Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


Çağr
ı

Erol Toy 

Mutlaka dikkatinizi çekmiştir.

Sevgili medyamız gümbür gümbür aktardı.

Görmedim, duymadım, okumadım diyene özet.

Geçen haftanın ortasında Bursa’da şenlik vardı.

Kadın erkek, genç yaşlı, çoluk çocuk alanlara yığılmıştı.

Davullar vuruyor... Zurnalar ötüyor... Halaylar çekiliyor... Horonlar tepiliyor... Kurbanlar kesiliyordu.

Bu bir kentin, kahramanını karşılayışıydı.

Hani şu ; Başta devlet bürokrasisi... Siyasal rakipleri... Ve hemen her muhalifin yıllarca uğraşıp; İş bilme, iş bitirme, köşeyi dönme çarpık düzeninin simgesi kıldığı.. Banka hortumlamadan vergi kaçakçılığına... Haksızlıktan yolsuzluğa pek çok kötülüğün suçlusu. Kırmızı İnterpol bültenleriyle aranan. Amerikalarda yakalanıp bilekte kelepçe âlâyı vâlâ ile getirilen. Ve cezaevi ya da hastane koğuşuna tıkılan eski babanın mânevi oğlu... Eski milletvekili.. Eski bakan..Eski tutuklu Cavit Çağlar, ogün yeniden işinin başına dönüyordu.

Helâl olsun !..

Tarihin hükmü belli.

Bireylerle kitlelerin çıkar çelişkisi uzlaşmazlığa düşüp de ortak bilinçte, yasa... Daha açığı yasak fikri filizlendiğinden beri onun fırsat ve boşluklarından yararlanmak yurttaşlık hakkıdır.

Anayasalar, yasalar önünde eşitliği boşuna mı dayatır ?

Sakın erdem egemen olsun da, kişi verebildiğince yüküm.. Gereksinimi kadar hak sahibi bulunsun diye, demeyin.

Toplum refah ve mutluluğunun tarifini yaparsınız.

Ama, şu kavanoz dipli dünyanın, hâl-i-pürmelâlini bir türlü açıklayamazsınız. Çünkü yasalar tarihle yaşıt.Ve tarih boyunca, beceriklilerin(!) payı... Beceriksizlerin ödevi daha eşit olmuştur.

Doğru mu ?

Doğruysa, Cavit Çağlar’ın tıpkı diğer eşit ya da becerikliler gibi o fırsat ve boşluklardan yararlanmasını yadırgamamalı.

Dikkat buyrun, erdemi değil, beceriyi(!) tartışıyoruz.

Öyleyse bunca incinin anlamı ne, diyenin ağzına sağlık !..

Şu ;

Tekrarı bağışlayın. Bilmem dikkatinizi çekti mi ?

Medya habercilerinden biri, haberin çocuktan alınacağını bilmiş. Mikrofonu minnacık bir bebenin ağzına dayadı ;

- Kimi bekliyorsun ?

- Cavit Çağlar’ı...

- Cavit Çağlar kim ?

Haberci haklıymış !..

Büyülü cam çocuğun ;

- Patron !..

Yanıtını, anlayanın suratına çarpıverdi.

Bunda ne mi var ?

Hiiiç !..

Sade o saf ve temiz çocuk sesinde, yüreğin sevdasıyla bilincin aklına sığmaz bir aidiyet vardı da !.. Hepsi bu.

Tıpkı kölenin efendisi... Kulun tanrısına aidiyetine benzer içten bir aidiyet. Kişisel, ailevî ve kitlesel bir bendelik.

Haber çocuktan. Ama yerel sanmayın. Evrensel.

İnsanlığın bilinci dehşetli bir saldırının kıskacında.

İyi mi ?

Değilse, sağcı solcu.. Futbolcu totocu.. Kuramcı eylemci.. Askerci sivilci.. Partici kulüpçü.. Sendikacı dernekçi her akıl sahibi, melek cinsiyetini tartışmayı da.. Sınıf savaşımında renkli paskalya yumurtası gibi birbirine çakmaya da son verip önlem almaya koşulu. Çünkü tehlike büyük.

Tarihin çalkantılı ve uzun ırmağında, yuvarlana yuvarlana kendini kopyalama çağına ulanan insan, köleliğe dönmekte.

Bilmem sizin gözleminiz de aynı mı ?

Aynıysa, zihin cimnastiğimizi özeleştiri teknesinde çitileme gününün geçmekte olduğunda da uzlaşıyoruz demektir.

Öyleyse, bırakın insanlığın.. Toplumun... Uğruna can feda sınıfın yitireceklerini sayıp dökmeyi.. Romalı general Kresus’un, Spartaküs’le binlerce yoldaşını Catania yolunda çarmıha gerdikten sonra; “Onu ben değil, durumundan hoşnut köleler yendi, “ sözünü anımsatmak bile gereksiz.

 


 
sayfa başına dön