Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


Ulusal Tekellerde Sona doğru... Uluslar Üstü Tekeller  Devri

Abdullah AYSU

 Türkiye yeni bir döneme girdi. Ulusal tekeller sona erdirildi. Üst Kurullar oluşturuldu. Uluslar üstü tekeller devri başladı...

Bu üst kurullar aracılığıyla artık, uluslar üstü tekeller tarım sektörünün politikalarını belirleyip, neden engellemeye çalışıyorlar? Ne ü??  ne şekerpancarı, ne arpa (içkinin hammaddesi) ne de  TEKEL’ in fabrikaları ve kilometrekarelerle ifade edilen arsalarından Çıkarılan TEKEL Yasa’ sı ise sektörün tamamını ilgilendiriyor.  Bu bütünlükte ele alıp konuşmamamız-değerlendirmemiz  gerekmez mi?...

Boş veeer!...Türkiye’nin en önemli tekeli olan TEKEL’ ini almak için uluslar üstü tekeller sırada bekliyorlarmış, ne gam!...

 

Tütün – İçki ve TEKEL

 

Geçtiğimiz haftanın ikinci yarısından itibaren 57.Hükümet tütünün son kez  taban fiyatını açıkladı. Hükümet, taban fiyatlarını maliyetlerinin altında belirlemesinde ki  istikrarını sürdürdü. Taban fiyatının geçen yıla göre artışı yüzde 35,üretim girdilerindeki artış yüzde 100-150 olarak gerçekleşmişti. Hükümet,taban fiyatını açıklarken enflasyondaki hedefin esas alındığını belirtti.

 Hedef önümüzdeki varmamız gereken menzil değil midir? Açıklanan fiyat geçen yıl yetiştirilmiş olan tütün içindi. Yani, geçen yıl bu tütün yetiştirilmişti. Şimdi artık satılıyordu. Önümüzdeki yılın enflasyon hedefleri ile alakası nedir?

 Bunları konuşmak doğru mu şimdi canım!...  Bak bakanlar arasında yine kayıkçı dövüşü var...

30 Ocak 2002 Gazete başlıklarından bazıları;

Tütüne ölüm fermanı- Tütün Yasasının IMF için önemi belli oldu. Bakan,Tekel’in yabancılara satılacağını açıkladı.- Kavgalı Bakanlar kurulu v.s

Ve Özelleştirmeden sorumlu Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu’nun basın açıklaması:

TEKEL’in Türkiye’nin en güçlü mali imkana ve finansmana sahip kuruluşu olduğunu ifade eden Karakoyunlu,bundan dolayı çok sayıda yabancı tütün şirketinin kurumu almak için sırada beklediğini vurguladı. “Böyle bir kuruluşun,özelleştirme aşamasında ellerinde imkan bulunanlara cazip gelmesi çok doğaldır.” dedi.

Evet,Sayın Karakoyunlu TEKEL güçlü bir kuruluştur! Doğru! Kurumu almak için şimdi değil, taa Reji dönemini sona erdiren Atatürk’ten bu yana şirketler sırada idiler.  Hep fırsat kolluyorlardı. Buyurduğunuz gibi özelleştirme aşamasında ellerinde imkan bulunanlara cazip gelmesi çok doğaldır. Ama; özelleştirme kararını sizler (57.Hükümet) alarak ellerine imkanı vermiyor musunuz?  Onların parasal imkanları zaten hep vardı. Avlarını bekliyorlardı. Üstelik sanki iktidarınız bu değeri kazanmış- üretmiş de şimdi satıyorsunuz. Sattığınız,üreticilerin ve çalışanların akıttığı alın terinin sonucunda oluşmuş, ülkenin büyük bir değeridir. Sizler ne yapıyorsunuz TEKEL’i daha da geliştireceğinize,önce borçlan(dırıl)ıyorsunuz, sonra da  satıyorsunuz. Bu başarınız değil, iflasınızdır. İster kamuyu küçültüyoruz deyin,ister devlet sigara ve içki mi üretecek deyin... Mızrak çuvala sığmıyor. Neyse ki zarar ediyor,istihdam fazlalığı var demiyorsunuz. Çünkü özelleştirmeci piriniz bunları da diyordu . Siz müridi olarak geldiniz yatsı oldu diyerek hiç değilse bu konuda mumu söndürdünüz.

Şimdi ulusal TEKEL’i satıyorsunuz,yerini uluslar üstü tekellere bırakıyorsunuz. Başka bir deyişle; ulusal tekelleri , uluslar üstü tekeller için , mal varlığı,çalışanı, üreticisi, ve tüketicisi ile  feda ediyorsunuz.

Yabancılara neleri verdiğinizi,bizlerin (üreticiler-tüketiciler-çalışanlar) neleri kaybettiğimizi bir kez daha rakamlarla verelim dilerseniz. Siz zaten biliyorsunuz, halk da bir kez daha bilsin. Ne dersiniz? Nasıl olsa ileride tarih savaş ile kazanılanların savaşsız nasıl verildiğini yazacak.

 

 RAKAMLARLA TEKEL

Bu rakamlardan amaçlanan yarar-zarar karşılaştırmasının yapılabil­mesidir.

Gayrisafi hasıla                                                              

1.850.000.000USD (1997)

İhracatta                                                                          

1. sırada

Çalışan sayısında                                                             

1. sırada

Net aktiflerde                                                                     

2. sırada

Brüt katma değerde                                                          

2. sırada

Üretimden satışlarda                                                          

3. sırada

Satış hasılatında                                                                 

4. sırada

Öz sermayede                                                                      

5. sırada

Net bilanço karında                                                          

13. sırada

Yaptığı Kar (1997)                                                          

397 trilyon TL

Dış satımı   (1996)

63.7 trilyon TL

Çalışan sayısı                                                                   

27.811

Gayri Safi Ulusal Gelire katma değer olarak katkısı (1996)

190 trilyon

Gayri safi ulusal gelir içindeki payı                                 

% 3

500 büyük firma sıralamasında                                       

3. sırada

Hazinenin topladığı toplam vergi ve fon gelirleri içerisindeki payı

% 5

Türkiye’deki tüm işadamlarının milli gelir içindeki vergi oranı

% 1.5

Toplam vergi ve fonlar içinde 1999 yılındaki payı

% 5,2

Tahakkuk ettirilen vergi ve fonların payı (1999)

1.027.000.000.000

Tahakkuk ettirilen vergi ve fonların payı (2000)

1.745.000.000.000

2000 yılı karı

70.000.000.000.000

2000 yılı içinde fazladan ürettiği değer

100.000.000.000.000

1999 yılı itibariyle toplam tarımsal ürün ihracatı içinde payı

% 5

Bünyesinde 25 Yaprak Tütün İşletme Müdürlüğü, 8 Sigara Fabri­kası, 28 alkollü içki üreten fabrika ve imalathane, 80 başmüdür­lük, 20 tuz işletmesi bulunmaktadır.

-ZARAR ETMEK YOK!

-YÜKSEK MALİYETLİ ÇALIŞMA YOK!

-İSTİHDAM FAZLALIĞI YOK!

-SADECE HURDALIKLARININ SATILMASI DURUMUNDA,YENİ BİR FABRİKA

KURMYA YETERLİ OLABİLECEKTİR.

Kaynak: Tekgıda-İş Sendikası Tekel Raporundan derlenmiştir, 2001.

 

-Tekel o kadar güçlü bir kuruluş, o kadar zengin bir kurum ki, halen ülke çapında kilometre kare ile ifade edilen arazi ve arsanın, yüz hatta binlerle ifade edilebilecek bina, fabrika, ma­kine ve techizatın sahibi olduğu gibi, trilyonlarla bedellendirilen, ülke çapında her yerde satışa amade iki yüzü aşkın ürün çeşidi imal eden, pazarlayabilen dev bir kuruluştur. Yalnızca hurdalıklarının değerlendirilmesi dahi bir fabrikanın kurulmasına yeter.

-Tekel, o kadar güçlü bir kuruluş ki, Best Kağızman Tuz gibi şirketlerin kurtarılmasına anında kaynak bulabilmekte, zirai ürünlerin destekleme alımlarına destek sağlayabilmektedir.

-Tekel, o kadar güçlü bir kuruluş ki, 1999 fiyatları ile Gayri Safi Milli Hasıla içindeki payı yüzde 3, toplam vergi ve fonlar içinde 1999 yılındaki payı yüzde 5.2, tarımsal ürün ihracatı içe­risindeki payı ise yüzde 5 olmuştur.

-Tekel, o denli güçlü bir kuruluş ki, içki ve sigara gibi tüm dünyada tüketicilerin toptan alışveriş alışkanlığı bulunmayan bir çok malın, her gün ülkenin dört bir yanında aksamadan pazara sunulmasını başarıyla sürdürebilmektedir.

-Tekel, o kadar güçlü bir kuruluştur ki, 2001 mali yılı Bütçe kanununda Maliye Bakanlığı için ayrılan bütçenin yüzde 22.3’ünü, Milli Savunma Bakanlığı 2001 bütçesinin yüzde 42’sini karşılayacak kadar bir fon yaratmıştır. Sağlık Bakanlığı Bütçesinin yüzde 64 fazlasını, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı bütçelerinin top­lamı olan 1 katrilyon 831 trilyon lira fon yaratabilmektedir.

İktidarlar bu denli güçlü kuruluşun yönetimini demokratik­leştirerek, üreticilerin yönetimine terk etmek yerine “reform!” adı altında özelleştirmeye kalkmaktadırlar. Unutulmamalıdır ki, siyasal iktidarlar tercihlerini yaparken öncelikle, ulusal çıkarlar ve toplumsal koşullar doğrultusunda hareket etmek zorundadır­lar. En azından yaptıkları yemin bunu gerektirmektedir.

Devlet rakı üretmesin, devlet sigara üretmesin diyorlar. Bu görüşün kendi görüşleri olmadığını kendileri gibi dünya alem de bilmektedir. Bunu söyler ve yaparken dışardan empoze edilen (IMF, WB vd.), yani, kökü dışarıda olan politikaların uygulayı­cısı durumuna düşmektedirler.

Bu denli güçlü bir kuruluşu yabancılara peşkeş çekmek ve rejinin yeniden gelmesi için çaba sarf etmekten ne farkı vardır acaba? Madem rakı ve sigara üretmek istemiyorlarsa özelleş­tirmesinler de. Tekelin yönetimini  demokratikleştirerek özerk­leştirsinler ve Tekel’i tütün üreticilerine ve çalışanlarına bırak­sınlar onlar üretsin. Hükümetler, böylece aslında kafa üstü dikili olan bu kuruluşu ayaklarının üzerine dikerek işe başlayabilirler.

Örneğin; Tütün üreticisinin kuracağı demokratik bir koope­ratife ya da başka bir örgüte TEKEL’i, devrederek, üreticilerin yöneteceği kooperatife/örgüte, üretimden pazarlamaya kadar  geçen evrelerdeki  üretici, teknik eleman, işçi, tezgahtar v.d. arasında yaratılan “artı değer”in pay edilmesi,yeniden üretimin planlanması demokratik olarak düzenlenecek ve böylece kafa üstü dikili olan bu kurum ayaklarının üstüne dikilmiş olacaktır. Böylelikle; TSKB’lerinin sahip oldukları sanayilerinin birlikle­rinden ayırmanın ne kadar yanlış olduğu TEKEL pratiğiyle öğ­renilmiş olur. ‘Tarımda Yapılanma’ üreticilerin tütününü sata­rak aradan çıkarılması ile değil, üreticileri üretimden pazarla­maya kadar olan sürecinin ortaya çıkardığı “artı değer”in nasıl değerlendirileceğine karar verme hakkına  sahip kılabilmekle olur.

 

Tekel özelleştirildiğinde;

Ülke ekonomisi zarar görecektir:

-Tekel devlet için altın yumurtlayan tavuk olduğundan ye­rine koyacağımız başkaca bir gelir kaynağı olmadığından satışı halinde devlet zarar edeceğinden,

-Pazarda serbest rekabet değil, tartışmasız bir yabancı tekel­leşmesi olacağından,

- Sigara üretimi ve pazarlama  inisiyatifi yabancı şirketler geçeceğinden,

-Bu kuruluşların özelleştirilmesi milli ekonomiye bir katkı sağlamayacağından özelleştirilecek fabrikalarda üretilecek siga­raların satışından sağlanacak karın tamamının yurtta kalması yerine, hisseleri oranındaki bölümün yabancı tekeller ortak tara­fından yurt dışına transfer edilecek olmasından, Devletin bu ku­ruluşlardan sağladığı karı yabancı tekel olan şirketlere terk et­mesi yada onlarla bölüşmesi için haklı sayılabilecek hiçbir ne­den olmadığından,

-Kar eden TEKEL’i de üste vermiş olacağımızdan; kısaca yukarıda saydığımız  bütün bu nedenlerden ötürü özelleştirmeye yurttaş olarak karşı  olmalıyız, üretici olarak karşı olmalıyız, çalışan olarak karşı olmalıyız.

 Cumhuriyetten sonra Türkiye ihracatında tütünün önemli bir yeri oldu. Türkiye’de hükümetler ülke içinde yabancı harmanlı sigaraların satış ve üretimine olanak sağladıktan sonra ihracat­çısı olduğu tütünde de ithalatçı konuma gelmiştir. Türkiye 1980 yılında tütün ithal etmeyip, 284,5 milyon dolarlık ihracat geliri sağlamakta iken, 1999 yılına gelindiğinde 300 milyon dolara yakın tütün ithal etmiş ve 469,6 milyon dolarlık tütün ihraç et­miştir. 1990 yılında 3.279 ton yaprak tütün ithal ederken, 2000 yılında (geçici veri) 62.500 ton yaprak tütün ithal etmiştir. (Kaynak:U.S.D.A)

 

Toprak ve doğa zarar görecektir:

Şark tütünü daha az verimli ve meyilli arazilerde yetişiyor. Onun yetiştiği yerde çiftçinin başka ürün ikame etmesi mümkün değil. Bu arazilerde ekim yapılamayacağından yağmur ve rüz­gar erozyonu ile toprak tabakası kaybolacak, verimli topraklar akacak, verimsiz kaya tabakaları kalacak. Doğa tahrip olacak. 250 bin hektar toprak çölleşecek, üretim dışı kalacaktır.

 

Üreticiler mağdur edilecektir:

Destekleme alımları kaldırılarak tütün üreticileri yabancı ululaşırı sigara şirketlerin insafına terk ediliyor. Şark tütünü daha az verimli ve meyilli arazilerde yetişiyor. Onun yetiştiği yerde çiftçinin başka ürün ikame etmesi mümkün değil. Ekici tütün piyasasının kontrolü yabancı şirketlere geçeceğinden, bu­nun da ülke genelinde 3 milyon insanın işsiz kalmasına neden olaca­ğından ABD tütün üreticilerinin üretimine devamlılığı bu yolla  sağlanacağından, başka bir anlatımla TEKEL,   Ya­bancı te­kel şirketlere verilince Türkiye tütün üreticisinin ABD tütün üreticisi için feda edileceğinden,

-Türk tütünü kendi ülkesinde sigara pazarından kovulacak ve en az tüketilen tütün durumuna düşeceğinden özelleştirmeye karşı olmalıyız.

Türkiye’de 5001 köyde tütün ekimi yapılmakta, tütün üretici  aile sayısı ise 575.796 dır. Ekicilerin 303.054’ü Ege, 15.939’u Marmara, 93.442’si Karadeniz, 26,479’u Doğu, 136.882’si (1999) Güney Anadolu Bölgesi’nde bulunmaktadır. Özelleş­tirme sonrası bu tütün üreticilerinin çoğu artık tütün üretemeye­cek , kentlere göç etmek zorunda kalacaktır. (Kentlerin etra­fında oluşacak yeni halkalarda delişmen,nasıl davranacağı belli olmayan bir enerji oluşturacak, bu kesim üzerinde iktidar hesabı yapan gericiler ve faşistler nedeniyle kentler yaşanılmaz hale dönüşecektir.)

Ancak sulu araziye sahip olan çiftçiler sözleşmeli çiftçilikle yeniden oluşacak olan reji ve kolcuların belirleyeceği koşul­larda üretim yapabileceklerdir. Ayrıca özelleştirme sonucu, yerli tütünden imal edilen sigaralar üretilmeyecek olduğundan  en az 40 bin ton tütünün üretilmesinden vazgeçilecektir. Ege tütünü yabancı harmanlı sigaraların dolgu maddesi olarak ihraç edilebilecekken, Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde tütün üretimi kesinlikle ortadan kalkacaktır. Bu iki bölgemizde tütün eken üretici aile sayısı 230.324 olup, her aileyi de orta­lama 6 kişi kabul ettiğimizde 1 milyon 400 bin kişinin işsiz ve aşsız kalması demektir.

 

 Çalışanlar işinden olacaktır:

Entelektüel Jose Marti tütün işçileri için: “elleriyle çalışan entelektüeller” Onlar, “akademik derecelerini atölyelerden alı­yor” ve “hem düşüncenin hem de ekmeğin tezgahında çalı­şanlar diyor.

-Tekel'in sigara fabrikalarında ve atölyelerin de çalışan işçi­lerin gelecek güvenceleri yok olacağından,

-Tekel'in az gelişmiş bölgelerdeki işletmelerinin kapanması ile o bölgelerde işsizlik ve gelir dağılımı sorunlarının ağırlaşma­sına yol açacağından, karşı olmalıyız.

Bölgede yaşanan savaş ve uygulanan IMF ile WB politika­ları hayvancılığı, Tekel’in özelleştirilmesi de tütün ekicilerini yok edecektir.

 

İnsan sağlığı olumsuz etkilenecektir:

Frıedrich Dürrenmatt: “Dünya, tütün içmenin yasak olma­dığı bir barut fabrikasıdır.” diyor (1)

-Ağır alkollü içkilerin özel kişilerce üretilmesi halinde, de­netimsiz kalan bu sektörün tıpkı sigara gibi ülkede alkol tüketi­mini arttıracağı, alkolden kaynaklanan sağlık sorunlarının art­masının yanında, ölümcül sonuçlar getiren kaçak ürünlerin de önüne geçilemeyeceğinden,

-Yabancı sigara üreticilerinin, nikotinin bağımlılık yapıcı et­kisini arttıran ve insan sağlığına zararlı, ölümcül hastalıklara yol açan katkı maddelerinin kullanıldığı kendilerince de ikrar edil­miş olan ürünlerinin, piyasaya hakim olacağından,

-Kadınlarımızın, gençlerimizin hatta çocuklarımızın bile si­gara bağımlısı haline geleceğinden,

-Toplumsal sağlığın bozulacağı ve gerek hastalıkların teda­visi ve gerekse sağlık hizmetlerinin satın alınması için yurt dı­şına  katrilyonlarca lira kaynak aktarılacağından, yapılanlar doğru değildir...

 

(1)Detlef Bluhm,  Colombus’tan Davidoff’a “TÜTÜN ve KÜLTÜR” Dost Yayınevi-Eylül , 2001-Ankara Türkçesi: Zehra Aksu Yılmazer

 




 
sayfa başına dön