuyorsa, hayal sahibi neylesin ?
Uçaçacak !..
Ah bir de uçuracak birkaç mürit buluverse !..
Parti kurmakla turşu kurmak ne güzel ayrılırdı.
Yağ Satarım, Bal Satarım
Yağ satarım, bal satarım... Ustam öldü ben satarım.
İşadamıdır adım... Sanayici soyadım. Etiketi olanı alırım. Fiatını bulanı satarım. Dün ak derim, yatarım... Bugün kara kalkarım.
Yağ satarım, bal satarım.
IMF'le Dünya Bankası... Bir de acentesi olduğum patron hoşnut değilse işaret eder. Bu hükümet gitmeli, diye bar bar bağırırım. Sonra hükümet gider onlarla anlaşır. İşaretin rengi değişir.
Zaman zemin bilmem ben. İşarete bakarım.
Üç ay önce gitsin dediğim hükümete hulûs çakarım.
Yağ satarım... Bal satarım... Ustam öldü ben satarım.
Benim adım büyüktür. Param saymakla bitmez. Bush Başbakanı göklere çıkardı. IMF yerlere koyamadı. Dünya Bankası kanadına kanat taktı. Hükümet yasa, onlar kredi çıkaracak. Elbet cukka da bize kalacak. Umudun sınırı yok. Sana da yeter... Bana da yeter.
Bu Hükümet iyidir. Bu Hükümet harika !..
Yağ satarım, bal satarım... Ustam öldü, ben satarım.
Ama o da ne ?
Yasalar çıkmamakta... Sinamekiler cukkayı vermemekte.
Bu Hükümet çok kötü. Tümüyle değişmeli.
Yağ satarım... Bal satarım. Ustam öldü, ben satarım.
Ama ondan pahalıya satarım.
Hoşgeldin Chomsky
Safalar getirdin.
Türkçe yayıncın Fatih Taş'ın yazdığın kitap nedeniyle DGM'de yargılanmasına katılmak üzere 13 Şubat'ta İstanbul'a gelecekmişsin.
Hoş gelip safalar getirirsin.
Sen ABD yurttaşısın. Hem ABD, hem İngiliz üniversitelerinde ders veriyor... Çağdaş düşünceye eleştirel yaklaşan kitaplar yazıyorsun
Eleştiren, eleştirilir.
Bunu çok iyi bilirsin. Yazdığına göre, dünyanın pek çok yer ve bölgesini de bilmektesin.
Öyleyse, eleştiri nitelik ve nicelikleri hakkında da bilgin vardır.
Özellikle Türkiye söz konusuysa, o bilgileri bir daha gözden geçirmeye koşulusun. Sizin oralarda her hangibir fikir ya da düşünce, genellikle üniversite kürsülerinde... Kitap, dergi, gazete sayfalarıyla ekran ya da açık oturumlarda eleştirilir.
Çelebim o sizin yoğurt yiyişiniz. Bizde usûl başkadır.
Her hangibir fikir, düşünce ya da sanat ürünü konusunda bizim eleştirmenler dut yemiş bülbül kesilir. Ama ilâmaşaallah savcılarımız değme eleştirmene taş çıkartacak ölçüde, sanat kuramcısı... Fikir tartıcısı... Düşünce avcısıdır.
Hemen dosyayı düzenler, önce yasağı bastırtır. Ardından davayı açar. Görüşlerini bir de, yasaların önünde savunmanı sağlar.
Şimdi sen, davaya katılmak üzere geliyorsun.
Üstelik test edeceğim, Diyarbakır'a gideceğim, diyorsun.
Pek de iyi ediyorsun.
Gel, gitmeye kalk da, bir iyice test et.
Türkiye herşeye karşın hukuk devletidir. Mahkemeye gitmek serbest... Olağanüstü Hal Bölgesine girmek izne bağlıdır.
İzin almadan gitmeye kalkışma. Kendini Amerika'ya kalkan ilk uçakta bulursun. İzin alarak gidersen, Diyarbakır'ın İstanbul'dan çok farklı olmadığına inandırılırsın.
Bilmeyiz anlatabildik mi ?
Anlatamadıksa, 13 Şubat'tan sonra yine görüşürüz.
Dolar Düşüyor
Sevinmek bize haram !..
Kaderimiz döğünmek.
Düne kadar dolar çıkıyor diye döğünüyorduk.
Mevcut değerlerimiz yarıdan fazla erimiş.. Büyük patronlarımız yarı yarıya fukaralaşmış... Varlıklarımız yarı değerine düştüğü için kapanın elinde kalacak diye karalar bağlıyorduk.
Sanki bizim dolar bazında eriyen değerlerimiz vardı.
Dünden beri plak değişti.
Şimdi dolar düşüyor diye döğünüyoruz.
Paramız değerleniyor. Varlığımız görece artıyor... İşler yavaştan açılıyordu. Ama, dolar yüksekken alınan girdiler, kârı düşürüyordu.
Sanki sanayide, girdi bir kez alınıyor.
Dolar ucuzken aldığı girdiyle, pahalıyken sattığı çıktının yüzde 150 kârı cebe... Tersinden edilen yüzde 25 zararın ağıtı bize.
Aman ne güzel !..
Dedik ya, sevinmek bize haram.
Kaderimiz döğünmek.
Döğün yoksulum döğün. Bakarsın çıkar öğün.
Bahçeli'ye Aferin
MHP lideri sayın Bahçeli, besbelli iyi stratejist.
Başbuğu'nun yüzde 8,5'tan yukarıya çıkaramadığı oy gücünü, yüzde 20'ye taşıması yetmedi. Şimdi de bir yandan iktidar ortaklığının sinir savaşına dayanıyor. Dilerseniz buna eli mahkûm, başka seçeneği yok diyebilirsiniz. Bir yandan, rakiplerini denetliyor.
Son zamanlarda Ecevit'le DSP'sinin sağlamlaştığını görüyor olmalı. Çok ilginç bir taktik geliştiriyor.
Kendisinden bile önce Ülkücü pek kişiyle arasını soğutuyor. Kendi müjdeleridir. Bunların çoğu da ne hikmetse, soluğu CHP'nde alıyor. Hem de bu işin başını Mustafa Özbek gibi usta (!)... Resul Akay gibi acemi sendikacılar... Serik Belediye Başkanı benzeri kemikleşmiş militanlar çekiyor.
Sayın Bahçeli'yle pişmanlık duyanların teşhisi doğru.
Yereldeki gücünden ötürü, DSP'yi budayabilecek tek merkez sol parti CHP. Biraz gayrete gelir de, canlı ve heyecanlı bir muhalefet yaparsa, yüzde 10 barajı aşamasa bile, merkez solu epeyce budar.
MHP de, budanmadan merkez sağa sahip çıkabilirse, seçimden birinci parti olarak çıkar.
Bunun için de, rakibinin rakibini desteklemek en kolay yoldur.
Fransız aşırı sağının temsilcisi Le Penn, yıllar yılıdır Fransız sosyalistlerince neden desteklenir, dersiniz ?
|
|
|