Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 
Türkiye Tarımı İçin Başarısız Bir “Devrim!” Girişimi

Abdullah AYSU

Cumhuriyetin ilk yılarından itibaren “Anadolu ortasında kurulmuş bir köylü hükümetiyiz” diyerek,tarımda üretimi artırmaya çalışan hükümetin içindeki devrimci kadro dünya bunalımının da etkisi ile başarısız olunca radikal kararlar almaya yöneldiler.

İnönü,bu başarısızlığı dünya bunalımının etkisini yitirmeye başladığı bir sırada 1936 Aralık ayında yaptığı bir konuşmada : “Birkaç senelik tecrübe ve bizzat vaki olan görgü ve tetkiklerimiz göstermiştir ki, sanayide hem istihsalat,hem gelir arttığı halde,ziraatte istihsal artmamıştır. Yalnız fiyat yüksekliğinden doğan bir gelir artması vardır,halbuki memleket için ziraatin artma devresine girmesi,hatta sanayiin ilerlemesi ve müdafaa kuvvetlerinin artması için de en sağlam yol ve başlıca şarttır. Bizim 70 kilo aldığımız bir toprak sahasından Danimarkalı,Hollandalı 250’ye yakın almaktadır. Şimdiye kadar şimendifer ve sanayi işlerinde olduğu gibi,1937’den itibaren ziraatimizi ve çiftçilerimizi kalkındırmak için mühim paralar tahsis edeceğiz...”

İnönü,o günlerde yaptığı bir başka konuşmada, “radikal tedbirlere başvurmak” gerektiğini,”Türk köylüsünün ancak bu yoldan kımıldayıp kalkınabileceğini” söylüyordu.

Gerçekten bu yıllarda milliyetçi-devrimci bir kadro,toprak ağalarının tasfiyesi dahil,tarımda köklü devrimler düşünmüş,bunları gerçekleştirmek için çalışmıştır.

Milliyetçi-devrimci kadronun köylünün adına düşündüğü ve yapmaya çalıştığı devrimler:

-Dağınık köylerin birleştirilmesi : Bu tasarıya göre; dağınık köyler birleştirilecek, köy sayısı azaltılacak,kurulacak “köy birlikleri”ne devlet gerekli hizmetleri götürecekti.

-Kombinalar: Köy Birlikleri’nin teknik iskeletini kurulacak binlerce kombina sağlayacak,makine ve üretim araçlarına sahip kombina çevresinde,köy birlikleri örgütlenecekti.

Bu tasarıda;

Tamamen bir sistem sorunu olduğu göz ardı edildi.

Köylüler bihaberdi. Adına düşünülüp kararlar alındı. Senaryoda onlara rol verilmedi.

Demokratik ve komünist ülkelerde köylü ile birlikte başarıyla uygulanan bizde tasarı olan bu girişimin, Türkiye’yi bağımsızlık içinde çağdaş uygarlığa ulaştırma azmindeki milliyetçi-devrimci kadronun toprak ağaları,tüccar ve tefecilerin oluşturduğu bloğa karşı köylünün kurtuluşunu gerçekleştirme çabalarının başarıya ulaşması mümkün olamadı. Onurlu ama başarısız bir çaba olarak tarihe geçti.

Bu Türkiye tarımında “devrim!” projesi ile kombinalar, köylerin birleştirilmesi gibi yenilikleri,toprak reformu ve Köy Enstitüleriyle birlikte düşünülerek, tarımda köklü bir “devrim” hareketinin temelleri atılıyordu. Şevket Süreyya dönemin fotoğrafını; “Memleketin üzerinde ve 1937 başlarında halka doğru,köye doğru adeta bir seferberlik havası esiyor gibiydi ve memleket aslında,pek çabuk arkası kesilen böyle bir kendine inanış ve büyük işlere yöneliş rüzgarına ne kadar muhtaçtı...Fakat bu hareket,ne yazık ki, rüzgar gibi geçti.” sözleriyle anlatıyor.

1937’ de estirilen tarımda devrim rüzgarı,1945 yılına kadar sürer. Meclisteki bir bölüm mebus ile meclis dışındaki aydınların desteği ve çabası toprak ağalarının,tüccarların ve tefecilerin güçlü ittifakını aşmayı başaramamıştır.

-Köylü birlikleri projesi kağıt üzerinde kalır,

-Tarım kredi ve satış kooperatifleri devlet parasını dağıtan daha çok tüccar ve tefeci tüccar çıkarına işlemiş,hiçbir zaman gerçek kooperatif olamamış,üretim kooperatifine yönelememiştir.

-Köy kalkınmasının ve tarımı modernleştirmenin temel dayanaklarından biri olarak öngörülen kombinalar büyük çiftçiler için traktör işletmesinden ibaret kalmış. Hakiki ihtiyaç sahipleri yerine köy ağalarının ve nüfuzlu kişilerin istifadesine sunulmuştur. O gün büyük toprak sahiplerine hizmet ettiği için de “devlet,traktör işletmeciliği yapar mı?” diye itiraz eden de olmamıştır. Devletin toprak ağalarına sunduğu makine hizmeti üç yıl sürmüş makine grupları II. Dünya Savaşı ile birlikte şehirlerin ve ordunun ekmeklik ihtiyacını karşılamak üzere oluşturulan devlet çiftliklerinde kullanılmaya başlanmıştır.

-Toprak reformu; 1936 yılında Atatürk’ün çabaları ve daha sonra da İnönü’nün yoğun çalışmaları sonucunda,1945’te Şevket Raşit Hatipoğlu’nun Tarım Bakanlığı döneminde Toprak Kanunu çıkartılabilmiş,fakat uygulanamamıştır.

Kurtuluş Savaşı sonrasında meclisin içinde ve dışındaki bir kısım aydının köylülerle birlik oluşturmadan giriştiği köylü devriminin önündeki engel; toprak ağaları, tüccar ve tefecilerin ittifakıydı. 2000’li yıllarda ülkemiz yine işgal edildi. Bu kez de; ekonomik ve politik işgal altında. Geçmişteki engellerin yanına şimdi de uluslarüstü tarım tekelleri ile onların adına hareket eden örgütleri; IMF, Dünya Bankası,Dünya Ticaret Örgütü eklendi. İşgalciler; yerli ve yabancı ittifakla iyice güçlendi. Devrimciler de geçmişteki yanlışlarından edindikleri tecrübeleri ile köylü adına değil onlarla birlikte mücadele etme bilincine ulaştılar. Acaba kim daha güçlü ne dersiniz?

 
sayfa başına dön