Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


Onlar hala kayıp!


Celal BAŞLANGIÇ


HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ve İlçe Sekreteri Ebubekir Deniz'in kaybedilmelerinin üzerinden tam bir yıl geçti. En son İlçe Jandarma Komutanlığı'na girerken görülen HADEP'lilerle ilgili soruşturma dosyası üzerinde 'kısıtlama ve gizlilik' kararı olduğu için soruşturmanın hangi aşamada olduğu, kimlerin ifadelerinin alındığı bilinemiyor

HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış, amcası Eyüp Tanış ile birlikte Silopi PTT binasının önünde yürürlerken; yeşil renkli, Fiat marka bir aracın içinde bekleyen üç kişi tarafından durdurulurlar.

Araçtakiler "Biz güvenlik görevlisiyiz. Bizimle birlikte Emniyet'e kadar gelecekseniz" diyerek Serdar'la Eyüp'ü gözaltına almak isterler.
Ancak serdar direnir. Kendisinin HADEP İlçe Başkanı olduğunu, istenirse daha sonra Merkez Karakolu'na gidebileceğini söyler.

Eyüp Tanış, araçtaki temiz giyimli, tıraşlı, düzgün konuşan üç kişiden ikisini hala daha görse tanıyabilecek durumdadır.

Serdar ve Eyüp birlikte parti binasına dönerler. Serdar Tanış'ın cep telefonu aranır. Bir süre konuştuktan sonra telefonu kapatan Serdar, parti binasında bulunanlara "Jandarma karakolundan çağırılıyoruz" diyerek yanına İlçe Sekreteri Ebubekir Deniz'i de alarak parti önünde bekleyen Ömer Sansür'ün minibüsüne binerler.
Ömer, Serdar ve Ebubekir'i Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı'nın önünde bırakır. Görüşme bitince telefonla Ömer'i çağırmayı kararlaştırılar.
Serdar ve Ebubekir İlçe Jandarma Komutanlığı'na giderken, yolun karşı kıyısında yürümekte olan Hamit Belge ve İsa Kanat tarafından görülürler. Hatta karşılıklı birbirlerine el sallarlar.
İşte tam bir yıl önce iki HADEP'li en son böyle görüldü. O günden bu yana geçen süre içersinde de kendilerinden bir haber alınamadı. 
O andan itibaren HADEP'lilerin avukatları, aileleri, insan hakları örgütleri, TBMM'den Silopi Cumhuriyet Savcılığı'na kadar her yere başvurarak Serdar ve Ebubekir'in bulunmasını isterler. Suç duyurusunda bulunurlar.
29 Ocak'ta , İHD Diyarbakır yöneticileri ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Temsilciliği'nden oluşan bir heyet Şırnak ve Silopi'ye giderek incelemelerde bulunur. Heyet üyeleri kuşkuları artıracak en ilginç görüşmeyi Şırnak Cumhuriyet Başsavcısı'yla yapar. Başsavcı heyet üyelerine Soruşturmanın Silopi Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütüldüğünü, bütün olayın ailelerin iddiası ile sınırlı kaldığını, kendisinin alay komutanıyla telefonla görüştüğünü, komutanın"Adı geçen şahısların gözaltına alınmadıkları, dolayısıyla kendisinin yapacağı bir şey olmadığını" söylediğini aktarır. 
İşin ilginci, Serdar ve Ebubekir'in gözaltına alındıkları altı gün boyunca reddedililir. Ancak, 1 Şubat'ta Şırnak Valiliği adı geçen kişilerin 25 Ocak günü saat 14.00'te ziyaret amacıyla Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı'na geldiklerini, saat 14.30'da ayrıldıklarını, giriş ve çıkışlarının komutanlıktaki ziyaret ve iş izleme kayıt defterine işlendiğini, kimliklerinin, imzaları karşılığında alınıp verildiğini açıklar.
Serdar Tanış, HADEP İlçe Başkanı olarak atandıktan sonra gelen tehditler yüzünden bir süre Diyarbakır'a gitmiş, parti binasını açmak üzere 9 Ocak'ta Silopi'ye dönmüştür. Serdar Diyarbakır'dan ayrılırken 'her ihtimale karşı' Cumhurbaşkanlığı'na, Başbakanlığa, İçişleri Bakanlığı'na, Adalet Bakanlığı'na, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na hitaben yazdığı dilekçeyi HADEP Diyarbakır İl Başkanı Ali Ürküt'e teslim eder. Altında Serdar Tanış'ın imzası bulunan ve kaybedilene kadar hiçbir yere gönderilmeyen dilekçede çarpıcı ipuçları vardır:
"Eylül 2000 tarihinde Genel Merkez tarafından atamam yapıldıktan bu yana sürekli güvenlik kuvvetleri tarafından görevimden vazgeçmem için uyarılmakta, değişik şekillerde tacizlere uğramaktayım. Aynı şekilde babam da zaman zaman jandarma görevlileri tarafından alıkonulmakta, parti çalışmasının devam etmesi durumunda işlerini yürütmesinin engelleneceği uyarısı yapılmaktadır.
Son olarak 2.1.2001 tarihinde, babamın ikamet ettiği Cizre'den işyerinin bulunduğu Silopi ilçesine giderken askeri kontrol noktasında durdurulmuş, Şırnak İl Jandarma Alay Komutanı tarafından çağrıldığı söylenerek sivil görevlilerce alıkonulmuş, derhal Alay Komutanlığı'na gitmesi istenmiştir. Bunun üzerine babam Alay Komutanlığı'na gitmiş, görevliler tarafından huzura çıkarılmıştır. Burada benim nerede olduğum, neden HADEP'ten ayrılmadığım konusunda sorgulandıktan sonra, 4 Ocak Perşembe günü Alay Komutanlığı'nda hazır bulunmam gerektiği iletilmiştir. O gün Diyarbakır'dan Alay Komutanlığı'nı arayıp Ankara'da işlerimin olması nedeniyle söylenen tarihte hazır bulunamayacağımı ilettim. Bizzat telefona çıkan Alay Komutanı tarafından 5 Ocak Cuma günü hazır bulunmam gerektiği kesin bir dille bana iletildi.
Cuma günü babam işyerine giderken Cizre çıkışında sivil jandarma görevlilerince tekrar durdurularak Silopi İlçesi Merkez Komutanlığı'na götürülmüştür. Kendisine Ala Komutanı tarafından sorulduğum belirtilmiş, buradan Jandarma Merkez Komutanı tarafından Şırnak Alay Komutanlığı telefonla aranmıştır. Bir süre sonra babam telefona istenmiş, Alay Komutanı'yla bizzat görüştürülmüştür. Alay komutanı ' Serdar bugün mutlaka buraya gelmelidir. Gelmediği takdirde Şırnak'a bir daha ayak basmasın. Bastığı takdirde kendisini öldüreceğim. Kime giderseniz gidin. Yerim, makamım rütbem bellidir' dedikten sonra telefonu kapatmıştır. Bundan sonra babam salıverilmiştir.
Şu anda Şırnak iline gidememekteyim. İşlerimi yapamaz ve çok yönlü mağdur durumdayım. Mevcut uygulamadan dolayı babam da ağır mağdur edilmekte. İşlerini yapamaz durumdadır. Aynı şekilde, HADEP ilçe yönetiminde bulunan diğer arkadaşlarım da haksız olarak benzer olumsuzluklarla karşılaşmaktadır. Siyasi partilerin, demokrasinin vazgeçilmez unsuru oldukları bilinmektedir. Bu hukuk dışı uygulamaların engellenerek, her vatandaşın sahip olduğu haklardan yararlanabilmem için gerekli hassasiyetin gösterilerek, demokrasi dışı tutumların bertaraf edilmesi talebimi saygılarımla arz ve talep eylerim."
İşte bu dilekçeyi yazdıktan tam 17 gün sonra son olarak Merkez Jandarma Komutanlığı'na Ebubekir Deniz ile birlikte girerken görüldü Serdar Tanış. 
İki HADEP'linin kaybedilmelerinden sonra defalarca heyetler gitti Silopi'ye . Ancak hiçbir sonuç alınamadı. Silopi Cumhuriyet Savcılığı'da bir soruşturma açarak Tanış ve Deniz'in yakınlarıyla , iki HADEP'liyi minibüsüyle götüren sürücünün ve İlçe Jandarma Komutanlığı'na girerken gören tanıkların ifadeleri alındı. Bir de çavuş rütbesine kadar olan o günkü nöbetçi askerlerin ifadelerine başvuruldu. Daha üst rütbelilerin ifadelerinin alınabilmesi için izin gerekiyordu. Soruşturmanın bu noktasında da dosya üzerine 'kısıtlama ve gizlilik' kararı konuldu. 
Zaten Şırnak ilinin genelinde HADEP'in kurulmasına karşı resmi makamlarda bir direnç vardı. İl merkezinin kuruluş evraklarını Diyarbakır'dan noter aracılığıyla götürmüşler, İl Başkanı Resul Sadak defalarca gözaltına alınmış, günlerce Şırnak'a sokulmamıştı. HADEP Cizre İlçe Başkanlığı'na atanan Mehmet Dilsiz'e arazilerine gitme yasağı konulmuş, hatta evinde esrar bulunduğu gerekçesiyle tutuklanmıştı.
Bu arada birkaç gündür Habur Gümrük Kapısı'nda birkaç gündür bekleyen bir araçta , PKK tarafından yazıldığı savlanan bir mektup bulundu. Mektuba göre Tanış ve Deniz Kuzey Irak'taki PKK kampındaydılar. Mektup Serdar'ın babasına yazılmıştı ve "Bu arkadaşların T.C. tarafından katledildiğini anlatın ve kitlelere yayın" deniliyordu.
Mektubun bulunması kamyon şoförü İbrahim Bahşiş İle Serdar'ın babası Şuayip Tanış sorguya alındı. Ancak çıktıkları ilk mahkemede serbest bırakıldılar. Çünkü kamyon birkaç gündür gümrüklü sahada bekliyordu. Şoför İbrahim geceleri evine gidiyor, gündüzleri kamyonunun başına gelip gümrük sırasını bekliyordu. Bir de mektubun altında imzası bulunan 'Merkez Komitesi'ni PKK 2000 yılında yaptığı yedindi kongrede kaldırmış, yerine Parti Meclisi ve Başkanlık Konseyi'ni kurmuştu. Acemi bir numaraydı yapılan ve yargı bunu yememişti.
Giden heyetler, yapılan başvurular, gerçekleştirilen eylemler bir yıldır sonuç vermedi. Serdar ve Ebubekir'den 25 Ocak 2001'den bu yana haber alınamadı. Açılan soruşturma dosyasının akibeti de bilinmiyor. Çünkü dosyanın üzerinde 'kısıtlama ve gizlilik' kararı var. 
Tanış ailesinin avukatı Tahir Elçi, kısıtlama kararının kaldırılması için yargıya başvurmuş. Elçinin gerekçeleri arasında "Bu kısıtlama nedeniyle suçtan zarar gören müşteri taraf uzun süredir soruşturmanın seyri hakkında bilgi edinememektedir. Hazırlık soruşturmasıyla ilgili müşteki tarafa bir bilgi verilmemesi ve bu konuda kamu davasının açılmamış olması karşısında müşteki taraf dosyaya konulan kısıtlamanın kaldırılmasını talep etmektedir" gibi nedenler var.

Dava dilekçesinde çeşitli sorularda sormuş Avukat Elçi. Olayla ilgili zorunlu araştırmaların yapılıp yapılmadığını da sormuş. Ancak yanıt olarak "Ret" kararı gelmiş Elçi'ye.

Serdar ile Ebubekir'in kayboldukları ilk andan itibaren soruşturma sürüyor. Yani kayıplar gibi soruşturma da neredeyse birinci yılını dolduracak. Ancak şu ana kadar bir dava açılmış değil. Dosyanın hangi aşamada olduğu da bilinmiyor.

İşte Olağanüstü Hal'de tarihler 2001'i gösteriyorken kaybedilen iki parti yöneticisi ve açılan soruşturmanın 2002'ye gelindiğindeki durumu... Acaba Türkiye'nin "AB'ye uyum yasaları"na, "Mini Demokratikleşme Paketi"ne damgasını vuran MHP kafası hukuk düzenine egemen olursa biz 2003'te hala soruyor olabilecek miyiz Serdar'la Ebubekir'in akıbetini.


Radikal'den Alınmıştır



 
sayfa başına dön