Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


Güven

Erol Toy 

Sözüm geçen haftaki yazıyı okuyana.

Ülke ekonomi-politiğinin yüzde 10'luk sesli azınlığına... Yâni vurguncu, soyguncu takımıyla bendelerinin ağzına bakıp topluma, emekçi sınıfına ve elbet kendine güvensizliğin haberini çocuktan alan... Ve üretmeden tüketen her mirasyedinin, acz içinde başkalarını tanrı, kendini kul sayacağını bilenleredir.

Gelin, bir de şöyle alalım.

Çok uzağa gitmeden, 84 yıl öncesine bir göz atalım.

Özgeçmişimizin dev aynasında ne görüyoruz ?

Dünya Savaşında yenildiğinden silâhları alınmış... Ülkesi işgal altında.  9 milyonu kadın... 4.5 milyon erkeğinin yarısı yaşlı ve çocuk. Kalanın çoğu gazi ve özürlü 13.5 milyon yok, yoksul ve yoksun bir kullar topluluğu.

Ve bu karanlığın zifirinde... 19 Aralık 1918'de... Henüz ortada hiçbir kahraman... Hiçbir kumandan yokken, Dörtyol'un Karakese'sinde patlayan bir silâh... İrkilen çersizler yığını. Ve yeryüzü tanrılarıyla yardakçılarının tamamını yardımsız destesiz sopadan geçirmiş bir toplum mu ?

Emin misiniz ?

Eminseniz el insaf !..

O mucizenin varisi... Ve şimdi 30 yaşın altında 35 milyon genci... Tankı topu... Silâhı mermisi... Uçağı gemisi elinde 750 bin askeriyle 70 milyonluk bir toplum özgeçmişinin aczini mi, mucizesini mi içine sindirir ?

Kendi içinizin içine sorun ve yanıtını kendinize verin.

İçsesiniz ne diyor ?

Mevlâna gibi, "dün dünle birlikte gitti cancağızım... Bugün yepyeni şeyler söylemek lâzım, " kavlince, o geçmişimiz değil... Ben mirasçı değilim !..

Onlar gökten zembille inmiş üçler, yediler, kırklardı.

İndiler... Yendiler... Ve yeniden göğe çekildiler mi ?

Eyvah ki, eyvah !..

İş çoktan bitmiş. Kuram da, eylem de anlamını yitirmiş.

Gayri ağzımla kuş tutsam, hiçbir değeri yok.

Kulluk da, kölelik de sahibine kutlu olsun.

Yok, kötüsü gelirse, onların yoklukta ıkına sıkına yaptığını, ben bu bollukta şakır şakır yaparım mı ?

Öyleyse müjdeler olsun.

Yangınlar bir tek kıvılcımdan çıkar... Ve bizimle oynaşan, mutlaka ama mutlaka, Sevr'in sonunda Lozan... Osmanlı'nın sonunda Türkiye Cumhuriyeti olduğunu öğrenir.

Yürek çarpıntım, oraya varmasın diye, buyuran sağolsun !

Bendeleriyle, yalaklarına bakmayın. Emperyalizm akıllıdır. Tahammülünü sınar. Ama, yediği sopayı unutmadığından işi hiçbir zaman kötüsüne vardırmaz.

Örnek mi ?

Sadece geçen haftanın olayları yeter.

Sayayım mı ?

Sen adam gibi çağırdığında Osmanlı, Selçuklu ve Bizans coğrafyasının Arabı Acemi... Yunan'ı Hırvatı... Boşnağı Pomağı, çevrene toplanıvermekte, bir.

Avrupa Birliği'nin nâz-u niyâz erbabı, ilkin küçümsediği... Sonra lûtfedip sekreter ağzıyla katıldığı " diyaloğa " can havliyle sarılıp... " İstanbul Ruhu, " balını yalamaya seyirtmekte, iki.

Düne kadar sömürge komiseri havasında cart-curt eden pek sayın Fogg kızımız.. Çeyizi ortalığa saçılınca, elde korunma dilekçesi, emrinde sandığı bakanlıklarda, koşuşturmaktan helâk olmakta, üç. 

Avrupa Birliğinin genişlemeden sorumlu gerçek komiseri, Verheugen efendi, kulağı çekilince süt dökmüş kediye dönüp... Neden ve nasılsa Kıbrıs... Ege... Demokrasi ve İnsan haklarını bir çırpıda unutarak görüşme tarihi için idamın kaldırılmasının yeteceğini... Anadilde eğitimin artacağını açıklamakta, dört.

ABD tam da, ben dünyanın efendisiyim... Canım isterse Irak'a tek başıma "müdahale ederim," aşını pişirmek üzereyken, küçümsenen Türkiye'nin, küçümsenen Başbakanı ; " Kesinlikle karşıyız, " der demez, yelkenlerin mayna edildiğini, sağır sultan duydu, kör dilenci gördü, beş.

Şimdilik bu kadarı yetti mi ?

Yettiyse, içsesinize hak verin.

Bitinya kralı Bizant, üçbin yıl önce boşuna ;

"Boğazlar üstüne oturan adam, başını eğerse, (bağışlayın lâf aynen onun.) kıçından başka şey göremez. Ama dikerse, dünyanın avucuna sığdığını bilir, " dememiştir.

Haksız mı ?

Geçen hafta, güvensizliğin götüreceği açmazı tartışmıştık.

Bu hafta, Türkiye insanıyla devletinin öyle afur tafur değil.. Azıcık mirasına sahip çıkış... Azıcık kendine güvenle estireceği yelleri konuşalım istedim.

Yanıldım mı ?     

 Geçen hafta Ankara'ya gelen AB Genişlemeden sorumlu temsilci Verheugen, pazarlığı gevşetti...

 


 
sayfa başına dön