Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


Hain

Erol Toy 

Huyumuz kurusun !..

Biz her durum ve olayda, sütten çıkmış kaşığızdır.

Hiç hata yapmaz. Kesinlikle kusursuz. Asla suç işlemeyiz. 
Ama şu vatan hainleri yok mu ?

Şu vatan hainleri !.. Herşeyin sorumlusu onlar. Onlar da kim mi ?

Oho !.. Yerlisi yabancısıyla öylesine çok ki !.. 
Ne göstermekle biter. Ne saymakla tükenir.

Şunlarla yetinsek yeter mi ? 
Diyelim bireycinin tekiyiz. Gözünün üstünde kaşın var, diyen en yakınımız. 
Tutalım toplumcuyuz. 

Vahyimiz uğruna can vermeyen yoldaşımız. 
İşadamıysak, yolsuzluğumuza âlet olmayan beslememiz. 
Düşadamıysak, övgülere boğmayan kapatmamız. 
İşverensek, işçilerimiz. İşçiysek, patronlarımız. 
Sendikalıysak yöneticilerimiz... Sendikacıysak, üyelerimiz. 
Politikacıysak, seçmenler... Seçmensek, politikacılar. 
İktidardaysak muhalefet... Muhalefetteysek, iktidar. 
Askersek, siviller. Sivilsek askerler. Yobazsak lâikler... Lâiksek yobazlar. 
Dindarsak liberaller... Liberalsek dindarlar.
Daha fecisi militansak, dar ölçeğimize uymayanla, ideoloji ya da teolojimize bühtan edenlerin tamamı.
Ve eğer devletlûysak, komşularımız ve öteki devletler.
Aksini iddia eden var mı ?Yoksa bunca hainle yuvarlanılacak uçurum belli.
Devlette düşüş... Ülkede yoksulluk... Kişide alçalma.
Varsayalım... Hatta bırakalım varsayımı. 

Ülke, toplum ve devletin bugün içinde bulunduğu durum ve genel görünüm tam böyledir, diyelim.

İdeolojisi ister evrensel... İster ulusal... İster toplumsal... İster sınıfsal... Sağcı, solcu, futbolcu olsun, yanıt isterim.

Yurtseverin ödevi ne ?
İhanet ateşini kader sayıp dua ya da beddua etmek mi ?
Öteki yurtseverlerle bütünleşip yangını söndürmek mi ?
İyi de, bunun için eksik noksan da olsa demokrasilerde çoğunluğu iknâ... Diktalarda ifnâ gerekir. 
Bu da zor sanat mı buyurdunuz ?
Haklısınız !..
Kendinizden gayrısını ihanetle suçlamak kolaydır.
Böylelikle niye kadere razı olduğunuzu açıklarsınız.
Ama iş, ihaneti yurtseverliğe dönüştürmeye geldi mi, akan sular durur. Çünkü önce kendini, sonra ihaneti sorgulamak şart. Yâni kötüsü gelmiş... Düşmanla işbirlikçisi hainler cebren ya da hileyle vatanın bağrına hançerlerini dayamışlardır.
Orduların dağılmış... Silâhların alınmış... Kamu kurum ve kuruluşlarına bedava el konulmuş... Yoksul, yoksun, cahil, aptal ve aciz halkın... Sınıfın... Kitlen, kaderine razı olmuştur.
Ey ihanetle kuşatılmış yüce yurtsever !..
Bu ağır koşullarda senin yerin nerde ? 
Ondan haber ver. 
Hiçbir destek... Yardım... Umut... Bedel... Ödül ve alkış beklemeden... Beterin beteri için kuşca canın pazarda mı ?
Hiç korkma !..
Hainlerin tamamı ihanetlerinin bedelini ödeyecektir. 
Yok mezhep ve meşrebine uygun her kimse, sorumluluk ilâhlar... Süper güçler... Üçler, yediler kırklar... Yâni senin dışında birilerine mi ait ?
Öyleyse mazeretin hazır. 
Önce o fentbazlar, şu 70 milyonun yarısını mı ? Daha fazlasını mı oluşturan hainleri temizlesin. Böylece kişi başına düşen ulusal geliri, 8-10 bin dolarlara çıkarsın. 
Sonra bütün gücü eline versin. 
O olmazsa ihanetten sakınan herkes... Hepsinden iyi bilen senin, kalkışıp hükmetmen için tatlı canını cennete, güçlü elini nimete koysun. O zaman gece gündüz çalışır.. Ülkeyi bayındır... İnsanını eşit, özgür, egemen kılarsın. 
Böylece sınıflar hak ve adalet içre barışır. Toplum sürekli gelişmenin umut ve mutluluğuna kavuşur
Yoksa hainler için tırnak ucu özveri bilgine, görgüne... Değer ve emeğine ihanet olur, değil mi ?
Geç kardeşim.
Attığın taş, hiçbir kurbağayı ürkütmeyecektir. 


 
sayfa başına dön