| Malum,
adı geçen bu yasa maddeleri düşünce suçlarını cezalandırıyor.Düşünce
suçuyla ilgili yasa maddeleri yukarda ki iki maddeden ibaret
olsa öp de başına koy.Oysa, TCK’ nun başka birçok
maddesi, terörle mücadele yasası, basın yasası, RÜTÜK
yasası ve dahi birçok yasa Türkiye’de düşünce daha doğrusu
ifade özgürlüğünü yok mertebesine indirmişlerdir.
Sevgili yurdumuzda iktidara
sahip olanlar evvel eski düşünceden korkarlar.Hele hele düşüncenin
ifade edilmesinden ödleri patlar.O nedenle yasalar vardır, o
nedenle polis vardır, o nedenle savcı vardır,o nedenle
cezaevleri,o nedenle işkencehaneler vardır.O nedenle yargısız
infazlar, o nedenle yargısız tutuklamalar, o nedenle gözaltında
kaybedilmeler...Tüm bunlar yurttaşlar düşünmesin, düşündüğünü
kimseye söylemesin diyedir.Ve işin komik tarafı 65
milyonluk ülkemizde derin devletiyle,derin olmayan devletiyle,
parlementosuyla, medyasıyla ve falanı ve filanıyla bunlar
torlasan, toplasan 5 milyon etmez.
Bir yanda aydını yazarı çizeri
sanatçısı devrimcisiyle 60 milyonluk kitle, karşısında
ise iktidara sahip bir avuç azınlık.
Türkiye’de demokrasinin, düşünce,
ifade özgürlüğünün ve tüm özgürlüklerin kazanılması
bu ikisi arasında yapılacak olan mücadele sonunda
belirlenecektir.Öyle AB ‘ye girilmesi için, Kopenhag
kriterlerine uymak için efendiler tarafından verilen bir gıdım
özgürlüğü demokratikleşme sanmak budalalık değilse
safdilliktir.
***
11 Şubat 2002 Tarihli Milliyet
Gazetesi Serpil Çevikcan’ın bir haberi var,adı:BİZİ İDARE
EDİN.” Anayasa mahkemesinin reform niteliğindeki yasaların
TBMM’ den jet hızıyla geçmesini sağlayarak hükümeti
hem Avrupa hem de İMF karşısında rahatlatan Meclis İç Tüzüğünün
önemli maddelerini iptal etmesinin Başbakanlıkta büyük sıkıntı
yarattığı ortaya çıktı. Hükümetin,önemli yasaların
ancak iptal edilen iç tüzükle çıkarılabileceğini ileri
sürerek,Yüksek Mahkeme’ nin gerekçeli kararını en erken
‘bir yıl’ sonra yayımlamasının istediği öğrenildi.(...)
Böylece, hükümet bu sürede istediği yasaları hızlı bir
şekilde meclisten geçirme fırsatı bulacak.(...)
Meclisin,Borçlanma, İhale, Yabancı Sermaye, Mahalli İdareler,
Türk Ceza, Çevre , Hayvanları Koruma, Seçim ve Siyasi
Partiler, Siyasi Ahlak tasarılarının yasallaştırılması
AB için zorunlu görülüyor.”
Aslında yukardaki haberin hiçbir
yoruma haceti yok.
Kimin eli kimin cebinde, DTÖ
‘nün eli Başbakan’nın , Dünya Bankasının eli Derviş’in
Hükümetin eli Meclis Başkanının cebinde. Şimdi birde hükümetin
eli Anayasa Mahkemesinin cebine ulaşmaya çalışıyor. Bunun
adı da Demokrasi !...
|