Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 K.MARKS

 


ÇİMDİK



Baydur'un Son Bombası

Adam şu iş güvencesi için neler neler yaptı.
Meclis'te kulisin daniskasıyla birkaç yıl erteletti.
Milletvekillerine keyifli pikniklerle, gündem dışına atacaktı.
Ne var ki, ustası oyunu baştan oynamış... O yasayı ulusal programın içine sıkıştırıvermişti.

Avrupa Birliği yol haritasının kısa dönem takviminde o da var. 
Olunca da, İşveren Sendikalarının bütün perendebazlığı, gelip gelip o ipe takılıyor. İş Güvencesi yasa tasarısı kapıdan atılıyor... Pencereden giriyor. Pencereden kovuluyor... Bacadan düşüyor.
Çare yok !..
Çalışma bakanı, allem kallem yasayı çıkaracak.
Kırk yıllık sendikacı Refik Baydur beyefendi, böyle bir bakan görmemiş olsa da Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan'ın eli mahkûm.
Yasayı çıkaracak.
Galiba bu kez iş ciddi.
Sütre gerisinden çevrilecek dolabın pili bitti.
TİSK Başkanı Refik Baydur açıktan meydan okuyor.
"Yasa çıkarsa, 300 bin işçi, işten atılır !.."
İyi mi ?
Gel de korkudan sığınacak delik arama.
Öyle ya !..
Bu işveren diye yere göğe sığdıramadığımız cici beyler, nazenin hanımlar sabahtan akşama... Akşamdan sabaha iki posta, üç vardiya, eşekler gibi kendicikleri çalışır. Üretir, pazarlar ve paracıkları yığarlar. 
Kimi din, kimi imân, kimi vatan, kimi vicdân, kimi de pîr aşkına, yazık göz hakkı var diyerek, işçilere ücret verirler.
Bunalım bahanesiyle işçi atınca, kimin daha çok zarar ettiğini görmemiş... Azalan işçinin, güçlerini azalttığını yaşamamışlar sanki.
Ve sanki şımarık çocukluktan, kör dilenci statüsüne inen biziz.
Atın efendiler atın !..
O iş yerleri de, bu akıllar da sizin.
Tökezleyinceye... Yuvarlanıncaya... Kendi emeğinizle, kendi ekmeğinizi kazanır hale gelinceye kadar atın.
Pastayı yitirecek olan sizsiniz.
Memet ekmeğini taştan çıkardığı için Memet.
Ya sonra siz neyleyeceksiniz ?

Cem Yılmaz'dan Özür Dileriz

Meğer kombinezona bühân ederken, niyeti başkaymış.
Genco Erkal'ın "Yarışma"sına değil, dolaylı reklâmın cilâsına oje sürüyormuş. 
Amacı dikkatleri çevireceği yeni filme çekmekmiş.
Galiba orda bir travestiyi canlandıracakmış !..
Biz yanılmışız.
Tekrar özür dileriz.

TOBB'nin Eskimez Koşulları 

Türkiye Odalar, Borsalar Birliği.. Yâni tüccar, sanayici ve esnaf irilerinin yasal örgütü sonunda ağzındaki altı bakladan beşini çıkardı.
İslâmın şartı beş ya !..
Onlara göre Türkiye ekonomisinin yeniden büyümesinin şartı da aynı. Ve o beş şart yerine gelmezse, ı'ıh !..
Ekonomi bir milim ileri gitmez.
Koşullar mı ne ?
1 - Devlet bize taze para versin.
2 - Eski borçlarımızı silsin.
3 - Faizleri ucuzlatsın.
4 - Vergi mergi almasın.
5 - Sigorta primi istemesin.
İyi mi ?
İyidir iyi !..
Devlet bütün bunları hemen şimdi yapıvermeli.
Yapıvermeli ki, yeni fabrikalar kurulsun. Mağaza,meyhane, bar, ve kafeler... Pardon işyerleri açılsın. Eskiler yenilensin. 
Tezgâhlar işçiyle, depolar ürünle, mağazalar tüketiciyle dolsun dolsun boşalsın. 
Bakın o zaman işler nasıl tıkırına girer. 
İyi güzel de, çimdikçi altı bakladan beşini sıraladı.
O sonuncu neydi mi buyurdunuz ?
Bunu bilmeyecek ne var ?
O beş şartı yerine getiren devlet, kârı niye cebine atmasın ?
İslâmın şartına uymadı mı ?
Peki zadegânın şartları, pek mi uygun düşüyor ?
Öyleyse hayrını görün.


Şiddet Şiddeti Doğurdu

Nevruz'un aslını bilir misiniz ?
Kibele şenliğidir.
Kibele de kim mi ?
Asya, Anadolu ve elbette Mezopotamya'nın en eski Tanrıçası... 
İlk toplumlar için yaratan... Üreten.. Bolluk, bereket bağışlayan.
İlkel toplum, minnetini açıklamaktan sakınmayacak kadar saftır.
Her bahar, günle gece eşit olduğunda, bir hafta şenlik düzenler.
Adaklar adar... Kurbanlar keser... Yöneticileri bütün takılarını takar... Yönetilenler bütün saçılarını saçar. Varolmanın, doyumun ve mutluluğun sevincini görkemli törenler, doyumsuz şölenler, coşkulu şenliklerle bir arada kutlarlar.
Doğanın yeniden dirilişiyle, insanın varolma çabasına daha bir sevinçle katılması sağlanmış olur.
Yenilir içilir... Çalınır oynanır.
Bir arada, birlikte olmanın olağanüstü gücü... Tek tek her insan bilince bozulmaz bir nakış gibi işleninceye sürer şenlikler.
Ve kişi, dirilmiş, yenilenmiş, güçlenmiş olarak işi başına koşar.
Ama bu bin yıllardır süren bir toplumsal güzelliktir.
Ama güzelliği çirkinlikle değiştirmek isteyen her zaman her yerde tezgâh kurmaya davranır. 
Düzen... Vicdan ya da yöneten, ülkenin yüzde 98'inde öylesine fırsat vermezse yaşam şenliğe döner. 
Verirse ne mi olur ?
Geçtiğimiz 21 Mart'ı bir düşünün.
Nevruz kutlamalarına izin verilmeyen yüzde 2'de ne olduysa o. 
Yalan mı ?



Müjdemizi İsteriz !..

Geçen hafta ne dedik ?
Hazine'nin muslukları ilkin memurlara açılıyor...
He mi ?
Üstünden hafta geçmedi.
Şimdi herkes biliyor.
Biz 700 bin demiştik. Devletin malı deniz. 
1 milyon 500 bin memura daha zam geliyor.
Demek kaynak daha bol... Zaman daha dar imiş.
Yanıldığımız sayı ve zaman için özür dileriz.
Ama tutturduğumuz varsayım için de, müjdemizi...
İşadamlarımız da düşadamlarımız da haklı.
Şu savsöz bizim değil mi ?
İsteyenin bir yüzü kara...
Vermeyenin !.. 


Saddam Orda, Lâdin Nerde ?

Hey Beyaz Saray'dakiler !..
Saddam Bağdat'ta, Babil Kulesi'nin kilittaş gibi oturuyor.
Vurmak da, devirmek de, sizin teknolojinizle çok kolay.
Asıl Şeytanınız Lâdin'se ortalıkta yok.
Onca asker, onca uçak ve helikopter... Üstüne üstlük, polis köpeği gibi kendine koklatılanı arayıp bulan onca akıllı bomba, daha halâ Usame Bin Lâdin'i bulamadı.
Sizin asıl niyetiniz Saddam'dıydı da, Lâdin dublörü mü oynadı? Yoksa dedektif Pinkerton'unuz "Wanted" afişlerini mi karıştırdı.
Hey !..
Beyaz Saray'dakiler !..
Uyduların dilini çözen ustalar !..
Sorumuz size !..
Lâdin'in Saddam'la hiç konuşmadığını saptadığınız gerçek mi ? 
Yoksa, yanlış hesabınızın Bağdat'tan dönüşüne hazırlık mı ?
Biz cahiliz, kendimiz anlayıp kavrayamayız.
Şunu apaçık bir söyleyin de, yüreğimize su serpin.




 
sayfa başına dön