Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


GÖKÇESU'DA SENDİKASIZLAŞTIRMAYA, İŞSİZLİĞE VE YOKSULLUĞA KARŞI YAPILAN YÜRÜYÜŞ VE MİTİNG COŞKULU GEÇTİ

Bolu/Mengen Gökçesu'da sendikal hak ve özgürlükleri gasp edilmek istenen Nurullah ERCAN'a ait Bükköy, Üçpınar ve Kuzey Anadolu Madencilik şirketi işçileri, 26 Ocak'ta Ankara'da yaptıkları eylemlerden sonra bu kez de linyit ocaklarının bulunduğu Gökçesu Beldesi'nde 'Sendikasızlaştırmaya, işsizliğe ve Yoksulluğa' karşı yürüyüş ve miting yaparak eylemliliklerini yükseltmişlerdir.

İşçiler ve aileleri, diğer illerden gelen emekçilerle önceki gün (9 Şubat Cumartesi) saat 10:00'da Gökçesu Köprübaşı'nda buluşup, saat 10:30'da yürüyüşe geçmişler ve Pazar Yeri'ne yürümüşlerdir. Pazar Yeri'nde yapılan miting saat 12:30'da sona ermiş ve kitle açılış törenine katılmak üzere Dev.Maden-Sen Gökçesu İrtibat Bürosu'na yürümüştür.

1200 civarında nüfusu olduğu söylenen Mengen'in Gökçesu Beldesi'nde, maden işçilerince gerçekleştirilen yürüyüş ve mitinge 500'den fazla insan katılmıştır. İşçi ailelerinin coşkulu ve yoğun katılımının olduğu yürüyüşe, İstanbul'dan Basın-İş Genel Sekreteri, Kocaeli'den Genel-İş Şube Yöneticileri, Bolu'dan ise BES, SES, Eğitim-Sen, Belediye-İş, Orman-İş yönetici ve üyeleri ile Halkevleri katılmıştır. Mitinge CHP, DSP Belde Temsilcileri ile EMEP Bolu İl Başkanı katılarak dayanışmada bulunmuşlardır.

Maden işçileriyle dayanışmak amacıyla gelenleri temsilen Bolu KESK adına Eğitim-Sen Şube Başkanı, Türk-İş adına İl Temsilciliğini yürüten Belediye-İş Şube Başkanı ve Genel-İş Kocaeli Şube Başkanı seslendirme aracından kitleye birer konuşma yapmışlardır.

Yürüyüş ve mitingde daha önce Ankara'da taşınan pankart ve dövizlere ek olarak ; "SENDİKASIZLAŞTIRMAYA, İŞSİZLİĞE VE YOKSULLUĞA HAYIR - YAŞASIN SINIF DAYANIŞMASI  YAŞASIN ONURLU MÜCADELEMİZ - NE İSTİYORUZ = İŞ, NE İSTİYORUZ = SENDİKA,  NE İSTİYORUZ = İŞ GÜVENCESİ, NE ZAMAN = HEMEN ŞİMDİ,  VERMEYECEKLER = ALACAĞIZ :  Y A Ş A S I N  Ö R G Ü T L Ü   M Ü C A D E L E M İ Z ..! - MADEN İŞÇİSİ DEMOKRASİ BEKÇİSİ - OCAKLAR AÇILSIN İŞÇİLER ÇALIŞSIN - İŞÇİLERİN BİRLİĞİ SERMAYEYİ YENECEK - İŞ CİNAYETLERİ İSTEMİYORUZ - YAŞASIN İŞ EKMEK ÖZGÜRLÜK MÜCADELEMİZ -İŞÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ - HAK HUKUK VE ADALET İSTİYORUZ -  İNSANCA YAŞAYACAK BİR ÜCRET VE İNSANCA ÇALIŞMA KOŞULLARI İSTİYORUZ... yazılı 50'den fazla döviz taşınmış, dövizlerde yeralan talepler slogan olarak haykırılmıştır.

Mitingde bir konuşma yapan Dev.Maden-Sen Genel Başkanı Çetin Uygur özetle şunları söylemiştir:

DİSK/Dev.Maden-Sen olarak, sizleri bir başka ortamda ağırlamak, bir başka coşkuyu  paylaşmak  isterdik. Mengen/Gökçesu maden işçilerinin insanca bir çalışma düzenine kavuştuğu, işyerinden doğan hakları için işverenle müzakere yapabildiği, Anayasal hakkı olan sendikalaşma hakkını kullanarak  sözleşmesini bağıtladığı bir kutlamada bir araya gelmek isterdik.

DİSK/Dev.Maden-Sen. Bölge Temsilciliğinin açılış şenliğinde birlikte olmayı isterdik.

Tüm dostlarımızı; işçisi, köylüsü, esnafı, emeklisi ve eşleriyle  ağırlamak,  daha iyi, daha güzel ve daha insanca yaşanabilecek günleri yakalayabileceğimizin göstergesi bir kutlamayı düşünüyorduk.

Ama biz Türkiye'de  yaşadığımızı, bizleri  dünya patronlarının  sömürü  ve  soygun örgütleri IMF ve Dünya Bankası programları ile bağlanan bir ülkede yaşadığımızı da hiç unutmadık...

 Kamunun, yani bizim olan ve işletme yetkisini devlete bıraktığımız tüm kuruluşları özelleştirmeyi kurtuluş, diye yuttururken tam bir talan ve soygun yaşandığını görüyor ve biliyoruz. Ve bu yüzden on binlerce işçi işten atıldı...   

? Siyasi iktidarın "ekonominin motorudur" diyerek denetleyemediği bir kayıt dışı ekonomide milyonlarca işçi hiçbir  sosyal güvencesi olmadan acımasızca sömürüye terk edilip  köle gibi çalıştırılırken, patronların vergi kaçakçılığına göz yumuldu...

?  Yaratılan krizler sonrası, son altı ayda tam 1 milyon 75o bin kişi işsiz kaldı...

? İşçilerin sendikalaşma hakkı engellendi, sendikalaşmak isteyenler işten atıldı. 

? Sendikalaşıp, toplu sözleşme imzalayan işçilerin sözleşmeleri çiğnendi, iş akitleri çiğnendi,  ücret zamları düşürüldü...

? Zarar gerekçe gösterilip, kriz bahane edilip  hiçbir denetime uğramadan işçiler işten atıldı, işyerleri kapandı...

? Bütün bunların sonunda devletin kendi raporları şunları açıklamaktan da geri durmadılar.  İşte örnekler:                             

"Ülkemiz yaşayanlarının 25 milyonu açlık sınırının altında yaşıyor.. Yani bizleri anlatıyor, bizleri söylüyor bu rakamlar...

Üretilen tüm değerler ve hizmetlerden  en az yararlananlar bu değer ve hizmetleri üreten işçiler... Yani bizleriz.

 Nüfusun en yoksul %20'si üretilen değerin %4,2 sini alıyor.. Yani bizleriz... Ama en zengin %20'si  ise bizim ürettiğimiz bu değerlerin %50'den fazlasına  el koyuyor.

Devlet yeniden yapılandırılıyor.   Artık parası olanın sağlık hizmetinden yararlandığı, parası olanın çocuğunu okutabildiği , IMF'nin, Dünya Bankası'nın programladığı bir ülke olduk. Doğrudan ve dolaylı vergiler bizlere,  vergi muafiyetleri patronlara...

IMF'den,  Dünya Bankasından alınan 200 milyar doları aşan borçla bankalar ve bankaları hortumlayanlara akarken, bizlere bu borcu ödemek için yeni  yeni vergiler hazırlayan bir parlamenterler kitlesi ve hükümet  çalışma hayatını cehenneme çeviren yeni kararlar peşinde...

 İşverenleri işten istediğinde atabileceği, istediğinde çalıştırabileceği kuralsız çalışmayı yasalaştırmanın peşindeler...

 Kıdem ve ihbar tazminatı ödemelerini kaldırmanın peşindeler...

 Sendikaları,  işçilerin çıkarlarını koruyan,  geliştiren ve siyasete müdahale eden örgütlenmeler değil, hükümetlerin kararlarını hayata  geçirmede  yan kuruluşlar,  sivil toplum kuruluşları yapmanın peşindeler...

 Bütün bunları gerçekleştirmek isteyenlerin "demokratikleşme uğruna devleti zaafa uğratamayız"   diyerek, kendilerinin denetlenmesi, eleştirilmesi ve farklı düşüncelerin, farklı çözümlerin açıklanmasını  suç ilan etmenin peşinde olduklarını da  görüyoruz...

 Devletin bahçesinde elinde sopasıyla  kendini bekçi ilan edip dolaşanların  yarattığı ülkemizin küçük bir kopyası oldu Mengen/Gökçesu... Hem de  daha acımasızca yaşanılan, yaşatılan bir bölge. Gökçesu'lu, DİSK'li maden işçileri, Zonguldak'lı maden işçileri Satılmış Tepe'nin , Mehmet Çavdar'ın yaşamak istemedikleri sömürüye ve soyguna başkaldırılarını yaşamlarını kaybederek örnek oldukları süreçleri bir bayrak gibi devralmış durumdalar.

 Enerji Bakanlığı'na bağlı TKİ Genel Müdürlüğü özelleştirme politikaları gereği linyit kömürü sahalarının bir kısmını özel sektöre devretti bir kısmını rödövansa verdi. Nurullah Ercan kurduğu Kuzey Anadolu Madencilik A.Ş, Bükköy Madencilik LTD. ŞTİ. ve Üçpınar Madencilik LTD. ŞTİ. adlı şirketlerle kömür sahalarına sahip oldu, işletme hakkını devraldı.

İşletmede çalışan maden işçileri 2001 yılında Anayasanın kendilerine tanıdığı sendikalaşma hakkını kullanarak DİSK/Dev.Maden-Sen'e üye oldular. 400'e yakın maden işçisinin Türkiye Cumhuriyeti'nin tanıdığı ve yasalarla güvence altına aldığı  sendikal hakkı tanımayan Nurullah Ercan, önce, işçilere sendikadan istifa etmeleri tehdidini savurdu. Maden işçilerinin kararlılığını görünce  işletmeleri kapattı ve işçilerin kazanılmış haklarını gasp etti. Bu olay  sendikamız ve işçiler tarafından yargıya taşındı.

 Nurullah Ercan bu kez 07.12.2001 tarihinde Gökçesu -Tuzlukaya linyit sahasındaki  işletmede çalışan 97 işçiden DİSK/Dev.Maden-Sen'den ayrılmalarını istedi. Ancak aldığı yanıt " yasaların işçilere tanıdığı sendikalaşma hakkını kullanmakta kararlıyız" oldu. Ve aynı saldırganlık, aynı yasa tanımazlık burada da görüldü ve işçilere hiçbir hakları verilmeden, işyeri güvenliği olmadığı gerekçesiyle süresiz ve ücretsiz  izne çıkarıldılar.

 TKİ Genel Müdürlüğü, Enerji Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı'na  ayda 250 ton linyit kömürü üretildiği bildirilirken, işçilerin kendi çalışmalarından çıkardığı sonuçlarla aylık üretimin 6000 ton civarında olduğudur.

 İşçilerin hiçbir hakkını ödemeden "süresiz kapatmaya" giden Nurullah Ercan bir bayramı, bir yılbaşını, işçilerin ailelerinin aç ve yoksul geçirmesinde hiçbir rahatsızlık duymamaktadır. Maden işçilerinin ürettiği değerleri alıp Mengen-Gökçesu'ya hiçbir şey bırakmadan Abant'ta, Antalya'da yatırımlara dönüştürürken hiçbir rahatsızlık duymuyor.

 DİSK/Dev.Maden-Sen olarak  bütün bu yasadışılıklarla  ilgili gerekli kurum ve kuruluşları  gerekli işlemlerin yapılması için uyardık. Çalışma Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı,  Maliye Bakanlığı ve ilgili kuruluşlar uyarıldı. Bölge yargı kurumlarında gerekli yasal başvurular yapıldı, sonuçları bekleniyor.

Ancak...

 Sendika olarak herkesin bilmesi ve yapması gerektiği birkaç konuda dostça uyarıda bulunmayı yararlı görmekteyiz.

    Öncelikle biz maden işçileri dünyanın en ağır iş kolunda, en yıpratıcı işçiliğini ve işini yapmaktayız. İnsanca yaşamak istiyoruz ve yasaların bize tanıdığı örgütlenme hakkını kullanmaktaki kararlılığımız sürecektir. Hiç kimse bizim bu haklarımızı yok etmeye, bizleri bölmeye, parçalamaya kalkmasın... Buna izin vermeyeceğiz...

 Nurullah Ercan'ı ve onun temsilcilerini Anayasa ve yasalara aykırı davranmaktan, çiğnemekten vazgeçmeye, sendikamızla masaya oturup, iş barışı içinde  işyeri yaratmaya çağırıyoruz. Biz maden işçileri kazmanın, martipikör'ün sapını kavrayıp üretimi gerçekleştirmeyi bildiğimiz kadar yönetmeyi de biliyoruz.

Tüm Gökçesu halkına, esnafına, köylüsüne, pazarcısına, emeklisine maden işçilerinin yasaların kendilerine tanıdığı insanca yaşama hakkını sağlama mücadelesinin yanında yer almaya, omuz vermeye çağırıyoruz.

Biz, DİSK/Dev.Maden-Sen olarak girdiğimiz mücadeleden bugüne kadar hiç geri durmadık. Tüm yer altı kaynaklarının gerçek sahibinin halk olduğunu biliyor ve sahip olduğumuz bu değerleri üreten işçilerin yönetme bilincine de sahip olduğu inancıyla yürüyoruz.

Gelecek güzel günler için Hoşça kalın.

 

 
sayfa başına dön