|
|
|
Yayın
Yönetmeni'nden
Kapitalizmin küresel saldırısında Türkiye , her gün artan baskıları yaşıyor.DTÖ'
Nün kararlarına uygun yasaları teker teker çıkartıldığı halde, borç para vermeyi
Geciktirmek için Cumhurbaşkanını TBMM'ye geri yolladığı üç yasa maddesiniBahane yapıyorlar.
Amaçları, kafa yapıları hukukla guguku birbirinden ayırt edemeyen Amerikancofil'lerin eline koz vermek. Nitekim, orkestra şefi Derviş'in işaretiyle koro harekete geçti. Medyanın gülleri profları, uzmanlar teker teker boy gösterip Cumhurbaşkanı'nı suçluyorlar.
DTÖ'ne uyum yasaları konusunda bir gelişme bizleri çok sevindirdi. Bu güne değin, anlı şanlı bilim insanları, sol politikacılar hep "IMF'nin dayattığı" "Dünya Bankası'nın dayattığı" şeklinde yazarlardı uyum yasalarını. Hiçbiri DTÖ'den söz etmez. Round denilen toplantıları orada alınan karaları anlatmazlar, varsa yoksa IMF ya da Dünya Bankası diye yazarlar. Cahilliklerinden olmasa gerek, başka bir nedeni ya da nedenleri olmalı. İşin bilim insanları yanı böyleyken işçi sendikalarının da, uzman düzeyinde olsa bile, DTÖ ve Round'lar biliniyor, ve Türkiye'de olup bitenler gerçek rayına oturtuluyor.
Bu sayımızda DİSK Genel İş Sendikası uzmanlarının Türkiye değerlendirmesini okuyacaksınız.
Eyvah, Türkiye'yi AB'ye almayacaklar...
Etekler fena halde tutuştu. Gecenin bir saatinde AB ülkelerini Büyükelçileri Başbakana uyum yasalarını çıkartırken dikkatli olmasını söylemişler. O da konuyu liderler zirvesinde bir kere daha gözden geçirileceğini söylemiş.
Gürültü Türk Ceza Yasası'nın 159. ve 312. maddelerinde AB'ye uyum için yapılan yeni düzenlemelerden çıkıyor.
Fikret İlkiz arkadaşımız, konuyu hukuk açısından inceledi; Bu sayımızda var.
Konunun asıl önemli yanı bizce farklı. AB'ye girmekle Türkiye'nin demokratikleşeceğine inanan, savunan "Demokrat aydın" lar olup biteni doğru değerlendirebiliyorlar mı acaba? Hiçbir mücadele yapılmadan el yordamıyla demokrasi bu kadar olur. DSP, MHP, ANAP, DYP, AKP, SP ile AB'ye böyle girilir. AB'de Büyükelçileri kanalıyla fırça çeker...
2002 yılında Türkiye Cumhuriyetinde miyiz, yoksa 1910 yılında Osmanlı İmparatorluğunda mı?
|
|
|