Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


Özelleştirme ABD'nin istediği gibi olacak! 


Sultan Özer 


Tarım ve hayvancılığı bitiren hükümet, yeni bir Özelleştirme Yasası çıkararak, uluslararası tekellerin önündeki tüm engelleri kaldırmak istiyor. Bu doğrultuda Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu'nun hazırladığı tasarının, daha bakanlar bile görmeden ABD Ankara Büyükelçisi Robert Pearson tarafından incelenmesi, özelleştirmenin kimler için yapıldığını, yol üzerindeki "dikenlerin" kimler için temizlendiğini de açıkça ortaya koyuyor. 

4046 sayılı Özelleştirme Yasası'nı yeterli görmeyen, ikide bir hukuk engeliyle karşılaşmak, işçilerin başka kurumlara aktarılması 'derdini' düşünmek istemeyen hükümet, bunlara bir çırpıda "çözüm üretecek" yeni tasarıyı Meclis'e göndermeyi hedefliyor. Yeni yasa ile Özelleştirme Yüksek Kurulu oluşturulacak. Karakoyunlu,"devamlı olmayacak, özelleştirmenin bitmesiyle üç yıl içinde kurul da kendini feshedecek" diyerek, kurulun geçici olduğunu belirtirken, üç yıl içinde ülkenin kalan zenginliklerini yağmalatacaklarının mesajını verdi. 

Başbakan başkanlığında koalisyonun en fazla üyeye sahip partisinin başbakan yardımcısı, başbakanın belirleyeceği devlet bakanı, özelleştirmeden sorumlu devlet bakanı, maliye ve sanayi bakanlarından oluşan kurula oldukça geniş yetkiler tanınıyor. Kurul özelleştirilecek kuruluşları belirlemeden blok veya ayrı ayrı satışına kadar her konuda yetkili olurken, satış ihaleleri kapalı zarf usulüyle değil, davet yöntemiyle yapılacak. Böylece söz konusu kurul istediği kurumu istediği sermaye grubuna, hiçbir engelle karşılaşmadan verebilecek. Hükümet, kurul eliyle kamu kuruluşlarının kısmen veya tamamen satılmasına, kapatılmasına veya tasfiyesine karar verebilecek. 

Üstelik özelleştirilecek kuruluşların görev zararları olması halinde, bu zararlar Hazine tarafından ödendikten sonra söz konusu kuruluş özelleştirme programına alınacak. Yani hem ülkenin en önemli kuruluşları yok pahasına peşkeş çekilecek, hem de borçlarını Hazine üstlenecek. Kuruluşları satın alanlara kaymağı yemek düşerken, halka yansıması ise daha devir işlemleri gerçekleşmeden elektrik fiyatlarının cepleri yakması gibi yüksek faturalar olacak. 

Tazminat aldatmacası
Ayrıca tasarıyla özelleştirme uygulamaları her türlü vergi, resim ve harçtan da muaf tutuluyor. Bunda amacın, "özelleştirme uygulamalarına katılımın artırılması ve özelleştirmenin cazip hale getirilmesi" olduğu belirtilen gerekçede, ayrıca özelleştirme programına alınan kuruluşların ürettikleri mal ve hizmetlerin fiyat ve tarifelerinin kendileri tarafından belirlenmesi de savunularak, "bu kuruluşların ekonominin gereklerine uygun hareket etmelerinin sağlandığı" öne sürülüyor. 

Özelleştirilen kuruluşlardaki çalışanların işten atılması durumunda İş Kaybı Tazminatı ödenmesi hükmünün getirildiği tasarıda, bu yükümlülük Türkiye İş Kurumu'na veriliyor. Yani devlet yok pahasına sattığı, zararlarını üstlendiği kurumlarda çalışanların atılmaları durumunda iş tazminatlarını da üstlenerek, sermayeye "dikensiz gül bahçesi" yaratırken, emekliliği geldiği halde emekli olmadığı için atılanların iş tazminatından veya başka hizmetlerden yararlanmasını da engelliyor. "Yaraya merhem bile olmayacak" İş Kaybı Tazminatı ve diğer hizmetlerden yararlananların bir işe girmeleri durumunda bu tazminatların kesileceğinin düzenlediği tasarıda, işçilerin ihbar ve kıdem tazminatlarına ise hiç değinilmiyor. Tasarı ayrıca, kapsam içi statüde çalışan personelden, kurumun özelleştirme kapsamına alındığı tarihten itibaren emekliliğe hak kazananlar ile kilit personel dışında kalanların iş akitlerinin feshedileceğini düzenliyor. 

Onbinlerce işsiz
"Özelleştirme programındaki kuruluşlardan, bünyelerindeki bağlı ortaklık ve işletmelerden birbirine nakiller dahil, başka kamu kurum ve kuruluşlarına işçi nakli yapılamaz" hükmü ise özelleştirme nedeniyle işten atılanların sayısının 100 binlerle ifade edileceğini gösteriyor. 
Özelleştirilecek kuruluşlarda çalışanlardan sadece 657 sayılı yasaya tabi çalışan memurlar ile sözleşmeli personelin başka kurumlara ataması yapılabilecek. Sözkonusu kuruluşlarda çalışıp emeklilik süresi dolanların emekliliklerini istemeleri halinde, karşılığı Özelleştirme Fonu'ndan karşılanmak suretiyle ikramiyelerinin yüzde 30 fazlasıyla ödeneceğinin de hükme bağlandığı tasarıda, fonun denetiminin Sayıştay tarafından yapılacağı belirtilmekle birlikte, bunun Bakanlar Kurulu'nda, komisyon veya Genel Kurul'da değişmesi de bekleniyor. 

Tasarıda geçici madde olarak düzenlenen, "İş bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nca özelleştirilen ve özelleştirme tasarrufları aleyhine dava açılan şirket hisse, varlık ve işletme hakkı devirleri, halen bunları fiilen elinde bulunduran taraflara, mevcut sözleşmelerindeki hükümler çerçevesinde tekrar verilmiş sayılır" hükmü ise artık hukuki yolu tıkadığı gibi, bugüne kadar özelleştirmeye karşı kazanılan davaları boşa çıkarıyor. 

Hazine'ye zırnık yok
Tasarıyla Özelleştirme Fonu'nun kurulması öngörülüyor. Özelleştirmeden elde edilecek gelirler, idareye devredilen kuruluşlardan elde edilen temettüler ve özelleştirme uygulamaları çerçevesinde ihraç edilecek her türlü menkul kıymet ile kıymetli evrakın satışından elde edilecek gelirler, idarece belirlenecek bir kamu bankasında açılacak Özelleştirme Fonu hesabında toplanacak. Fon, özelleştirilecek kuruluşların görev zararları hariç özelleştirme için yapılacak giderlerde kullanılacak olup, görev zararlarını da zaten Hazine karşılayacak. Özelleştirme Fonu'nun nakit fazlasının ise Hazine'nin iç ve dış borç ödemelerinde kullanılacağının düzenlendiği tasarıyla borç ödemeleri de garantiye alınmış oluyor. 

Kıyı ve orman yağması
Özelleştirme Yasa Tasarısı'yla imar, kıyı, mera ve orman kanunlarında da değişiklik öngörülerek, kıyı ve ormanlar, meralar birer birer peşkeş çekilecek. "Gerekli görülen hallerde, özelleştirme programına alınmış kuruluşların mülkiyetinde veya üzerine mülkiyetin gayri ayni hak tesis edilmiş (mülkiyeti Hazineye ait veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan) arsa ve arazilerin ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (belediye, valilik, Turizm Bakanlığı ve diğer) alınarak imar çevre bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve imar planlarının hazırlanması" için İmar Kanunu'nun 9'uncu maddesinde değişiklik öngörülüyor. 

Kıyı Kanunu'na eklenecek ek madde ile kıyıda bulunan arazi ve yapılar için gerekli bütün işlemlerin, kuruluşun özelleştirme programına alınmasının ardından iki ay içerisinde bitirilmesi ve bu hükmün yasa yürürlüğe girmeden önce özelleştirme programına alınan kuruluşları kapsaması da öngörülüyor. Yine Mera Kanunu'na eklenecek madde ile de özelleştirilecek kuruluşların kullanımında bulunan yerlerin, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun kararıyla kuruluş adına tahsis öngörülüyor ki, bu binlerce hektarlık meraların haraç mezat satışının önünü açıyor. 

Orman Kanunu'na eklenen, "özelleştirme programına alınan kuruluşların kullanımında bulunan orman sınırları içindeki araziler yönelik daha önceden ilgili kuruluşlar lehine tesis edilmiş irtifak hakları ÖYK'nın vereceği karar ile başkaca bir izne gerek kalmaksızın devredilebilir" hükmü ile orman alanlarının yağması da Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun iki dudağından çıkacak söze bırakılıyor.
 



EVRENSEL'DEN ALINMIŞTIR

 
sayfa başına dön