|
İBRAHİM
- YAVUZ - ALİ DAYI
Muzaffer
AKSOY
Nazım
Hikmet, Varna'da Karadeniz'in kıyısından oğluna, karısına,
yoldaşlarına ve yurdunun taşına toprağına suyuna selam
yollayarak yurt hasretini gidermeye çalışıyordu.
Nazım
bitmez tükenmez yurt hasretiyle yurdundan uzakta öldü.
Nazım'la
başlayan bu hasretlerin en dayanılmazı özellikle 12 Eylül
1980'den sonra Türkiye'deki yurtseverlerin neredeyse kaderi oldu.
12
Eylül cuntasının astığı kestiği, işkencelerden geçirdiği,
cezaevlerine doldurduğu, yurt dışına çıkmaya zorladığı,
devrimcileri, yurtseverler, 2002 yılında bir kez daha haklı çıkarken,
12 Eylül cuntasının devamcıları
güzelim yurdumuzun neyi var neyi yoksa ulus ötesi şirketlere
sunuyorlar.
22
yıldır yurt hasretiyle yaşarken yazılarıyla, haberleriyle,
maddi-manevi yüreklendirmeleriyle
hep yanımızda olan İbrahim Sevimli yurdundan uzakta
Almanya'da öldü.
İbrahim
öğretmendi, hem de çok iyi bir öğretmen. ...Öğretmenlerin örgütlü
mücadelesinde yerini almakta gecikmedi.
Mücadele
içinde öne çıktı, göze battı, hakkında davalar açıldı,
mahkum oldu.Teslim olup zindanlarda çürümek yerine, kaçak yaşayarak
mücadelesini sürdürmeye
karar verdi. Onun adı artık "Yavuz"du. İstanbul'da
Demokrat Gazetesi'nin yönetiminde görev aldı.
11
Eylül 1980'de Almanya'dan devrimci arkadaşları telefon edip Türkiye'de
darbe olacağını haber verdiklerinde, bu haberi arkadaşları ile
tartışıp 12 Eylül tarihli gazetenin manşetini, "Güney
Amerika bir ülkede darbe olduğunu ve halkın direnişe geçtiği"
şeklinde düzenliyordu.
O
geceyi zor bitirdik, sabahı tank sesleri karşıladı. Her yer
tutulmuş, kimse sokağa çıkamıyordu. Ama biz Yavuz'da başta
olmak üzere mutlaka gazetede olmalıydık. 8-10 kişi barikatları
aşıp gazeteye ulaşmıştık.
Gazeteye
gelen polisler Demokrat'ın süresiz kapatıldığını ve toplatıldığını
haber veriyordu.
Darbe
sürek avına çıkarak binlerce insanı toplamaya başlamıştı.
Artık "Yavuz"a ülkesi dar geliyordu. Bu bozkır çiçeği
artık Almanya'dan yurduna yardım etmeye çalışan Ali Dayı idi.
Kişisel
haberleşme ilişkimiz kopmuştu, ama uzaktan kendini harap
edercesine tüm çalışmalarını sürdürdüğü, küçük mütevazi
evinde yurdundan kaçanları ağırladığını öğreniyordum.
Gazeteler çıkardı, yurduna yardımlar yolladı, kitaplar yazdı.
Ve
Hamburg'ta bir sanatoryumda yattığın duyduğumda umudumu
yitirmemiştim. İbo bunu kaldırır demiştim kendi kendime.
Ama
kötü haber tez ulaştı.
Bir
sıkılı yumruk yıldızlara takıldı...
Bugün
Hannover'de toprağa veriliyor.
Moskova'da
bir büyük taşın dibinde yatan Nazım Usta, Paris'te Yılmaz Güney,
Ahmet Kaya ve Almanya'da İbrahim Sevimli, vatan hasreti ile ölen
devrimciler haberiniz olsun yaralarımızı sarmaya başladık;
Bunca acıya katlanan bu ülkeyi ve halkını seven devrimcilerin
mezarlarını Anadolu'daki bir çınar ağacı dibine taşıyacağımız
günler yakın.
Bu
bir umut değil; ekmek, hava, su kadar gerçek.
Şimdilik
hoşçakal İbo, Yavuz, Ali Dayı...
|